<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>IDEAL PATH &#124; iDEAL YOL</title>
	<atom:link href="http://www.idealpath.org/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.idealpath.org</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 12 May 2012 09:30:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.3</generator>
		<item>
		<title>Kur’an Ne Der Ne Demek İster?</title>
		<link>http://www.idealpath.org/kur%e2%80%99an-ne-der-ne-demek-ister/</link>
		<comments>http://www.idealpath.org/kur%e2%80%99an-ne-der-ne-demek-ister/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 May 2012 09:30:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>salih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[hidayet]]></category>
		<category><![CDATA[Kullanim kilavuzu]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[tefsir]]></category>
		<category><![CDATA[terceme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.idealpath.org/?p=471</guid>
		<description><![CDATA[Kur’an, Yaradan’ımızın bu dünyaya söylediği son sözü, ilk ve son din İslâm’ın son kitabı ve bütün insanlığın “Kullanım Kılavuzu”dur. Arapça olarak indirilmiş, anlaşılması için bütün dillere terceme edilmiş ve tefsirleri...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Kur’an</strong>, Yaradan’ımızın bu dünyaya söylediği son sözü, ilk ve son din İslâm’ın son  kitabı ve bütün insanlığın “<strong><a href="http://www.iskenderpasa.com/DA143261-DFDD-4813-8263-FCCB97482126.aspx">Kullanım Kılavuzu</a></strong>”dur. Arapça olarak  indirilmiş, anlaşılması için bütün dillere terceme edilmiş ve tefsirleri  yapılmıştır. Kur’an’ın ilk muhatapları Arapça konuştukları ve peygamberimiz de  onların içinden seçildiği için Kur’an indirildiği kavmin dili ile nâzil  olmuştur; tıpkı diğer peygambere onlara indirilen kitapların da onların ve  kavimlerinin dilleri ile nâzil olduğu gibi. Diğer peygamberler ve onlara  gönderilen dinî emirler ve kitaplar belirli bölge ve kavimlere gönderildiği  halde Kur’an bütün insanlığa gönderilmiştir. Bütün insanlığa gönderildiğinden,  insanlığın onu anlaması için ya herkesin Arapça öğrenmesi gerekir, yahut da  Arapça olan Kur’an’ın onların anladığı dile/dillere anlaşılır ve aslına uygun  şekilde terceme edilmesi gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/05/01A-Bu-Kitapta-Suphe-Yoktur.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-473" title="01A-Bu-Kitapta-Suphe-Yoktur" src="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/05/01A-Bu-Kitapta-Suphe-Yoktur-300x211.jpg" alt="" width="300" height="211" /></a>İşte bu  noktada üzerinde durulması gereken ve bizim  bu yazıyı yazmamıza vesile olan konu, bu tercemelerin ne kadar sağlıklı ve  doğru olduğu, orjinal dildeki terim ve kavramların aktarılan dildeki  karşılıklarının tam verilip verilememesi; kelimelerin zaman içinde anlam  değişikliklerine uğramasından dolayı, Kur’anî bir terim, kavram veya deyimin  aktarılan dilde aynı anlamı vermemesinden dolayı çıkan yanlış algılamalardan  dolayı mesajın tam olarak algılanamayışıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Genel olarak tercemelerde  anlam kaybı olması kaçınılmazdır. Tercemenin kelimesi kelimesine veya anlam  olarak yapılmasının doğuracağı sakıncalar ehlince malumdur. Bu terceme edilen  metin bir de Kur’an olunca, iş daha da önem arzetmektedir. Kur’an sözlü  kültürden yazılı kültüre geçmiş bir kitaptır. Dolayısıyla yazı dili ile konuşma  dilinin farklılıkları mevcut. Bu duruma bir de Arapça’nın kendine has  özelliklerini de katarsak Kur’an tercemelerinde tercemede kullanılan kelimeler,  terim ve kavramlar; kelimesi kelimesine veya anlam olarak veya parantez içli  tercemelerin anlam bakımından ne kadar farklılıklar arzettiğini söylemek  bilinmeyen bir konu da değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir dilde kullanılan bir  deyim, terim veya kavramı doğru terceme etmek için, o kelime veya terimin her  iki dilde de ne anlama geldiği ve nasıl ifade edilirse doğru anlaşılacağı konusu  önem arzetmektedir. Kur’an’ın ilk uygulayıcısı,  tebliğcisi ve müfessiri peygamberimiz olduğuna göre, Kur’an  tercemelerinde onun bize öğrettiği açıklamaları kullanmak ve ayetleri o  açıklamalar ışığında karşı dile çevirmek daha anlamlı olacaktır. Aksi halde  Kur’an anlaşılmaz, anlaşılması ve dolayısıyla okunması zor bir kitap olacak,  saygı duyulacak ama hayatımıza giremeyecek, yaşantımıza yön veremeyecek, onu el  kitabı olarak kullanamayacağız.</p>
<p style="text-align: justify;">Dolayısıyla, tercemelerden  doğan aksaklıkların yanında Kur’anî kavramları doğru anlamak için, Kur’an’ın <strong>ne  dedi</strong>ğini anlamanın yanında <strong>ne demek istedi</strong>ğini de anlamamız gerekir.  Bunun için de önyargısız ve öğenmeye açık bir kalp ve gönül gerekir. Çünkü  Kur’an isteyeni doğru yola iletir, isteyeni de sapıklığa iletir. Hidayet  isteyene hidayet verir, sapıtmak isteyeni de sapıtır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kur’an’ın ne demek  istediğini anlamanın yolu, ne dediğinin tam olarak anlaşılmasına bağlıdır. Ne  dediğinin doğru anlaşılması da, aslında ifade edilen manaların karşı dildeki  anlamının mana olarak tam ve eksiksiz yansıtılmasına bağlıdır. Aksi halde kelamın  sahibi Rabbimizin istemediği ve murad etmediği anlamlar çıkarılarak ne demek  istediğinin aksine anlamlar çıkar ve metin maksadını aşmış, din yanlış  algılanmış olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/05/05S-Kuran-Insan-Kullanim-El-Kilavuzudur-MNC.