Değişimin Tohumları, Başlangıç Noktaları

Allah bize peygamberimizi göndermekle büyük lütufta bulundu. Nasıl ibadet edeceğimizi, karanlıktan nasıl kurutlup aydınlığa çıkacağımızın yollarını bize öğretti ve gösterdi. Son peygamberin ümmeti olmak bizim için büyük bir nimettir. Çünkü o, peygamberlerin sonuncusu ve bütün yaratılmışların en üstünüdür. Biz de onun ümmeti olarak en hayırlı ümmet olduk. Yeryüzündeki temel vazifemiz, sadece iyiliği emretmek, kötülüğü yasaklamak değil, aynı zamanda iyilikleri yapmak ve kötülüklerden kaçmaktır. Başkasının iyilik yapmasını emredip, kötülük yapmasını yasaklarken insanın kendini unutması nasıl bir şeydir? Hem de bunu inandığı kitabı okuyup dururken yapmak, düşünen bir insanın yapabileceği birşey değildir.

Müslümanlar olarak vazifelerimizi bilmek zorundayız. Değişimin temelleri de buradadır.

kimdegisimiserÖncelikle, mümkün olduğu kadar, yani gücümüzün yettiği kadar, hiç bir mazeret üretmeden öğrenmeye zaman ayırıp gayret edeceğiz. Öğrenmek, beşikten mezara kadar devam eden bir süreçtir ve durağı yoktur. “Kendimizi, genç ya da ihtiyar, kadın ve erkek ayırımı yapmadan, suni mazeretler üretmeden her gün, her an eğitmeliyiz ve sürekli geliştirmeliyiz.” Öğrendiklerimizi uygulamalıyız ve etrafımızdakilere öğretmeliyiz. Müslümanlar olarak bize verilen nimetleri, ilmimizi, sağlığımızı ve malımızı paylaşmak konusunda bencil olmamalıyız. Mesela, sağlığımızı bizim yardımımıza ihtiyacı olanlar için kullanabiliriz. Sandalyede namaz kılmak zorunda olanı düşün. Sen sağlıklı olduğun için şükretmen gerekir. Küçük veya büyük demeden Allah’ın yarattıklarına hizmet edip O’nun rızasını kazanmaya çalışmalıyız. Bu yaratıkların canlı veya cansız, ağaç veya taş olması farketmez. Ağaçların ve taşların peygamberimize selam verdiğini, üzerinde hutbe okuduğu kütüğün ayrılığa dayanamayıp inlediğini, devenin gelip sahibini şikayet ettiğini, Hacerülesved’in cennetten geldiğini unutma.

İyilik yapmaya aile fertlerinden başlayarak, en yakından en uzağına kadar devam edebiliriz. Bugün birçok insanın zihninden İslam hakkında yanlış şekiller oluşmuş durumdadır. Doğru hareketlerimizle bu yanlış şekilleri doğrusu ile değiştirebiliriz. Peygamberimizin hayatında bunun sayısız örneklerini bulabiliriz. Onun düşmanları onu öldürmeye giderken müslüman oldular. Maalesef öyle bir duruma geldik ki, değil başkalarına yardım  etmek, kendi aile fertlerimize dua etmeyi bile ihmal ediyoruz. Durum bu iken, dışımızdaki 1.5 milyar müslümana, 8 milyar ümmete nasıl ulaşacağız? Birisine kızdığımız zaman eşek, maymun vb. hakaretlerde bulunan birisi nasıl olacakta o insanlara yardımcı olacak? Maymun veya eşek bile olsa, onlara bile iyi davranmayı, zulmetmemeyi inandığımız din emrederken… Zararlı hayvanları bile ancak bize zarar verecekleri zaman öldürmeye izin varken…

