Adam Anladı…

Enes b. Malik radiyallahu anh anlatıyor:

“Bizler mescidde oturuyorken bir adam devesinin üzerinde geldi ve mescidin meydanında hayvanının çöktürerek  bağladı. Sonra mesciddekilere:

-          “Muhammed hanginiz?” diye sordu. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi vesellem de mescidde oturanlar arasında sırtını yaslamış vaziyetteydi.[1] Bizler:

-          “Şu yaslanan beyaz adam Muhammed’dir” dedik. Adam ona: 

-          “Ey Abdulmuttalib’in oğlu!” diye seslendi. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi vesellem:

-          “Seni dinliyorum” diye cevap verdi. Adam:

-          “Ey Muhammed! Sana bir şeyler soracağım. Keskin ve sert sorular soracağım. Bana kızma” dedi. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi vesellem:

-          “Sana kızmayacağım, istediğini sor” buyurdu.[2] Adam:

-          “Senin ve öncekilerin rabbinin hakkı için sana soruyorum: Allah mı seni bütün insanlara gönderd?” diye sordu. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem:

-          “Allahım! (Sen şahitsin). Evet” buyurdu. Adam:

-          “Allah hakkı için soruyorum! Allah mı her gün ve her gecede beş vakit namazı kılmamızı emretti?” diye sordu. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem:

-          “Allahım! (Sen şahitsin). Evet” buyurdu. Adam:

-          “Yine Allah hakkı için soruyorum! Allah mı senenin bu ayını oruç tutmamızı emretti? diye sordu. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem:

-           “Allahım! (Sen şahitsin). Evet” buyurdu. Adam:

-          “Peki Allah hakkı için soruyorum! Bu sadakayı zenginlerimizden alıp fakirlerimize taksim etmeni Allah mı sana emretti? diye sordu. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem :

-          “Allahım! (Sen şahitsin). Evet” buyurdu. Adam bunun ardından dedi ki:

-          “Senin getirdiğin dine inandım. Ben arkamdaki kavmimin elçisiyim. Ben  Benû Sa’d b. Bukeyr sülalesinden Dımam b. Sa’lebe’yim.”

Adam dönüp gidince  Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi vesellemadam anladı” buyurdu. [3]

*****

Soru soran adam ne kadar akıllı imiş! Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’e yönelttiği soruların öncesinde ne güzel bir giriş yaptı ve ne güzel bir mazeret beyan etti! Her bir sorusuna alacağı cevap için de yemin verdirdi; böylece doğru sözlü olan ve doğruluğu Allah tarafından da tasdik edilmiş olan Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’in hakikatı söylediğine tam kanaat getirdi.

Bütün sorularını sorup cevaplarını da alınca müslümanlığını ilan etti. Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in Allah katından getirdiği din iddiasında doğru söyleyip söylemediğini öğrenmek için kavmi adına gelmişti, onların elçisiydi. Kabilesi onun değerlendirmesine tabi olacaklardı, ve müslüman oldular. Onlar onu gönderirlerken aklının üstünlüğüne, tahlil kabiliyetine ve meseleyi doğru anlayacağına tam güveniyorlardı. Hem gnderenlere hem de gönderdikleri kimseye bravo doğrusu!

Nitekim Hazreti Ömer radiyallahu anh da şöyle diyordu: “Meselesini Dımam b. Sa’lebe’den daha güzel ve daha veciz bir şekilde soran bir başkasını görmedim.”[4]

***

Bu hadisi ve altındaki açıklamayı okuyunca “Allah’ın rızasını kazanmada; tefekkürün yolunu açacak, feraset, basiret ve hikmete bizi taşıyacak bir yol ve metod olarak Kritik ve Analitik Düşünme (KAD) tarzı”nın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha kavramış oldum.

Kritik-Analitik Düşünme Sayfalalarından Bazıları:

  http://www.kritik-analitik.com/default.aspx

http://www.ankad.org/

http://www.criticalthinking.com

http://www.criticalthinking.org

19.03.2010

Mahmud Z. Ünal.

 


[1]- Burada Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’in tevazusu ve kibirlenmeyişi keza imamın kendine tabi olanlar arasında yaslanmasının caiz olduğu görülmektedir.

[2] – Hadiste Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’in tevazusu, soru sorup öğrenmek isteyene –sorusundaki setliğe ve kabalığa rağmen- nazik oluşu görülmektedir. Yine bu hadisten şunu anlıyoruz: Öğrenmek isteyenin –sorusunun muallim tarafından güzel karşılanması için- sualinden önce birkaç güzel kelam söylemesi, mazeret beyanıyla söze başlaması gerekir. Bu, maksada ulaşmanın güzel bir yoludur.

[3]- Buhari, Nesai, İbni Mace rivayet etmiş. Benzer ifadelerle Müslim ve ed-Darimi’nin süneninde de geçmektedir. Ayrıca hadis İbn Abbas ve Ebu Hüreyre radıyallahu anhüm’den de rivayet edilmiştir.

[4] – Bu açıklamalar ve üstündeki hadis rivayeti, Abdulfettah Ebu Gudde’nin bu sene (1431h) Binder tarafından yapılan “el-Muallim”- www.elmuallim.org – programında dağıtılan “Bir Eğitimci Olarak Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi vesellem ve Öğretim Metodları” adlı kitaptan alınmıştır. Yasin yayınevi, İst. 1422h, s.33-34.