Asli Günah Senaryosu!…

asli günahİnsan Doğuştan Günahlımı Doğar? Asli Günah Bir Senaryo mu?

Hıristiyan inancına göre her doğan insan, insanlığın atası olan Hz Âdemin (as) yasaklanan şeyi yemesi üzerine günahlı doğmaktadır. Günah kalıtsal bir şekilde, sanki genetik bir yolla nesilden bir sonraki nesile geçmektedir.

Bugünkü yazımızda, bu görüşü, bu inancı çeşitli açılardan ele almaya çalışacağız. Bunu yaparken konuyu mümkün mertebe dağıtmadan ve uzatmadan bitirmeyi hedeflemekteyim. Umarım bu yazımızı yalnızca Müslüman kardeşlerim değil, Hıristiyan okurlarımda okur ve sağduyu içerisinde bu bilgileri düşünüp değerlendirirler.


Günahın Tanımı:

Allah’ın (cc) yapılmasını yasakladığı fiillerin işlenmesine günah denir. Bu açıklama şeklinde Yahudi, Hıristiyan ve İslâm inancı ortak yaklaşım içerisindedir.


Eski Antlaşmaya Göre Günahın Durumu:

Eski Antlaşmada günah kavramı üzerinde durmadan önce, Hz Âdemle Hz Havanın Cennetten çıkışları olayını ele almak istiyorum. Kur’an-ı Kerimde bu süreç başta Bakara Suresinin 30 ile 38. ayetleri arasında ele alınmaktadır. Burada insanların İsrailiyyat[1] neticesinde benimsedikleri bir durum söz konusudur. Sanki yasaklanan şey yenilmemiş olsa Hz Âdem ve Hz Havva validemiz Cennetten çıkmayacaklardı. Bu düşünce öncelikle Kur’an-ı Kerim’e aykırıdır. Bakara Suresinin 30. ayetinde Rabbimiz “Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, dedi…” eğer bu ayette, “yeryüzünde” değil de “yeryüzünden” denmiş olsaydı, dünya yalnızca insanın yaratılış yeri olacak, yaşam yeri olmayacaktı. Ama ayet-i kerimeye dikkat ederseniz “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” ifadesi vardır. Yani dünya insanın yaşayacağı yerdir. İnsan yeryüzünde yaşayacak ve erdemli bir yaşam sürmesi tasarlanan bir varlıktır. Cennette o olay meydana gelmemiş olsaydı bile, Hz Âdem ile Hz Havva yaşam alanları olan yeryüzüne döndürüleceklerdi.

Eski Antlaşmada da bunu görmek mümkünken, Hıristiyan Teolojisinin etkisiyle bu olay farklı bir mecraya çekilmiştir. Peki, Eski Antlaşmanın Tevrat Kitabı bu konu hakkında ne tür bilgiler veriyor bunu hep birlikte göreceğiz.

Tevrat’a baktığımızda, Tevrat’ta da insanın yaşam yeri olarak yeryüzü gösterilmektedir[2]. Ancak yasaklanan meyvenin yenmesi sonucunda insanın ölümlü olduğu, olacağı vurgulanır[3]. Hatta insanın meyveyi yediği gün kesinlikle öleceğinin ifade edildiğini görmekteyiz. Ama bu ifadeler yine Tevrat’ın kendisine aykırıdır. Tevrat’a göre insan ölümlüdür ve insana verilen ömür 120 yıldır[4]. Ayrıca, Hz Âdem ve Hz Havvanın meyveyi yedikleri gün kesinlikle ölmeleri gerekirken ölmemişlerdir. Bu tutarsızlıklarda Tevrat’a insan sözlerinin ve görüşlerinin nasıl karıştırıldığının bir başka delilidir[5]. Tekrar konumuza dönersek, Tevrat asla kalıtsal bir günahtan bahsetmez. Daha sonraki peygamberlik kitapları da kalıtsal bir günahtan bahsetmemektedir. Aksine günahların bağışlanmasından, Tanrıyla barışmaktan, Cumartesi günleri kâhince sunaklarla affa ulaşmaktan bahseder, Tevrat’a göre bu kalıcı bir yasadır[6]. Yani Tevrat’a ve Hıristiyanlık öncesi diğer peygamberlik sözlerine göre kalıtsal bir günahtan söz etmek mümkün değildir. Hatta aşağıda okuyacağınız ayetler Hıristiyan inancını tamamen çürütmektedir:

Hez.18: 20 Ölecek olan günah işleyen kişidir. Oğul babasının suçundan sorumlu tutulamaz, baba da oğlunun suçundan sorumlu tutulamaz.