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-474" title="05S-Kuran-Insan-Kullanim-El-Kilavuzudur-MNC" src="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/05/05S-Kuran-Insan-Kullanim-El-Kilavuzudur-MNC-300x209.jpg" alt="" width="300" height="209" /></a>En büyük kazancımız  elimizde aslı bozulmamış ve kıyamete kadar da bozulmadan “<strong>İnsan Kullanım El  Kılavuzu”</strong> olmaya devam edecek Kur’an metninin olmasıdır. Bu metnin ne demek  istediğini anlamak için yüzyıllardır binlerce tefsir yazılmıştır. Kutsal metnin  ne dediği açık olmasına rağmen ne demek istediği tefsirciye verilen ilim ile  sınırlı olduğundan, Kur’an’ın ne demek istediğini anlama çalışmaları da  kıyamete kadar devam edecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabı olan bir dinin  mensubu olmak, hem de bozulmamış bir kitaba sahip olmanın ne kadar önemli  olduğunu anlamak için çok yol olsa da, aşağıdaki bir genç papaz adayının nasıl  müslüman olduğunu, Kur’an’ın onu nasıl hidayete götürdüğünü izlemenizi tavsiye  ederim.</p>
<p style="text-align: justify;">1. bölüm &#8211; <a href="http://youtu.be/3DyqaA3RDJ8" target="_blank">http://youtu.be/3DyqaA3RDJ8</a> 2. bölüm &#8211; <a href="http://youtu.be/74oHPQPMXMM" target="_blank">http://youtu.be/74oHPQPMXMM</a></p>
<p style="text-align: justify;">Mahmud Salih</p>
<p style="text-align: justify;">12/05/2012</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.idealpath.org/kur%e2%80%99an-ne-der-ne-demek-ister/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>What is Islam?</title>
		<link>http://www.idealpath.org/what-is-islam-2/</link>
		<comments>http://www.idealpath.org/what-is-islam-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Apr 2012 21:58:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mkahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[English]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[j.w. lovegrove]]></category>
		<category><![CDATA[religion]]></category>
		<category><![CDATA[what is islam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.idealpath.org/?p=468</guid>
		<description><![CDATA[The book by J. W. Lovegrove (Habibullah) WHAT IS ISLAM? The nature made by Allah, in which He has made men ; there is no altering of Allah&#8217;s creation—that is...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>The book by J. W. Lovegrove (Habibullah)</p>
<p><strong><a href="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/04/6644436_s.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-469" title="kaba'" src="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/04/6644436_s-300x284.jpg" alt="" width="300" height="284" /></a>WHAT IS ISLAM?</strong></p>
<p>The nature made by Allah, in which He has made men ; there is no altering of Allah&#8217;s creation—that is the right religion.—QuR-AN, xxx. 30.</p>
<p>&#8221; ISLAM &#8221; is the name given by Allah to that religion which was preached by the Holy Prophet Muhammad (on whom be eternal peace), who appeared in Arabia some thirteen hundred years ago, and it is the last of the great religions of the world. The name &#8221; Islam&#8221; Was not invented by those who professed it. , This name is expressly given to this religion in the Holy Qur-an itself. It says : &#8220;Surely the (true) religion with Allah is Islam&#8221; (iii. 18) ; and in another place : &#8220;This day<sup>•</sup> I have perfected for you your religion, and completed my favour on you, and chosen for you Islam as a religion&#8221; (v. 3).</p>
<p>The word &#8220;Islam&#8221; is very significant ; it literally means &#8220;Peace&#8221; as &#8221; Peace&#8221; is the dominant idea in the whole system. It also means submission. The third meaning is the way to peace ; and the teachings given under the name of Islam disclose all such ways as are sure to create peace in the world, if adhered to in daily life.</p>
<p>The follower of Islam is called a Muslim, which means peaceful, and submissive. He who has not made peace with God and his fellow-beings cannot be a Muslim.</p>
<p>To make peace with God is to submit to His Will and obey His Commandments. To make peace with man is to do good to others.</p>
<p>&#8220;The best of God&#8217;s obedient elect are those who, when seen, remind of God ; and the worst of people are those who carry tales about, to do mischief and separate friends, and seek for the defects of the righteous&#8221; (Sayings of the Prophet).</p>
<p>&#8220;A Muslim is he,&#8221; says the Prophet, &#8220;from whose hand no harm goes to another.&#8221; The whole idea has been covered by the following verse in the Qur-an :</p>
<p>Yea ! who ever submits himself entirely to Allah, and he is the doer of good to others, he has his reward from his Lord, and there is no fear for him, nor shall he grieve (xi. 112).</p>
<p><strong>OBJECTS OF RELIGION</strong></p>
<p>Every child comes to this world without sin in its nature. He and his God, being at peace with each other, he does not stand in need of being reconciled to an angered Deity ; and therefore needs no inter­cession or atonement. He has been given the highest capability and his progress is potentially unlimited— so we read in the Qur-an :</p>
<p>Certainly we created man in the best make. Then we render him the lowest of the low. Except those who believe and do good, so they shall have a reward never to be cut off (xcv. 4, 5, 6).</p>
<p>The object of religion is to help its followers to work out what is noble and good in their nature. Religion therefore is not only the sum total of belief, but doctrines and tenets which should be translated into action.</p>
<p>A faith without action is a dead letter in Islam and carries no merit in the eyes of Allah.</p>