Peygamberimiz sadece insanlığa değil aynı zamanda cinlere de peygamber olarak gönderildi. Onun rahmeti sadece insanlığa değil bütün yaratıklaradır. Bundan dolayı daha küçük yaşta iken bulut onu güneşten koruyordu. Kendimize bile merhametimiz yokken, en yakınlarımıza bile merhametimiz yokken, insanlığa nasıl merhamet edeceğiz? Öyleyse önce kendimizle barışacağız, içimizde barışı sağlayacağız. Ne zaman? Hemen şimdi. Bunun temeli de, hatalarımızdan hemen dönüp Allah’tan affımızı isteyerek başlamaktır. Bizi yaratan O, zayıflıklarımızı en iyi bilen O, bizden tevbe etmemizi isteyen de yine O. Ne zaman tevbe edeceğiz? Hemen şimdi. Namaz kılmıyorsan kılmaya, başın açıksa örtünmeye, porno seyrediyorsan seyretmemeye, ticaretinde hile yapıyorsan yapmamaya, eşinle aranız bozuksa düzeltmeye hemen şimdi karar ver.  Bu yazıyı bitirmeyi bekleme değişime başlamak için. Tevbeyi erteleten şeytandır. Şeytan ertelemeni istiyor, Allah hemen istiyor. Hangisi daha önemli ve öncelikli? Huzur istiyorsan, huzur yollarını açıp huzursuzluk getiren şeylerin yolunu kapatacaksın. Onun yolu da tevbe edip Yaratıcının yaratılış kodlarına ugyun yaşamaya başlamakla mümkündür.

Huzuru kendimizde sağladıktan sonra aile fertlerimiz için de sağlamakla sorumluyuz. Ailemizi, akrabalarımızı, çocuklarımızı, anne babamızı biz mi seçtik yoksa Allah mı? Her birimiz sadece Allah’ın dilemesi sonucu bizim için seçtiği bir ailede doğduk. Hepsi bu. Hangi aileden olursak olalım dünyaya geliş gayemiz Allah tarafından imtihan olunmaktır. Nerde olduğumuz, hangi ülkede yaşadığımız, hangi ırka mensup olduğumuz önemli değil. Önemli olan Allah’ın bizim üzerimizdeki nimetlerini hatırlayıp gereken şükrümüzü yerine getirmektir. En büyük nimetlerden birisi de müslüman bir anne babadan doğmuş olmamızdır. İyilik ve iyilik yapma hususunda birbirimize yardımcı ve destek olmalıyız. Namaza gidiyorsak, haydi beraber gidelim demelidir. Ne yazık ki, namaza çağrılan birisi, işi hafife alarak, “bana da dua et, ben yarın gelirim” diyebiliyor. Veyahut, “sen bize bakma, sen kendin kıl”  diyebiliyor. Sübhanallah! Ya Rabbi! Affet bizi.

Kıyamet günü Allah’ın melekleri soracak: “Allah size hatırlatıcı ve uyarıcı olarak bir peygamber göndermedi mi?” Onlar da, “evet, peygamber de geldi, mesaj da geldi ama biz “bana da dua et, ben yarın gelirim” dedik mi diyeceğiz? Affet bizi ya Rabbi!

Gönül hoşluğu, iç huzuru dışardan gelmez ancak bizim içimizden bizimle başlar. Günahlar ve isyan hiç bir zaman huzur ve rahatlık getirmez. Sadece geçici bir rahatlık verir, sadece kısa bir an, birkaç saat veya birkaç gün iyi hissetmeni sağlar o kadar. Sonra pişmanlık üstüne pişmanalık, üzüntü üstüne üzüntü yaşanır. Ölüm gelince de telafisi mümkün olmayan bir iç yarası ve geçmeyen bir üzüntü ile başbaşa kalır insan. Son pişmanlık fayda vermez. Nefsimiz, “dönüşü olmayan noktaya gelindiğinde, yani, ekranda “Game Over” yazdığında, “keşke toprak olsaydım.” der. Heyhat, artık dönüş yalnız hesap meydanınadır.

Sonunda pişman olmamak için ibadet ediyoruz, camiye gidiyoruz. Camiye gittiğimiz zaman beklentimiz nedir? Allah ve Rasülünün hatırlatmalarını duymak, dinlemek, kalplerimizi yumuşatmak, böylece birbirini Allah için seven kullar olmak ve O’nun rızasını kazanmak. Müslüman olarak birbirimize karşı gerçek sevgi duymak ve hissetmek çok önemlidir.