Eyüp.33: 9 ‘Ben kusursuz ve günahsızım, Temiz ve suçsuzum.


Bu okuduğunuz ayetler de hem kimsenin başkasının günahından sorumlu olmadığı gerçeği açıkça ifade edilmiştir hemde Eyüp (as) kendisini günahsız ve temiz olarak tanıtmaktadır
. Halbuki Hıristiyan inancına göre herkes günah işlemişti[7]. Bu durumda kalıtsal günah fikri nerede ve ne zaman ortaya çıktı bunu hep birlikte yazımızın devamında göreceğiz.


Hz İsanın (as) Günaha Yaklaşımı:

İncilin içerisinde Meryem oğlu İsa Mesih’e (as) atfedilen kısımların hiçbir yerinde bu kalıtsal günaha rastlamak mümkün değildir. Evet, çok şaşırtıcı bir durum, ölümüyle insanlığı kalıtsal günahtan kurtardığına inanılan kişi, Hz İsa (as) hiçbir zaman kalıtsal günahtan bahsetmediği gibi, çarmıh olayından önce birçok kişiye günahının bağışlandığını söylemiştir[8]. Eski Antlaşmada olmayan, Hz İsa’ya (as) atfedilen metinlerde meydanda olmayan bu günah nereden çıktı diye sormamız gerekiyor. Şimdi Hz İsa’nın (as) yönlendirdiği havarilerin günah anlayışına bakmakta fayda olduğunu düşünüyorum.


Hz İsa (as) Sonrası Asli Günah:

İncil’e baktığımızda, Hz İsa (as) Havarilere bir yetki vermiştir. Verdiği yetki, insanların günahlarını bağışlama yetkisi[9]. İnsanların günahlarını bağışlama yetkisi olanlar acaba kalıtsal bir günahtan bahsedebilirler mi? Diğer bir husus şudur, ölümüyle ve dirilmesiyle kalıtsal günahı kaldırmış olduğuna inanılan zat, dirildikten sonra Havarilere böyle bir yetki veriyor. Madem öldüğünde, kendisine iman edenler açısından günah tamamen ortadan kalkmıştı bu Havarilere neden günahları bağışlama yetkisi verildi? İnsanların daha sonra işleyebilecekleri günah için denecek olsa, Havariler öldükten sonraki insanlar bundan mahrum kalmış olmaz mı? Şimdi buradan da anlıyoruz ki, Pavlusa kadar kalıtsal günahtan bahsedilmemiştir. Diğer bir deyişle, başka inançlarda var olan kalıtsal günah olayı, Yahudi ve Hıristiyanlarca Pavlustan önce dile getirilmemiş ve Pavlus sonrası da büyük tartışmalara konu olmuştur.


Başka İnançlarda Asli Günah:

Hint düşüncesinde insan olarak dünyaya gelmiş olmak kalıtımsal günah demektir. Çünkü karma tenasüh ve samsara anlayışına göre, insanların şimdiki günahları önceki hatalarının soncudur. Zerdüştler için Mitra’ya yalan söylemek ezeli ve ebedi günahtır. Ayrıca Zerdüştler’de şuur üstü ve şuur altı arasındaki bir çatışma olarak asli günah anlayışı var olagelmiştir. Mitolojik anlayışta en ilginç olan hususlardan birisi de kalıtımsal günahtan kurtulmak için mutluluk içerisinde kendi canını Tanrı’ya adak olarak verme inancının var olmasıdır. Buna mutlu günah (felix culpa) denmesi, meseleyi daha ilginç bir boyuta taşımaktadır. Asli günahı da bir kısım Hıristiyan din bilimcileri felix culpa olarak görürler. Yani onlara göre Asli günah büyük bir aşkı ortaya çıkarmıştır. Bu, bir anlamda verim için tohumun toprakta çürümesine benzetilmektedir. İsa gelerek kanıyla insanlığın günahını temizlemiştir. Günümüzün kadını bu bakımdan aynı zamanda Havva’yı ve cennetten kovulmayı hatırlatmakla o günleri ve kurtuluşu da hatırlatmaktadır. Burada Havva, bir kadın olarak suçlu kabul edilmekte, bununla beraber bu oluşumun bir kader, felix culpa (mutlu günah) olarak düşünülmesi de mitolojik alt yapıyı hatırlatmaktadır. Hititler’de de nesilden nesile gelen günah anlayışı vardı. Sümerler’de asli günah yoksa da insanın potansiyel günahının nesilden nesile geçtiğine inanılırdı. Asur ve Babil inancında da böyle bir anlayış mevcuttu[10].