<p>We have wonderful potentialities reposed in our nature by the hand of God, so the Qur-an teaches ; and the best adoration or thanksgiving to God is to work them out to the benefit of our fellow-beings. We say prayers and glorify God, but if these actions of worship are not attended with any edifying of our­selves, they are of no value in Islam. Creed is of no consequence if unaccompanied by deed. Unless we actualize our asset in nature we are not glorifying Him, because we do not accomplish the grand object of our Creator.</p>
<p>Muhammad says :</p>
<ol>
<li>The Lord      does not regard a prayer in which the heart does not accompany the body.</li>
<li>He whom prayer preventeth not from wrongdoing and evil, increaseth in      naught save in remoteness from the Lord.</li>
<li>Adore God as you would if you saw Him ; for if you see Him not, He      sees you.</li>
<li>Pray to God morning and evening and employ the day in your avocations.      Prayer brings the Faithful into Com­munion with his Cherisher.</li>
</ol>
<p>&#8220;A man&#8217;s true wealth hereafter is the good he does in this world to his fellow-men. When he dies, people will say : What property has he left behind him ?</p>
<p>But the angels who examine him will ask : What good deeds hast thou sent before thee ? &#8221; (Muhammad).</p>
<p>&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.idealpath.org/what-is-islam-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Amazing Quran II</title>
		<link>http://www.idealpath.org/the-amazing-quran-ii/</link>
		<comments>http://www.idealpath.org/the-amazing-quran-ii/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Apr 2012 21:07:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mkahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[English]]></category>
		<category><![CDATA[honey]]></category>
		<category><![CDATA[quran]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.idealpath.org/?p=465</guid>
		<description><![CDATA[by Dr. Gary Miller &#8230; Honey Another example of what one might expect to find in an &#8220;old book&#8221; that touches upon the subject of health or medicine is outdated remedies...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>by Dr. Gary Miller</em></p>
<p>&#8230;</p>
<p><strong><a href="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/04/5326407_s.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-466" title="quran1" src="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/04/5326407_s-205x300.jpg" alt="" width="205" height="300" /></a>Honey</strong></p>
<p>Another example of what one might expect to find in an &#8220;old book&#8221; that touches upon the subject of health or medicine is outdated remedies or cures. Various historical sources state that the Prophet (s) gave some advice about health and hygiene, yet most of these pieces of advice are not contained in the Quran. At first glance, to the non-Muslims this appears to be anegligent omission. They cannot understand why Allah would not &#8220;include&#8221; such helpful information in the Quran. Some Muslims attempt to explain this absence with the following argument: &#8220;Although the Prophet&#8217;s advice was sound and applicable to the time in which he lived, Allah, in His infinite wisdom, knew that there would come later medical and scientific advances which would make the Prophet&#8217;s advice appear outdated. When later discoveries occurred, people might say that such information contradicted that which the Prophet (s) had given. Thus, since Allah would never allow any opportunity for the non-Muslims to claim that the Quran contradicts itself or the teachings of the Prophet (s), He only included in the Quran information and examples which could stand the test of time.&#8221; However, when one examines the true realities of the Quran in terms of its existence as a divine revelation, the entire matter is quickly brought into its proper perspective, and the error in such argumentation becomes clear and understandable.</p>
<p>It must be understood that the Quran is a divine revelation, and as such, all information in it is of divine origin. Allah revealed the Quran from Himself. It is the words of Allah, which existed before creation, and thus nothing can be added, subtracted or altered. In essence, the Quran existed and was complete before the creation of Prophet Muhammad (s), so it could not possibly contain any of the Prophet&#8217;s own words or advice. An inclusion of such information would clearly contradict the purpose for which the Quran exists, compromise its authority and render it inauthentic as a divine revelation.</p>
<p>Consequently, there was no &#8220;home remedies&#8221; in the Quran which one could claim to be outdated; nor does it contain any man&#8217;s view about what is beneficial to health, what food is best to eat, or what will cure this or that disease. In fact, the Quran only mentions one item dealing with medical treatment, and it is not in dispute by anyone. It states that in honey there is healing. And certainly, I do not think that there is anyone who will argue with that!</p>
<p>&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.idealpath.org/the-amazing-quran-ii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tek İlahî Din İSLÂM’dır</title>
		<link>http://www.idealpath.org/tek-ilahi-din-islamdir/</link>
		<comments>http://www.idealpath.org/tek-ilahi-din-islamdir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Apr 2012 00:49:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>salih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tüm Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[ehl-i kitap]]></category>