Önce kendimizle barışık hale gelmeliyiz ve bu barışımızı ve huzurumuzu aile fetlerimizle paylaşmalıyız. Eşler birbirlerine karşı güven duymalı ve huzur kaynağı olmalıdır. Eğer bir hanımın niyeti cenneti kazanmaksa, bir beyin niyeti cenneti kazanmaksa, bu evlilikte yanlış bir şey yapılır mı? Eğer istikamet üzere olmak istiyorsak, cennete doğru ailecek yürümek istiyorsak, böyle bir evlilikte yanlışın yeri olur mu? Allah biz kullarına büyük nimet olarak kendine ibadet etme imkanı vermiş. Biz de bu ibadetlerimizle kendisine yaklaşma ve rızasını kazanma imkanı buluyoruz. Bu nedenle Allah kişinin eşiyle ilişki kurmasına bile sadaka sevabı veriyor. Bazı insanlar evli ama başka yerde uyuyor, harama gidiyor, ailesinin sorumluklarından kaçıyor. Evde yapması gereken sorumluklarını yerine getirmiyor. Sahabe soruyor, kişinin kendi eşiyle şehvetini gidermesinde sevap mı var? Cevap geliyor, aynı şeyi haram yoldan yapınca günah olmuyor mu? Öyleyse helal olan yoldan şehveti gidermekte sevaptır. Eğer bir şeyin yanlış yapılması günah ise, o işin doğrusunun yapılması da sevaptır. Ya Rabbi! Haramlardan kaçınmayı nasip eyle.

Cinsel arzuların yüksek derecede uyandırıldığı ve tahrik edildiği bir devirde yaşıyoruz. Çirkin şeylerin açıktan konuşulmasından yüksek zevk alınmaya başlanmış bir zaman dilimindeyiz. Böyle ortamlardan kaçınmak bize cennetin yolunu açabilir. Çünkü öyle bir ortam ki, önüne bakıyorsun bilbordda açık kadın, sağına bakıyorsun zina işleniyor, soluna bakıyorsun porno reklamı, arkana bakıyorsun açık kadın sana doğru yürüyor. Herşeye ulaşmak çok kolay. Seni tutan sadece Allah korkusu, ibadet tutkusu. Eğer sırf Allah için bunlardan sakınır ve günah işleme imkanı olduğu halde kendini korursa insan, Allah kıyamet günü o kişiye özel ikramda bulunacağını, arşının gölgesinde gölgelendireceğini vadediyor. Allah korkusundan tenhalarda gözyaşı döken kişiye de aynı muamale yapılacaktır.

Kendisi sapıtmış bir insan, tevbe etmek istemeyen bir insan, nasıl başkasına yardım edebilir, onu doğru yola çağırabilir? Şimdi değil de ne zaman tevbe edip Allah’a döneceksin? Bu çok güçlü bir sorudur. Daha ne kadar konferans veya sohbet dinelemen gerekiyor doğru yola gelmen, değişime başlaman için? Bütün kötü alışkanlıklarını bırakarak Rabbine dön. Gece hayatını bırak, ibadetle meşgul olmayacaksan yatsıdan sonra hemen yatağına git, eşinin senin üzerindeki hakkını yerine getir. Allah üzerimizde hakkı olan herkesin hakkını yerine getirme gücü versin.