Yazımızın 2. kısmı Pavlusun Günah Anlayışı, Pavlus Sonrası Günah Anlayışı ve Tartışmaları, Sonuç bölümlerinden oluşacaktır. Çalışmanın tahminlerimden daha uzun bir metin oluşturması, yazıyı 2 ayrı bölümde yayınlamanın daha uygun olacağı kanaatine vardırdı.
Yazının buraya kadar olan bölümlerinde bile, bu yazıyı okuyacak arkadaşlarımın genel bir kanaati oluşmuştur. Eminim ki, sağduyulu bir şekil de bu yazıyı okuyacak Hıristiyan arkadaşlarda da bir kanaat meydana gelecektir.

Kıymetli okurlar, sevgili dostlar!…

Hatırlayacağınız gibi bundan önceki yazımız da Hıristiyanlık İnancında ki “Asli Günah” düşüncesini ele almıştık. O yazımızda; Günahın Tanımı, Eski Antlaşmaya Göre Günahın Durumu, Hz İsa (as) nın Günaha Yaklaşımı, Hz İsa (as) Sonrası Asli Günah ve Diğer İnançlarda Asli Günah konularını işlemiştik.

Buraya kadarki konularda, Asli Günahın olmadığını, başka din ve mitolojilerde Asli Günah unsurunun bulunduğunu görmüştük. Asli Günah Hıristiyanlığa Pavlus[11] kanalıyla girmiş bir inançtır. Şimdi hep birlikte konumuza kaldığımız yerden devam edelim.


Pavlusun Günah Anlayışı:

Pavlus’a bugünkü Hıristiyanlığın mimarı demek onu en kısa yoldan tanıtmak olurdu. Eldeki mevcut incilin büyük bir kısmı ona atfedilen mektuplardan oluşmakta, mevcut İncil de Meryem oğlu İsa Mesih’e (as) atfedilen bir çok sözün yorumunu bu mektuplarla yapmaktadır.

Pavlusun Hıristiyan olmasından önce yazıldığına inanılan İncillerle, Pavlusun Hıristiyan olmasından sonra yazıldığına inanılan İncillerin Meryem oğlu İsa Mesih’in (as) kimliği hakkında ciddi ayrılıklarının olmasının nedeni de Pavlustur. Örneğin Matta İncili tamamen insan olan ve Yahudilerce beklenmekte olan Mesih’in eski metinlerde müjdelenen kişi olduğu üzerinde durur ve ilk olarak insan olan Meryem oğlu İsa Mesih’in soy ağacını vermekle başlar. Yine bir diğer yazar Markos’a göre İsa Mesih bir kurtarıcıdır, beklenen Mesihtir ama insandır. Markos’ta Pavlustan etkilenmiş ama İncilinde Meryem oğlu İsa Mesih’i İlahlaştırmamıştır. Lukada da yine benzeri bir durum söz konusudur. Ancak Pavlusun yaşamından bir kuşak sonra yazıldığı tahmin edilen Yuhanna İnciline baktığımızda ise, İlahlaştırılmış ama insan olan bir İsa Mesih görmekteyiz. Buda Meryem oğlu İsa Mesih’in (as) nasıl ve kimler tarafından ilahlaştırıldığı hakkında bizlere bilgiler vermektedir. Yuhanna İncilinin yazarının Pavlusun mektuplarından ciddi bir şekilde etkilendiği görülmektedir.