		<category><![CDATA[hak din]]></category>
		<category><![CDATA[hıristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[hıristiyanlık]]></category>
		<category><![CDATA[ideal yol]]></category>
		<category><![CDATA[ilahi din]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[tek ilahî din]]></category>
		<category><![CDATA[yahudi]]></category>
		<category><![CDATA[yahudilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.idealpath.org/?p=457</guid>
		<description><![CDATA[Tek İDEAL YOL da. İslâm, Allah’ın yarattığı insanoğluna ilk insan ve ilk peygamber Adem aleyhisselam’dan son peygamber Muhammed aleyhisselam’a ve bunların arasında gelmiş geçmiş bütün peygamberlere gönderdiği ve kıyamete kadar...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: right;"><span style="color: #0000ff;"><strong><em>Tek İDEAL YOL da.</em></strong></span></div>
<div style="text-align: justify;"><a href="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/04/1.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-458" title="1" src="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/04/1-300x187.jpg" alt="" width="300" height="187" /></a></div>
<div style="text-align: justify;">İslâm, Allah’ın yarattığı insanoğluna ilk insan ve ilk peygamber Adem aleyhisselam’dan son peygamber Muhammed aleyhisselam’a ve bunların arasında gelmiş geçmiş bütün peygamberlere gönderdiği ve kıyamete kadar gelecek bütün insanlar için geçerli olan yegane ve tek dinin adıdır.<strong> &#8220;İslâmiyyet&#8221;, son tevhîd dini olan, peygamberimize indirilen &#8220;İslâm Dini&#8221;ni ifade eder. </strong>Allah’ın İslâm’dan başka gönderdiği ve kabul ettiği başka bir din yoktur. Ama insanların kendi uydurdukları dinleri ile, kendilerine gönderilen peygamberlerinin aslı İslâm olan dinlerini bozmuş olanların bozuk dinleri var ki, bu dinler artık ilâhî olmaktan çıkmış, insanların uydurdukları din halini almış, adına da yahudilik ve hıristiyanlık denmiştir. <span style="color: #ff0000;"><strong>Yahudilik ve hırsitiyanlık bu halleriyle Allah&#8217;ın gönderdiği din değildirler.</strong></span> Bu nedenle de İslâm son olarak peygamberimize gelmeden önce, kendilerine peygamberleri vasıtasıyla kitap gönderilmiş olanlara “<strong>ehl-i kitap</strong>”, yani  kendilerine Allah tarafından peygamberleri vasıtası ile vahiy indirilmiş, kitap veya sahife verilmiş kimselere denilmektedir. Adem aleyhisselam’dan sonra peygamberimize kadar kendilerine kitap veya sahife verilenler de  bu terkibin içine girmiş olsa da, <strong>Kur&#8217;an dışındaki ilahî kitaplarda yer almayan bu “ehl-i kitap” tabiriyle sadece yahudi ve hıristiyanlar kastedilmektedir. </strong>Kur’an’da geçen bu tabir bazen sadece yahudileri içine alır, bazen sadece hıristiyanları, bazen de her ikisini muhatap alır. Mezhep imamları, hakkında hüküm bulunmayan diğer din mensuplarını da hüküm bakımından ehl-i kitap kapsamanında değerlendirmişlerdir.[1] Kur’an’ın bütünü ise, inanç bakımından hangi konumda olursa olsun, indiği günden itibaren gelmiş ve kıyamete kadar gelecek bütün insanlığı ve cinleri muhatap alır.</div>
<div style="text-align: justify;"><strong>İslâm genel anlamda, Allah’a ve O’ndan gelenlere iman edip kayıtsız şartsız teslim olmaktır. <span style="color: #ff0000;">Müslüman ise yüce Allah’ın gönderdiğine ve Resûlü Muhammed’in (sas.) bildirdiğine içtenlikle inanıp teslim olandır.</span></strong> Bütün ilâhî dinler, tevhid ve Allah’a teslimiyet itibariyle aslında İslâm ise de, hepsinin aslî özelliği değişikliğe uğramıştır ve gerçekliği kalmamıştır. Bundan dolayı Hz. Muhammed’in (sas.) getirdiği İslâm, Allahu Teâlâ’nın gönderdiği en son tevhid dinidir<strong>. <span style="color: #993300;">İslâm/iyet, yalnız Allah ile kul arasında bir olay olmayıp sosyal ve hukukî esaslarıyla hem dünya hem de âhiret saadetini temin eden ve kaynağını Kur’an’dan alan ilâhî bir dindir. </span></strong>İslâmiyet, içine aldığı iman, ibadet, ahlâk, muâmelât ve ceza hükümleriyle bir bütündür. İslâm’ın esasları, tamamen Allah tarafından konulmuştur.</div>
<div style="text-align: justify;"><a href="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/04/2.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-459" title="2" src="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/04/2-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></div>
<div style="text-align: justify;">Kur’an bütün insanlığı muhatap alır, Kur’an ile insanlığın tek dini İslâm tamamlanmış, hayat tarzı olarak <strong>Allah bizim için İslâm’ı seçmiş ve İslâm ilahî din olarak son halini almış</strong><sup>5/</sup><sup>3</sup>, diğer peygamberler bir kavme veya bir beldeye gönderilirken, bir çok peygamber sadece İsrailoğullarına gönderilmişken, peygamberimiz bütün alemlere bir rahmet,<sup>21/107 </sup>bütün insanlığa şahit,<sup>48/8 </sup>müjdeci ve  apaçık<sup>22/49 </sup>uyarıcı bir peygamber<sup>34/28 </sup>olarak gönderilmiştir. Böylece diğer bütün peygamber ve kitapların geçerlilik süresi dolmuş, aslı ilâhî olsun olmasın bütün dinlerin hükmü kalmamıştır.</div>
<div style="text-align: justify;"><em> </em></div>
<div style="text-align: justify;"><em> </em></div>