İslam ne güzel bir dindir. Peygamberimizin öğretileri dinimizin bir parçasıdır. O dini öğretme konusunda utangaç davranmamıştır. Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi söylediklerini açık ve net olarak ifade etmiştir. Bir örnek daha verelim. “İki şeyi doğru kullanmak konusunda bana garanti verin ben de size cenneti garanti edeyim. Onlar, iki bacak arasındaki ve iki dudak arasındaki kemiksiz organlarınızdır.” buyurmuştur. Bu kadar açık bir ifade. Bu iki organınızı doğru şekilde günah işlemeden kullanana cenneti garanti ediyor efendimiz. Kelimeler açık, manası açık ama hayat boyu yapılması gereken bir iş. Her zaman bir şey söylemeden önce düşünmek gerekir. Özel organını kullanmadan önce doğru yerde mi kullanıyorum diye düşünmek gerekir. Eğer haram yolda kullanmak durumda isen, cenneti kaybedeceğini düşünerek vazgeç. Günahları affeden sadece Allah’tır. Allah’ı hatırından çıkarmayan kişi günah işleyemez. Allah’ı unutmuş kişiyi de günahtan kimse alıkoyamaz. Allah’tan başka dua  edeceğimiz, affimızı isteyceğimiz varlık yoktur, sadece O vardır. Öyleyse O’na dönüp affımızı isteyelim. Yaptığı işlerin karşılığı affedilmek olan insanların mükafatı ne güzeldir ne güzel. Son durakları ebedi olarak kalacakları, alt tarafından ırmaklar akan cennet olanların yerleri ne güzeldir ne güzel. İşte bu insanlar, günah işlemiş fakat sonra pişman olmuş, kalbinin ta derinliklerinden üzüntü duymuş, yanlıştan U dönüşü yapmış ve tevbe etmiş insanlardır. Hiç kimse Allah’tan daha merhametli değildir. Öyleyse Allah’ın merhametini kullan ve O’na dön, samimiyetle affını iste. Hem günah işlemeye devam etmeyi hem de affedilmeyi deneme sakın. İkisi bir arada yürümez. Gazino da namaz kılıp kumar oynamaya devam etmenin bir mantığı var mı? Namazın arkasında kumarı kazanmak için dua etmek nasıl bir şey? İsyan ettiğin Allah ile ibadet ettiğin Allah aynı değil mi?  Bu nasıl bir anlayış? Eğer kumarda kazanırsam bir cami yaptıracağım diye dua etmek? Bu nasıl bir kazanç, nasıl bir ibadet yeri? Hem hırsızlık yap hem de hayır yap. Bu anlayış nasıl çalışacak?

Allah’ın evinde olduğun zaman Allah ile beraber ol. Melekler mescidde seninle beraber olduğu halde senin ruhunun başka yerlerde gezmesi uygun olur mu? Camiler ve mescidler Allah’ın evleri olduğundan, Allah ibadet için evine gelenleri isimleriyle meleklere bildirir. Senin ismin orada zikredilirken senin ruhen başka yerlerde gezmen uygun olur mu? Sen nasıl olur da Allah’a yönelmezsin.

Değerli kardeşim, kötü alışkanlıklarını bırak, Rabbine dön, itaatkar çocuk gibi ol. Annene babana, en yakınlarına karşı yüzünden gülümseme eksik olmasın. Peygamberin sünnetini öğren. Müslüman olanlara ve olmayanlara mensup olduğun dinin güzel ahlak ve davranış dini olduğunu yaşayışınla göster. Bazen müslüman olmayan bir kişi gibi davranıyoruz. Onlara inandığımız değerleri nasıl ulaştıracağız?

Biz bütün yaratılmışların en değerlisi olan bir peygamberin ümmetiyiz. Eğer ona yakışır bir ümmet olarak yaşamazsak kıyamet günü peygamberimizin yüzüne nasıl bakacağız? İnsan kelimeyi şahadet getirip, “Ben görmüş gibi inanırım ki Allah’tan başka tapılacak varlık yoktur. Yine ben görmüş gibi inanırım ki Muhhamed aleyhisselam O’nun kulu ve son elçisidir.” dedikten sonra nasıl olur da günah işler? Nasıl olur da Allah’ın gazabını çekecek işler yapar?

Allah kalb yumuşaklığı versin. Ailenizle yaşadığınız küçük problemleri lütfen inandığınızı söylediğiniz dine göre çözün. Evde ateş yakan, çile çektiren kişi olmak yerine eve huzur ve güven getiren kişi olun. Evde yüzlere gülümseme getiren kişi olmak yerine gözlere gözyaşı getiren kişi olmayın. Allah’ın rızasını kazana kişi olun, O’nun gazabını çeken kişi olmayın.

Bir insan ve bir müslüman olarak birbirimize karşı saygılı ve yakın olmamız şarttır. Kendimize soralım, beraber yaşadığım insanlara karşı nasıl davranıyorum, nasıl davranmalıyım? Allah’a karşı nasıl davranıyorum? İnsanlığa karşı nasıl davranıyorum? Etrafımdaki varlıklara nasıl davranıyorum?