Tekrar konumuza dönersek, asli günah fikri Pavlusca Hıristiyanlığa sokulmuş ve Meryem oğlu İsa Mesih’i (as) ilahlaştırmak amacını gütmüştür. Yani bu asli günah olmazsa, Tanrının insan olup kendisini kurban etmesinin hiçbir anlamı kalmazdı ve yoktur. Yahudi geleneklerinde insanlar suç sunusu olarak kurbanlar sunmaktaydı. Asli günah içinde bir günah sunusu gerekliydi ama bu sunu insan olamazdı. İnsan olsaydı neden başka bir peygamber değil sorusu karşımıza çıkardı. Pavlus bu nedenle bütün insanlığı günahlı ilan etmiş geriye yalnızca Meryem oğlu İsa Mesih’i (as) bırakmıştır[12]. Diğer bir nokta ise, insanın öldürülmesi On Emirce yasaklanmıştı[13]. Bu durumda Meryem oğlu İsa Mesih (as) insan değil Tanrının beden alıp göründüğü bir sureti olacaktı. Böylece Hıristiyanlar çarmıhta öldürüldüğüne inandıkları Mesihlerinden dolayı, Yahudileri suçlamayacak, onlara kin duymayacak, onları yargılamayacaklardı, çünkü bu çarmıh hadisesi Tanrının insanlığı bir kurtarma planıydı[14]. Ama bu plan Pavlusun kurgusundan, Yahudileri aklamasından ve Hıristiyanlığı dejenere etmesinden başka bir şey değildi. Bu nasıl bir kurtuluş planıdır ki, Pavlustan önce hiç kimse bu plandan bahsetmemiştir[15]. Buna Meryem oğlu İsa Mesih de (as) dâhildir. Bu durumda Pavlus, kendisinden önce hiç kimseye nasip olmamış bir lûtuf la onurlanmıştır. İşte eldeki mevcut İncil metinlerinin birbirleriyle en çok çeliştiği, farklı rivayetlerde bulunduğu, hesap hataları yaptığı, insansı müdahalelerin en çok görüldüğü bölümleri, İsa Mesihin yakalanmasıyla başlayan, yargılanmasıyla devam eden, cezalandırılması, öldürülmesi, dirilmesi, Havarilere görünmesiyle son bulan kısımlarıyla alâkalıdır.

Şunu çok rahat bir şekilde söyleyebiliriz ki, Asli Günah yaklaşımı olmadan Meryem oğlu İsa Mesih’in (as) ilâhlaşmasının bir anlamı kalmazdı. Yakup’la (as) insan olup güreşen Tanrı[16] nedense kendisini kurban etmedi ama sonra acılar çekerek kendisini, kendisine kurban sundu!

Pavlusun ilk mektuplarına baktığımızda Meryem oğlu İsa Mesih’i (as) bir insan, Tanrıyla insanlar arasında bir aracı olarak sunduğunu[17] Tanrının, tek, görülmez ve ölmez olduğunu[18] savunduğunu ama daha sonra Meryem oğlu İsa Mesih’i (as) ilahlaştırdığını görürüz. Pavlusun kendi sözlerinde çelişmesinin de temel nedeni budur. Yoksa bir sözünüzde Tanrının tek, görülmez ve ölmez olduğunu söyleyeceksiniz[19], daha sonra görülen ve ölen birisine Tanrı diyeceksiniz. Aklı başında hiç bir insan kendisiyle hiçbir zaman bu kadar çelişemez. Ama Pavlus bunu zaman içerisinde ve yavaşça yapmıştır. Tanrıya ait olan özellikleri yavaş yavaş Meryem oğlu İsa Mesih’e (as) yüklemiş, insanların bilinç altına dolaylı yoldan onu Tanrı olarak yerleştirmişti. Bunu yaparken de hiçbir hileden uzak durmamış, insanları kandırmayı Tanrıya hizmet olarak saymıştır[20].