<div style="text-align: justify;"><em>“Şüphe yok ki Allah katında hak din İslâm’dır. Ancak kitap verilen yahudi ve hıristiyanlar, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki ihtiras yüzünden ayrılığa düştüler.<sup>3/19</sup> Ey Muhammed! Buna rağmen din işlerinde kimler seninle tartışmaya girişirlerse de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendimi Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlerle, ümmîlere, yani kitabı olmayanlara/müşriklere de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer hakka teslim olup İslâm’a girerlerse, muhakkak doğru yolu bulmuş olurlar. Yok eğer yüz çevirirlerse, artık senin üzerine düşen ancak duyurmaktır.<sup>3/20 </sup>Allah kendisinden başka hiçbir ilâhın olmadığına şehadet etmiş bildirmiştir. Melekler ve adaletli ilim sahipleri de dosdoğru bu gerçeğe iman ve ikrar ile şehadet ettiler: O’ndan başka ilâh yoktur.3/18 Onlar Allah’ın seçtiği İslâm dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerdekilerin hepsi ister istemez O’na teslim olmuşlardır ve ancak O’na döndürülüp götürüleceklerdir.<strong><sup>3/83</sup></strong></em></div>
<div style="text-align: justify;"><em> </em></div>
<div style="text-align: justify;"><em>Kur’an/İslâm geldikten sonra önceki din/kitap ve İslâm dışı ve karşıtı olarak çıkan bütün ideolojilerin hiçbir geçerliliği kalmamıştır. Çünkü İslâm’dan önceki dinler/kitaplar, birer kavme gelmiştir. Bunlardan elde bulunan Tevrat ve İncil de, hem sonraki asırlarda hatırlarda kalanlardan yazılmış hem de tahrif edilmiştir. <strong>Yahudi ve hıristiyanlar, Allah’a oğul isnad ederek şirke/küfre düşmüşler <sup>(5/17-18, 72-73; 9/30)</sup>, yahudiler millî ilâh, hıristiyanlar da üçlü ilâh kabul etmişlerdir. Bundan dolayı da İbrâhimî, yani tevhide inacına dayalı din özelliğini kaybetmişlerdir.</strong> Yüce Allah cihanşümûl olarak bütün insanlara tevhid esası üzerine son olarak İslâm dinini/</em><em>İslâm</em><em>iyeti ve Kur’an’ı göndermiştir ki aslını aynen korumaktadır. Hıristiyanların, “Dinlerin kaynağı birdir; hangisi olsa Allah’a götürür.” şeklindeki diyalog çağrısında dinleri eşitmiş gibi göstererek, İslâm’ın özelliklerinden ve bilgisinden yoksun genç nesli hıristiyanlaştırmak veya hıristiyanca düşünmelerini sağlama çalışmaları vardır. <strong>Din bir tanedir, o da ilk ve son din İslâm’dır. Ancak İslâm’ı tebliğ için hıristiyan, yahudi hatta ateistle, yani her insanla diyalog kurulur.</strong> </em><em> </em></div>
<div style="text-align: justify;"><em> </em></div>
<div style="text-align: justify;"><em>De ki: “Allah’a, bize indirilen Kur’ân-ı Kerîm’e, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilene; Musa’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rableri tarafından verilenlere inandık. Onlardan hiçbirinin arasında Peygamber olmaları bakımından ayırım yapmayız, hepsi de haktır. Biz yalnız O’na teslim olanlarız.”<sup>3/84 </sup><strong>Kim artık son  hak din İslâm’dan başka İlâhî veya beşerî  bir din arar onları önemserse asla ondan  kabul edilmeyecek ve o, âhirette de hüsrana büyük zarara uğrayanlardan olacaktır.</strong><sup>3/85</sup></em></div>
<div style="text-align: justify;"><a href="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/04/3.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-460" title="3" src="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/04/3-300x152.jpg" alt="" width="300" height="152" /></a></div>
<div style="text-align: justify;">Âyet-i kerîmedeki İslâm’dan maksat, en son gönderilen, 3/84. âyette geçtiği üzere, önceki ilâhî dinlerin esaslarını kabul eden, aynı zamanda dünya ve âhiret için gereken esasları bildiren, yani hem ibadetlerin, hem sosyal hayatın gereken prensiplerini gösteren sosyal ve evrensel ilâhî bir din ve ilâhî bir hukuk sistemidir. Mahiyeti bozulmuş veya insan ürünü değildir. Buna rağmen bundan başka bir din aranması Allahu Teâlâ yanında geçersizdir. Ancak Allah’ın dinini beğenmeyenler kendilerine uygun gelen bir sınıf (grup ve millet) dini icat etmeye veya İslâm’ı kendilerine uydurmaya çalışırlar; müslüman ancak İslâm’a göre müslüman olur. <strong>Bundan dolayı müslümanlar başka bir din/sistem, ideoloji aramaya yönelmezler. Aksi halde Allah’ın onaylamadığı, reddettiği bir şeyi onaylamış ve onu beğenmiş olurlar. Ancak bütün dinlerin üstünde olan İslâm’ı tebliğ için veya dünya işlerine ait meselelerde diğer dinlere mensup insanlar arasında diyalog yani konuşma, anlaşma ve tebliğ olabilir.</strong></div>
<div style="text-align: justify;"><em> </em></div>
<div style="text-align: justify;"><em>İman edip Resûl’ün hak olduğuna şahitlik ettikten ve kendilerine kitaplarında apaçık deliller geldikten sonra küfre sapan bir kavmi, Allah nasıl hidayete eriştirir ve muvaffak kılar?! Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.<sup>3/89</sup></em></div>
<div style="text-align: justify;"><strong><em> </em></strong></div>
<div style="text-align: justify;"><strong><em>Allah, bu Kitab’ı sana, hak ve hakikatin ta kendisi ile dolu ve kendinden evvelkilerin asıllarını  tasdik edici olarak indirdi.</em></strong><em> Bundan önce, insanları doğru yola götürmek için Tevrat’ı ve İncil’i indirmişti ve nihayet Furkân’ı, hak ile batılı ayırt eden Kur’an’ı da indirdi.<sup>3/3-4</sup></em></div>
<div style="text-align: justify;"><strong><em> </em></strong></div>
<div style="text-align: justify;"><strong><em>Allah, İsrâiloğulları’ndan sağlam bir söz almıştı</em></strong><em>.<sup>5/12</sup> Verdikleri kat‘î sözlerini bozmaları sebebiyle onları lanetledi ve kalplerini kaskatı yaptı. Onlar Tevrat’ta gerek Resûl-i Ekrem’e, gerek diğer ahkâma ait  kelimeleri, yerlerinden kaldırıp değiştirdiler.<sup>4/46</sup> Onlar uyarıldıkları şeylerden nasiplenmeyi de unuttular, terkettiler, hevâlarına tâbi oldular.<sup>5/13</sup> <strong>Yine Allah, “Biz hıristiyanız.” diyenlerden de peygamberleri aracılığı ile bildirilenlere uymaları için sağlam söz almıştı</strong>; onlar da uyarıldıkları şeylerden nasiplenmeyi unutup bıraktılar<sup>5/14</sup>, böylece ahitlerini ve yaşantılarını bozdular. Her iki grup da kitaplarını tahrif edip kitaplarında müjdelenen son peygamberi de reddettiler. Dinlerini fantazi haline getirdiler.</em></div>