En son din olan İslam’ı doğru kaynaklardan öğrenelim. Etrafımızdaki öğrenme imkanlarını değerlendirelim. Ümmetle birlikte olma yollarını arayalım. Etrafımızdaki faydalı sosyal ve sportif dernek faaliyetlerine tembellik etmeden katılalım. Mescid ve camilere ailecek devam edelim, aktivitelerine katılalım. Dünyada müslümanlar ölüyor, öldürülüyor, zulme uğruyor. Elhamdülillah biz şu anda aynı sıkıntılarla imtihan olmuyoruz. Bu nimetin kıymetini bilelim. Dine karşı ve onu öğrenip yaşama konusunda ilgisiz ve kaygısız olmayalım.

Ne zaman değişmeyi düşünüyoruz? Gevşekliği bırakıp dini tam ve doğru öğrenmeye ihtiyacımız var. Etrafınızda doğru dini öğrenecek imkanlar yoksa, online olarak öğrenme yol ve imkanlarını arayınız, sorunuz. Allah’ın değişmez sözü ve “İnsan Kullanım Kılavuzu” olan Kur’an’ı aslından Arapça olarak öğrenmekle işe başlayınız. Düşünün bir kere. Kişi aşık olduğu bir kişinin yazdığı kitabı sırf ona olan derin sevgisinden dolayı ezberliyor. Bu ezberi yapan kişi kitabını ezberlediği kişiye gelip senin kitabını ezberledim dese o kişi, kendisine karşı duyulan bu aşk ve sevgiden dolayı ne kadar sevinir değil mi? Halbuki o kişi kendi yazdığı kitap olmasına rağmen ezbere okuyamaz ve söyleyemez. Bu bir gerçektir. İşte Kur’an’ın mucizesi buradadır. Bir çok kişi Kur’an’ı ezberlemiştir. En azından herkes Fatiha suresini ve bir çok kısa sureyi ezbere okuyabilir. Öyleyse bu ezberlerimizi artırmalıyız. Kıyamet gününde Rabbimizle karşılaşıp, “Ya Rabbi, Senin kitabını okumayı öğrendim, düzgün okumaya gayret ettim, manasını anlamaya çalıştım, daha iyi anlamak için kitabının dili olan Arapça’yı öğrenmeye çalıştım, anladıklarımı hayatıma uygulamaya gayret ettim.” dediğimiz zaman Rabbimizin, “Bütün gayretlerinin karşılığının cennette neler olduğunu biliyorum. Bunları söylemene gerek yok” demesi bizi sevindirmez mi? Fakat biz bu gayretleri göstermezsek bu nasıl olacak? İnsan dua etse, “Ya Rabbi! Benim canımı secdede al.” diye ve namaz kılmasa bu nasıl olacak? Bu dua güzel bir dua ama alnı yere gelmeyen kişi nasıl secdede vefat edecek? Bu duayı yapıp bir vakit bile olsa namazı kaçırmamalıyız. Aynı şekilde, Arapça’yı öğretmesi için Allah’a dua eden bir kişi,  hiç gayret göstermese, sınıflara gitmese, ders almasa nasıl öğrenecek?

Kendinizle ilgili herhangi birşeyin gelişmesini istiyorsanız gayret ve çaba göstermelisiniz. İlgili çalışmayı yapıp kazanmalısınız. Allah’ın verdiği kapasiteyi kullanmalısınız. Ne yapman gerektiğini öğren ve kazan. Öğrenmek ve kazanmak sadece bu dünya ile ilgili değildir, aynı zamanda ahiret ile de ilgilidir. Helal yoldan kazan ve helal yerlere harca. Rabbimiz kulluk derecemizi ve kalitemizi artırsın. Amin.

Öyleyse, “haydi, kendimizi değiştirip güzelleşmek için en iyi stilist, tasarımcı ile randevulaşalım. İçimizde varolan, en iyiyi yansıtacak bu stilist ile buluşmanın neticesi ne kadar müstesnai bir şekilde güzelleşeceğimizi ispat edecek, gösterecektir. DEĞİŞİMİ gerçekleştirecek nitelikteki niyet gücü, adım atma gücü “ben”de, “sen”de ve “biz”dedir.”

 Mahmud Salih – 7/10/2015 -24/12/1436