Sonuç olarak, Pavlusun Asli Günah yaklaşımını Hıristiyanlığa yerleştirmesindeki temel amacı Meryem oğlu İsa Mesih’i (as) İlâhlaştırmaya çalışmaktır. Pavlusun zaman içerisindeki bu değişimi diğer elçilerle de arasını açmıştır. Pavlusun bu duyurularıyla elçilerin duyurularının aynı olmadığını bugünkü İncillerden ve Pavlusun kendi ifadelerinden görmek mümkündür[21]. Hiç tuhaf değil mi, mevcut İncillere göre, Hz İsa (as) Havarilerini müjdeyi duyurmak için görevlendirmişken, bu insanların bildirimlerinin İncil de ne kadar az olduğu!… Aksine neredeyse İncilin tamamı, Hz İsa’yı (as) hiç görmemiş kişilerce oluşturulmuştur. Bu kişilerin Havarilerden verdikleri haberlere baktığınızda, Hz İsa’nın bir Tanrısı vardır ve o insandır. Evet, Asli Günah, Pavlus tarafından Hz İsa’yı (as) İlâhlaştırmak için oluşturulmuş, sözde Tanrısal bir Plan gibi görünen ama tamamen Pavlussal bir kurgudan başka bir şey değildir.


Pavlus Sonrası Günah Anlayışı ve Tartışmaları:

Pavlusun Teslis Öğretisine karşı çıkışlar olduğu gibi, Asli Günah öğretisine de karşı çıkışlar olmuştur. Teslis Öğretisinin “Konsüller” de tartışıldığı gibi, Asli Günah Öğretisi de “Sinod” lar[22] da tartışılmıştır.

Asli Günah Öğretisi, tıpkı Teslis gibi Hıristiyan dünyasında tamamen ve itirazsız kabul görmüş bir düşünce değildir. Hıristiyanlık tarihinde, Pavlus sonrası, Asli Günah Öğretisine en güçlü karşı çıkışı Pelagiusun yaptığını görmekteyiz[23]. Oda tıpkı, selefi Aryus gibi, Pavlus Kilisesine karşı yaptığı bu çıkıştan sonra çok fazla yaşamamış 35 yaşlarında ölmüştür.

Pelagius kilisece kabul edilen resmi öğretiye karşı dinî konulardaki çıkışlarıyla dikkat çekmiş, özellikle Aziz Augustinus’la teolojik tartışmaları o zamana göre önemli şekilde gündem oluşturmuştur. Pelagius hemen her fırsatta, hatta seyahat ve gezileri esnasında yaşamı boyunca Augustinus’a karşı insanın özgürlüğünü ve özgür iradesini savunmuştur. Pelagius, Pavlus’un Asli Günah, Tanrı inayeti ve insanın özgür iradesi ile çocukların günahkâr doğduğu konularındaki görüşlerine karşı, kendi görüşlerini ortaya koymuş ve hayli itibar kazanmıştır. Buna karşın Pavlus’un destekçisi Augustinus, atağa geçmiş ve aralarında Hıristiyanlık tarihi açısından çok önemli olan teolojik tartışmalar ve Polemikler yaşanmıştır. Bu sebeple birçok bölgesel sinod toplanmış, ilk defa konsiller oluşturulmuş ve Hıristiyanlığın inanç anlayışı ile kutsal metinleri tartışılmıştır. Pelagius ve arkadaşları, çoğu zaman diğer Hıristiyan teologlar tarafından hiç dinlenmeden ve çoğunluğun Augustinus’un etkisi altında kalmasından dolayı bu sinod ve konsillerde heretik ilan edilmişlerdir. Bazen Pelagius’un gıyabında gerçekleşen bu durum Pelagius ve arkadaşlarının aforoz edilmesine kadar gitmiştir[24].


Pavlusun mektuplarının, Kutsal Kitabın içerisinde olduğu en eski nüshaları bu dönemlere aittir
. Buda bizlere Pavlusun mektuplarının insanlar tarafından okunduğu ama Kutsal Metin olarak itirazsız kabul görmediğini göstermektedir. Yoksa, Pavlusun mektuplarının Kutsal Metinler olarak görüldüğü bir ortamda, onun öğretisinin tam zıddı bir görüşü ortaya koymak nasıl mümkün olabilir ki? Bu konuya, konulara başka bir yazımızda değineceğiz.