<div style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/04/4.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-461" title="4" src="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/04/4-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></strong></div>
<div style="text-align: justify;"><strong>Bütün bu anlatılanladan sonra, nasıl olur da hala İslâm’ın dışındaki herhangi bir dine “ilâhî” din denebilir? Eğer deniyorsa bunda bir art niyet ve ihanet kokusu sezilmez mi? İbrahim aleyhisselam yahudi ve hristiyan olmadığı halde<sup>3/67 </sup>nasıl olurda İslâm ve İslâm’ın kendilerine  gönderilen şeklini bozarak icad ettikleri insan yapımı yahudilik ve hıristanlığa “İbrahimî dinler” denebilir?</strong></div>
<div style="text-align: justify;"><em> </em></div>
<div style="text-align: justify;"><em>Ey iman edenler! Eğer Kitab verilen hıristiyan ve yahudilerden herhangi bir gruba uyarsanız, onların İslâm’a aykırı hallerini ve yaşayış şekillerini, plan ve programlarını benimseyip kendinizi onlara benzeme ve beğendirme tavrına ve yarışına girerseniz, iyi bilin ki onlar, sizi ve neslinizi imanınızdan ve mânevî değerlerinizden koparıp, birbirinize hasım yapar, sonra küfre/kâfirliğe döndürürler.<sup>3/100</sup> Siz, onların batıl ve hükmü kalkmış dinlerine uyuncaya kadar yahudi ve hıristiyanlar sizden asla hoşnut olmayacaktır. Resûlüm! Onlara de ki: “Allah’ın hidayeti olan İslâm doğru yolun ta kendisidir.”<sup>2/120 </sup></em></div>
<div style="text-align: justify;"><em> </em></div>
<div style="text-align: justify;"><em>Peygamberimiz Rabbinden kendisine indirileni elçilik görevi gereği tamamen tebliğ etti, bildirdi. Hıristiyan ve yahudilere: “Ey Ehl-i Kitab! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden sizlere de indirilen Kur’an’a inanıp hükümlerini uygulayıncaya kadar din namına doğru hiçbir temel üzerinde değilsiniz.” dedi.<sup>5/67-68</sup> Allah, bütün dinlerin üzerinde olduğunu göstermek için, Resûlü’nü, hem hidayet rehberi Kur’an ile hem de son hak din İslâm ile göndermiştir. Buna şâhit olarak da Allah yeter. Muhammed Allah’ın Resûlü’dür. Onunla beraber olan mü’minler, kâfirlere/İslâm karşıtlığı yapanlara karşı çok şiddetli, kendi aralarında ise çok şefkatlidirler.<sup>48/28-29</sup></em></div>
<div style="text-align: justify;"><strong> </strong></div>
<div style="text-align: justify;"><strong>Selam hidayete, doğruya, doğru yola, İDEAL YOL’a tabi olanlara&#8230;<a href="#_ftn1"><strong>[2]</strong></a></strong></div>
<div style="text-align: justify;">Mahmud Salih</div>
<div style="text-align: justify;">27/4/2012</div>
<div style="text-align: justify;">
<hr size="1" />
<div>[1] Remzi Kaya, DİA, &#8220;<em>Ehl-i Kitap</em>&#8220;, İstanbul 1994, 10/517.</div>
<div><a href="#_ftnref1">[2]</a> Bu yazının hazırlanmasında, Hasan Tahsin Feyizli, Feyzü’l-Furkân Açıklamalı Kur’an Meali’nden ve açıklamalarından istifade edilmiştir. 2. Baskı, Server İletişim 2011.</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.idealpath.org/tek-ilahi-din-islamdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biz Allah’a Teslim Olmuş Kullarız</title>
		<link>http://www.idealpath.org/biz-allah%e2%80%99a-teslim-olmus-kullariz/</link>
		<comments>http://www.idealpath.org/biz-allah%e2%80%99a-teslim-olmus-kullariz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Apr 2012 09:13:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>salih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tüm Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.idealpath.org/?p=453</guid>
		<description><![CDATA[“&#8230; ve elbette biz, yine O’na döneceğiz.”2/156 Sabır ve namaz, insanın hayatı boyunca karşılaşacağı güçlüklerin çözümünde kullanacağı ve Allahu Teâlâ’nın yardımına nail olacağı iki büyük vesiledir. Sabır; cesaret, zorluklara göğüs...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em><strong>“&#8230;  ve elbette biz, yine O’na döneceğiz.”</strong></em>2/156</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/04/innalillah.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-456" title="innalillah" src="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/04/innalillah.jpg" alt="" width="259" height="194" /></a>Sabır ve namaz, insanın hayatı boyunca karşılaşacağı güçlüklerin çözümünde kullanacağı ve Allahu Teâlâ’nın yardımına nail olacağı iki büyük vesiledir. Sabır; cesaret, zorluklara göğüs germek, direnmek anlamında da ahlâkî bir disiplindir. Namaz; gönlünde Allah sevgisi olan, O’na saygı duyan ve O’nun huzuruna çıkacağına inanan kimsenin iman ve itaatinin bir göstergesi, dînin gereği ve kulu Allah’a yaklaştıran bir ibadetir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kul ibadet ve itaatle Rabbini hatırlarsa Allah da o kulun bu ibadet ve itaatine karşılık ona sevap verir ve onu bağışlayarak unutmayanın  unutulmadığını hatırlatmış olur. Ama kul, kendisine ikram edilen, Kur’an ve İslâm başta olmak üzere, bu kadar nimet karşışında nankörlük eder, şükretmez, Rabbini unutursa Allah da o kulu unutur ve azabını artırır. Kıyamet günü de onu kör olarak haşreder.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsanlardan bir kısmı sahip olduğu dünyalıklarla sevinmekte, övünmekte, diğer bir kısmı da maddî/teknolojik ürünleri icat edenleri veya kendisinde güç görüp kahramanlaştırdığı şahsiyetleri övmekte ve onları şükranla anmakta iken; buna karşılık kendisini yaratan ve sayısız nimetler lütfeden Allah’ın yüceliğini ve O’na şükrünü, kulluk borcunu unutmaktadırlar ki bu da tam anlamıyla nankörlüktür. Allah’a ibadet ve itaatle şükrü yerine getirmek, nimeti artırır, basireti/kalb gözünü açar, hayatta berekete vesile olur. O’nun emirlerine muhalefet etmek/karşı çıkmak ve itaatsizlik ise, küfür ve nankörlük olup azabı artırır.</p>