Pelagiusun bu çıkışına karşı, Pavlus Kilisesinin müdafasını üstlenen Aziz Augustinus hiçbir şekilde karşılıklı, yüzyüze bir tartışmaya yanaşmamıştır. Buna rağmen Pelagius, doğru olduğuna inandığı dinî görüşlerini Augustinus’a karşı, her yerde anlatmayı sürdürmüş, bu görüşlerini birtakım kitaplar yazarak ölümsüzleştirmiştir. İşin tuhaf tarafı Aziz Augustinus, onunla dini münazaradan ve cemaat huzurunda birebir tartışmaktan sürekli kaçınmıştır… Pelagius’a yazı ile cevap vermeyi yeğlemiştir. Pelagius ise, Aziz Augustinus ile tartışabilmek için adeta hafiye gibi peşinden koşmuştur. Hatta bir defasında 410 yılında Hippo şehrinde onu yakalamak üzere iken elinden kaçırdığı kaynaklarda ifade edilmektedir[25].

Sizlerinde gördüğü gibi Pavlusun bu fikri hem kendi döneminde, hem de sonraki dönemlerde tartışmalara neden olmuştur.


Sonuç:

Sonuç olarak, her iki yazımızda da açıkça görüleceği gibi, Asli Günah Öğretisi Pavlusun başka inançlardan, Meryem oğlu İsa Mesih’i (as) İlâhlaştırmak için Hıristiyanlığa soktuğu bir öğretidir. Günahın kalıtsallığı iddia edilirken, İmanın kalıtsal olabileceği devamlı göz ardı edilmiş ve ettirilmiştir. Eğer gerçekten Hz Âdemin yaşadığı olumsuz bir olay kalıtsal oluyorsa, olumlu yaşadıklarının da kalıtsal olması gerekirdi.

Tamamen Hıristiyan Teolojisine yer verdiğim bu yazımda sözlerimi önceki yazımda kullandığım bir ayetle noktalıyor, bu yazıları okuyacak Hıristiyan arkadaşlardan bu konuları iyice araştırıp düşünmelerini rica ediyorum.

Hez.18: 20 Ölecek olan günah işleyen kişidir. Oğul babasının suçundan sorumlu tutulamaz, baba da oğlunun suçundan sorumlu tutulamaz

Dip Not:

[1] İSRÂİLİYYÂT: İsrâiloğullarına âit haberler demektir. İsrâiliyyât denilen haberler üç kısımdır. 1) Hurâfe ve uydurma özelliğinde olan ve nakl edilmesi yasaklanan haberler. 2) Ehl-i kitâbın (yahûdî ve hıristiyanların) anlattıklarından, müslümanlar tarafından tasdîk veya tekzîb (yalanlama) edilmemesi bildirilenler. 3) İslâmî akîdelere (îmân esaslara) ve dînî hükümlere ters düşmeyen ve nakl edilmesine izin verilen haberler. (Zehebî, Süyûtî, İbn-i Allân)

[2] Yar.1: 26 Tanrı, «İnsanı kendi suretimizde, kendimize benzer yaratalım» dedi, «Denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, evcil hayvanlara, sürüngenlere,   yeryüzünün tümüne egemen olsun.» Bknz Yar.1: 28

[3] Yar.2: 17 «Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün.» Bknz Yar.3: 3

[4] Yar.6: 3 RAB, «Ruhum insanda sonsuza dek kalmayacak, çünkü o ölümlüdür» dedi, «İnsanın ömrü yüz yirmi yıl olacak

[5] Tevrat’a göre bir sözün Allahtan (cc) olup olmadığını anlaşılması şöyledir: Yas.18: 22 Eğer bir peygamber RAB’bin adına konuşur, ama konuştuğu söz yerine gelmez ya da gerçekleşmezse, o söz RAB’den değildir… Eğer yasaklanan meyvenin yendiği an Hz Âdem ile Hz Havva ölmemişse, öleceğinin söylendiği Yar.2: 17 ayet insansı tahrife muhatap kalmıştır demektir.

[6] Mısırdan Çıkış Bölüm 25: 22 Seninle orada, Levha Sandığı’nın4 üstündeki Keruvlar arasında, Bağışlanma Kapağı’nın üzerinde görüşeceğim ve İsrailliler için sana buyruklar vereceğim.›› ‹‹Kapporet›› sözcüğü Tanrı’nın öfkesinin yatıştırıldığı, halkının günahlarının bağışlanıp Tanrı’yla barıştırıldığı özel yeri ifade ediyordu.

 

Leviviler Bölüm 16: 16 Böylece En Kutsal Bölüm’ü İsrail halkının kirliliklerinden, başkaldırılarından, bütün günahlarından arındıracak.

 

Leviviler Bölüm 16: 29 “Aşağıdakiler sizin için sürekli bir yasa olacak: Yedinci ayın onuncu günü benliğinizi yeneceksiniz. Gerek İsrailliler’den, gerekse aranızda yaşayan yabancılardan hiç kimse çalışmayacak. 30 Çünkü o gün, Kâhin Harun sizi pak kılmak için günahlarınızı bağışlatacaktır. RAB’bin huzurunda bütün günahlarınızdan arınacaksınız.   31 O gün Şabat’tır, sizin için dinlenme günüdür. Benliğinizi yeneceksiniz. Bu sürekli bir yasadır.  32 Babasının meshedip kendi yerine atadığı kâhin günahları bağışlatacak. Kutsal keten giysileri giyecek.

 

Leviviler Bölüm 23: 28 O gün hiç iş yapmayacaksınız. Çünkü Tanrınız RAB’bin huzurunda günahlarınızı bağışlatacağınız bağışlanma günüdür.

 

 

Çölde Sayım Bölüm 14: 19 Mısır’dan çıkışlarından bugüne dek bu halkı nasıl bağışladıysan, büyük sevgin uyarınca onların suçunu bağışla.”20 RAB, “Dileğin üzerine onları bağışladım” diye yanıtladı,

 

Yeşeya Bölüm 44: 22 Başkaldırılarınızı bulut gibi,Günahlarınızı sis gibi sildim.

 

Yeşeya Bölüm 43: 24…Tersine, beni günahlarınızla uğraştırdınız, Suçlarınızla usandırdınız.   25 Kendi uğruna suçlarınızı silen Ben’im, evet Ben’im, Günahlarınızı anmaz oldum.

[7] Rom.3: 23 Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı.

[8] Luk.7: 48 Sonra kadına, “Günahların bağışlandı” dedi. Luk.5: 20 İsa onların imanını görünce, “Dostum, günahların bağışlandı” dedi. Mar.2: 5 İsa onların imanını görünce felçliye, “Oğlum, günahların bağışlandı” dedi. Mat.9: 2 Kendisine, yatak üzerinde felçli bir adam getirdiler. İsa onların imanını görünce felçliye, “Cesur ol, oğlum, günahların bağışlandı” dedi.

[9]  Yu.20: 23 “Kimin günahlarını bağışlarsanız, bağışlanmış olur; kimin günahlarını bağışlamazsanız, bağışlanmamış kalır.”

[10] Bilal DOĞAN, Doktora Tezi, Bursa 2008, HIRİSTİYANLIKTA ASLİ GÜHAH DOKTRİNİ

[11] Pavlus’un hayatı hakkında tam ve akla yatkın bir biyografik bilginin bulunmadığı, özellikle bu konuda yapılan ilmi araştırmalarda ifade edilmektedir. Pavlus’un hayatı ile ilgili bilgilerin çoğunluğu mektuplarında ve özellikle Elçilerin işlerinde yer almakla birlikte, ona atfedilen sonraki bazı derlemelerde abartılı da olsa birtakım bilgiler bulunmaktadır. Doğum tarihi olarak İsa’dan 5–7 yıl öncesinden, İsa’dan sonra 10’a kadar değişik tarihler verilmektedir. Genel kanaat, İsa’dan sonraki ilk 10 yılda, ya da ortalarında olduğu şeklindedir. Nitekim 62’de Filemona yazdığı mektubunun bazı nüshalarının 9. bölümünde 55 yaşında olduğu bilgisinin bulunması, bu bakımdan dikkate değerdir. Yani onun İ.S. 6–10 civarında doğduğu, 62–67 tarihleri arasında öldüğü ifade edilmektedir. Bu konuda kaynaklarda çok farklı bilgiler bulmak mümkündür.

[12] Rom.3: 23 Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı.

[13] Yas.5: 17 “‘Adam öldürmeyeceksin.

[14] Ef.1: 7-8 … Mesih’in kanı aracılığıyla Mesih’te kurtuluşa, suçlarımızın bağışlanmasına kavuştuk. Kol.1: 14 O’nda kurtuluşa, günahlarımızın bağışına sahibiz.