<p style="text-align: justify;">Allah’a karşı şükrü yerine getirmek; emirlerine itaat, zikir ve verdiğinden vermekle gerçekleşir. Şükrü yerine getirmek, Rabbın rahmetinin, şefkat ve iltifatının şükür sahibine yönelmesini sağlar. Şükrü yerine getirmek, nimetleri verenin tanındığına ve kalpteki imanın dinamikliğine işarettir/delildir. Yediğimiz, içtiğimiz helal rızıklar son derece kıymetli bir hazine olduğu halde, şükrü yerine getirmeme/şükürsüzlük, onları, hayvânî zevklerin tatmin edildiği ve sorumluluğu ağır olan nesneler haline getirir. Şükürsüzlük nankörlüğe, nankörlük ise nimetin er geç elden gitmesine, helak ve azaba sebep olur. Şükürsüzlük geçim darlığına, dünyada huzursuzluğa, gönül darlığına, psikolojik sıkıntı içinde bunalıma ve sürekli fakirlik korkusu içinde yaşamaya; ahirette ise kabir darlığına ve kabir azabına sebep olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Yaradanımız itaat edeni isyan edenden, şükredeni nankörlük edenden ayırt etmek için insanları hem biraz korku ve açlıkla hem de onların mallarından, canlarından ve ürünlerinden eksiltmekle imtihan eder.2/155 Sabredenlere ise O’nun lütuf ve ikramı sonsuzdur. Çünkü O, sabredenlerle beraberdir ve sabredenleri sever. Bu sabredenler öyle kimseler ki, onlar, kendilerine bir bela veya musibet geldiği zaman ancak: “Biz Allah için teslim olmuş kullarız ve elbette biz, yine O’na döneceğiz.”2/156 derler. Çünkü gelen her türlü afet ve musibetin, Allah’ın bilgi, irade ve takdiri dâhilinde olduğunda hiç şüphe ve tereddütleri yoktur. Çünkü sabretmek, bir anlamda insanın Allah’ın takdirine boyun eğmesi ve günah teşkil eden arzularına engel olmasıdır. Böyle olunca da, Rablerinin mağfiret ve rahmeti, o teslimiyette bulunanların üzerinedir; doğru yolu bulanlar da ancak onlardır.2/157</p>
<p style="text-align: justify;">Allahu Teâlâ’nın sabredenlerle nasıl beraber olduğunu, onları nasıl mükafatlandırdığını yukardaki ayetlerin devamında zikrettiği şu ayette açık olarak görebiliyoruz. “Şüphesiz “Safâ” ile “Merve” Allah’ın  emrettiği haccın nişânelerinden, unsurlarındandır.”2/158 Niçin? Çünkü böyle olması Hacer validemize, onun sabrının, tevekkülünün, isyan etmemesinin, Allah’a tam teslimiyetinin ve tevekkülünün karşılığı olarak lütfedilen bir ikramdı. Rabbi onun merhametinden dolayı çocuğuna su aramak için iki tepe arasında yedi defa gidip gelişini,  ona sabrının karşılığında bir lütuf olarak Muhammed ümmetinin kıyamete kadar yapacağı hac ibadetinin bir parçası yaptı.</p>
<p style="text-align: justify;">Yine, kendi yolunda savaşarak canlarını feda eden şehitler, bu fedakarlıklarının karşılığı olarak bizim anlayamayacağımız bir  dirilik içinde hayat sürmektedirler.2/154 Ayrıca Allah’ın kendilerine lütfettiği bu şehitlik rütbesine kavuşmaları sebebiyle sevinç içerisindedirler. Arkalarından henüz kendilerine şehit olarak katılamamış olanlara da, Allah’ın müminlerin mükafatlarını zâyi etmeyeceğini, müminlere hiç bir korku ve üzüntü olmayacağını da müjdelemek isterler.3/170</p>
<p style="text-align: justify;">Ne güzel bir lütuf ya Rabbi! Bizlere de, arkamızdan gelecek nesillerimize de dünyada saîd olarak afiyet içinde yaşamak ve senin yolunda şehit olup, Sen bizden razı biz Sen’den razı olarak huzuruna öylece gelmeyi nasip eyle! Bizden önce ahirete gidenlerle bizleri ve bizden sonra gelecek nesillerimizi Firdevs-i Âlâ’da buluştur ya Rabbi!</p>
<p style="text-align: justify;">Ey iman edenler! Nefsinizin arzularına, çeşitli zorluklara, her türlü düşmanlarınıza karşı dayanın, sabır ve sebat yarışına girin, murâbıt olun, nöbet halinde imiş gibi bekleyin, cihada hazırlıklı olun ve Allah’tan korkun, emirlerine uygun yaşayın ki kurtuluşa eresiniz.3/200</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Ey Rabbimiz! Bize peygamberlerin vasıtasıyla vaadettiğin sevabı ver, bizi kıyamet gününde rezil etme! Elbette sen, sözünden asla dönmezsin.”</strong> (1)</p>
<p style="text-align: justify;">Mahmud Salih<br />
25/04/2012</p>
<p style="text-align: justify;"><em>1.  3/Âl-i İmran, 194, Bu yazının hazırlanmasında, Hasan  Tahsin Feyizli, Feyzü’l-Furkân Açıklamalı Türkçe Kur’ân-ı Kerîm Meali, Server İletişim, 2. Baskı, İstanbul 2011. den istifade edilmiştir.</em></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.idealpath.org/biz-allah%e2%80%99a-teslim-olmus-kullariz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Esmâ-i Hüsnâ Literatürü</title>
		<link>http://www.idealpath.org/esma-i-husna-literaturu/</link>
		<comments>http://www.idealpath.org/esma-i-husna-literaturu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Apr 2012 10:40:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>salih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tüm Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın isimleri]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel isimler]]></category>
		<category><![CDATA[esma-i hüsna]]></category>
		<category><![CDATA[literatür]]></category>
		<category><![CDATA[zikir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.idealpath.org/?p=450</guid>