[15] Ef.3: 11 Bu, Tanrı’nın başlangıçtan beri tasarladığı ve Rabbimiz Mesih İsa’da yerine getirdiği amaca uygundu.

[16] Yar.32: 28 Adam, “Artık sana Yakup değil, İsrail* denecek” dedi, “Çünkü Tanrı’yla, insanlarla güreşip yendin.” D Not 32:28 “İsrail”: “Tanrı’yla güreşir” anlamına gelir. Hoş.12: 3 Yakup ana rahminde kardeşinin topuğunu tuttu, Büyüyünce Tanrı’yla güreşti.

[17] 1.Ti.2: 5-6 Çünkü tek Tanrı ve Tanrı’yla insanlar arasında tek aracı vardır. O da insan olan ve kendisini herkes için fidye olarak sunmuş bulunan Mesih İsa’dır. Uygun zamanda verilen tanıklık budur.

[18] 1.Ti.1: 17 Onur ve yücelik sonsuzlara dek bütün çağların Kralı, ölümsüz ve görünmez tek Tanrı’nın olsun! Amin.

[19]  Bknz 1.Ti.1: 17

[20] 1.Ko.9: 19 Ben özgürüm, kimsenin kölesi değilim. Ama daha çok kişi kazanayım diye herkesin kölesi oldum.

1.Ko.9: 20 Yahudiler’i kazanmak için Yahudiler’e Yahudi gibi davrandım. Kendim Kutsal Yasa’nın denetimi altında olmadığım halde, Yasa altında olanları kazanmak için onlara Yasa altındaymışım gibi davrandım.

1.Ko.9: 21 Tanrı’nın Yasası’na sahip olmayan biri değilim, Mesih’in Yasası altındayım. Buna karşın, Yasa’ya sahip olmayanları kazanmak için Yasa’ya sahip değilmişim gibi davrandım.

1.Ko.9: 22 Güçsüzleri kazanmak için onlarla güçsüz oldum. Ne yapıp yapıp bazılarını kurtarmak için herkesle her şey oldum.

1.Ko.9: 23 Bunların hepsini Müjde’de payım olsun diye, Müjde uğruna yapıyorum.

[21] 2.Ko.11: 4 Çünkü size gelen ve bizim tanıttığımızdan değişik bir İsa’yı tanıtanları pekâlâ hoş görüyorsunuz. Ayrıca, aldığınız ruhtan farklı bir ruhu ve kabul ettiğinizden farklı bir müjdeyi kabul ederek bunları hoş görüyorsunuz.

Gal.1: 6 Sizi Mesih’in lütfuyla çağıranı bırakıp değişik bir müjdeye böylesine çarçabuk dönmenize şaşıyorum.

Gal.1: 7 Gerçekte başka bir müjde yoktur. Ancak aklınızı karıştırıp Mesih’in Müjdesi’ni çarpıtmak isteyenler vardır.

Gal.1: 8 İster biz, ister gökten bir melek size bildirdiğimize ters düşen bir müjde bildirirse, lanet olsun ona!

Gal.1: 9 Daha önce söylediğimizi şimdi yine söylüyorum: Bir kimse size kabul ettiğinize ters düşen bir müjde bildirirse, ona lanet olsun!

[22] Sinod; Hıristiyan Teolojisinde mahalli, bölgesel, belirli sayıda katılımla yapılan, küçük ölçekli Konsüllere verilen isimdir.

[23] Pelagius’un hayatı ile ilgili belirsizlikler Pavlus’un hayatı ile ilgili belirsizliklerden daha çoktur. Bu yüzden doğumu ve ölümü hakkında çok farklı bilgiler bulunmaktadır. Bazı kaynaklarda Britanya’da veya İrlanda’da, 384 yılında ya da daha önce doğduğu, 418’de ya da 422’de öldüğü belirtilir. LAK, c.3, s.124

[24] Bilal DOĞAN, Doktora Tezi, Bursa 2008, HIRİSTİYANLIKTA ASLİ GÜHAH DOKTRİNİ

[25] Bilal DOĞAN, Doktora Tezi, Bursa 2008, HIRİSTİYANLIKTA ASLİ GÜHAH DOKTRİNİ