		<description><![CDATA[Esmâ-i Hüsnâ ile ilgili olarak kaleme alınmış bü­tün eserlerin ana planını “esmâ-i hüsnâ’nın doksan do­kuz olduğunu” bildiren meşhur hadis çizmektedir. Bu sebeple daha ilk dönemlerden itibaren Kur’an&#8217;dan dok­san dokuzluk bir...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Esmâ-i Hüsnâ ile ilgili olarak kaleme alınmış bü­tün eserlerin ana planını “esmâ-i hüsnâ’nın doksan do­kuz olduğunu” bildiren meşhur hadis çizmektedir.</strong> Bu sebeple daha ilk dönemlerden itibaren Kur’an&#8217;dan dok­san dokuzluk bir esmâ-i hüsnâ listesi tespit etme dene­meleri yapılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/04/esmai-husna-resmi.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-451" title="esmai husna resmi" src="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/04/esmai-husna-resmi-295x300.jpg" alt="" width="295" height="300" /></a>Allah&#8217;ın isim ve sıfatları O&#8217;nun zâtına nispet edi­len mâna ve kavramlardan ibarettir. Ulûhiyyet konu­sunda müminin hem zihnini hem de gönlünü aydınlat­mak üzere zât-ı ilâhîyi niteleyen ve Kur’an’ın edebî üslûbu gereği şekil yahut kelime türü açısından isim, fiil, masdar, zarf veya terkib halinde kullanılan bu mânâ ve kavramlar “isim” veya “sıfat” terimleriyle ifade edilegelmiştir. Bu sebeple konuyla ilgili literatür de daha çok “esmâ ve sıfat” ile “<strong>el-esmâ&#8217;ü&#8217;l-hüsnâ</strong>” başlıklarını taşımaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Zât-ı ilâhîyi niteleyen vasıflar olması sebebiyle öncelikle akâid ve kelâm sahasının önemli bir bahsini teşkil eden esmâ-i hüsnâ ve sıfâtullah konusu, her mü&#8217;minin gönlündeki iman cevherinin odak noktasını teşkil eden Allah Teâlâ&#8217;yı tazim ve hürmet unsurlarıy­la tavsif eden, O&#8217;nun ilim, sevgi, lütuf, adalet, rahmet ve yardımını Kur&#8217;an ve hadis ifadeleriyle dile getiren mukaddes lafızlar olması yönüyle bütün insanların ilgi ve dikkatini çekmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">İslâmî ilimler arasında akâid, kelâm ve mezhepler tarihi gibi Allah&#8217;ın isim ve sıfatları konusuyla doğrudan ilgili özel ihtisas alanları yanında, tefsir, hadis, ta­savvuf, dinler tarihi, felsefe ve edebiyat gibi bu konuy­la doğrudan ilişkisi bulunmayan sahalara ait eserler­de, hatta tabakât kitaplarında bile<a href="#_ftn1">[1]</a> esmâ-i hüsnâ ko­nusuna yer verildiği görülmektedir. Bu sebeple esmâ-i hüsnâ literatürünü sırf kelâm sahasına ait fikrî ve ilmî tartışma konusu eserler olarak düşünmek isabetli de­ğildir. <strong>Nitekim esmâ-i hüsnâ telif türü içinde mütalaa edilen, ancak sadece gönül huzuruna ulaştırması ve âhiret saadetine vesile teşkil etmesi niyetiyle kaleme alınmış pek çok eser bulunmaktadır.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Genel olarak bütün ulûhiyyet bahislerinin, özel­likle de esmâ-i hüsnâ&#8217;yı meydana getiren ilâhî isimle­rin, müslüman milletlerin dinî hayatı yanında, onların kültür, edebiyat ve sanat hayatında da büyük tesirler icra ettiği tarihî bir realitedir. Türk kültür ve edebiya­tının da özellikle esmâ ve sıfat konusunda, diğer mil­letlerin kültür ve edebiyatlarına nazaran daha zengin ve orijinal bir birikime sahip bulunduğu, bu bağlamda günlük konuşma dilinden, müstakil edebî türlere ka­dar oldukça geniş bir alana yayılmış muazzam bir lite­ratür gerçekleştirildiği bilinmektedir. <strong>Türk edebiyatın­da Cenâb-ı Hak ile doğrudan ilgili tevhid, esmâ-i hüsnâ, münâcât, ilâhî, zikir, tesbîh, sathiye gibi müs­takil edebî türler oluşmuş, ayrıca O&#8217;nun isim ve sıfatla­rı etrafında pek çok edebî mazmun </strong><strong>teşekkül etmiştir. </strong>Ayrıca münhasıran esmâ-i hüsnâ ile ilgili olarak Ana­dolu, tekke ve divan edebiyatı sahalarında telif edilmiş manzur ve mensur eserlerin de geniş bir literatür teş­kil edecek ölçüde olduğunu görülmektedir. Ta&#8217;dâd-i esmâ, esmâ-i hüsnâ şerhleri, havass-ı esmâ şeklinde sınıflandırılabilecek olan bu literatürün zengin ve orijinal örnekleri bir çok araştırma ve yayına konu teşkil etmektedir.<a href="#_ftn2">[2]</a></p>
<p style="text-align: justify;">İslâm telif tarihi boyunca birçok âlim tarafından Arapça, Türkçe, Farsça, Urduca vb. dillerde kaleme alınarak oluşan bu zengin literatürün tamamını tanı­tan, doyurucu dokümanter bir çalışma maalesef bu gü­ne kadar yapılabilmiş değildir. Önemli bibliyografik kaynaklarımız arasında yer alan Keşfü&#8217;z-zunûn ile bu eserin zeyli olan  Izâhü&#8217;l-meknûn&#8217;da esmâ-i hüsnâ ile ilgili 100 civarında telif kaydedilmiştir.<a href="#_ftn3">[3]</a> Hüseyin  Şa­hin tarafından hazırlanan Esmâ-i Hüsnâ ve Eserleri başlıklı yüksek lisans çalışmasında konuyla ilgili yaz­ma ve basma yetmiş dört eser tanıtılmıştır.<a href="#_ftn4">[4]</a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İnanan her insanın, iman şerefine erdikten sonra Allah ile belirli bir zihnî ve kalbi münasebet kurduğu, bu ilişkiyi sürekli canlı tutup geliştirmek arzusunu hissettiği muhakkaktır.</strong> Esmâ-i hüsnâ literatürü ince­lendiğinde, bu eserlerin kelâm bilginlerince kaleme alınmış olanlarında daha çok insanın bu konudaki zihnî ihtiyacını karşılama hususunun hedeflendiği; bu alanın edebî ve tasavvufî mahiyetteki örneklerinde ise daha farklı bir üslup ve metod benimsenerek, genellik­le beşeriyetin ulûhiyyetle kalbî münasebetinin zengin­leştirilmesinin amaçlandığı gözlenmektedir.<a href="#_ftn5">[5]</a></p>
<p style="text-align: justify;">Mahmud Salih</p>
<p style="text-align: justify;">22/4/2012</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<hr size="1" />
<p><a href="#_ftnref1">[1]</a> Abdülkâdir el-Kureşi, el-Cevâhirü&#8217;l-mudıyye fi tabakâti&#8217;l-Hanefiyye, (nşr. Abdülfettâh Muhammed el-Hulv,) I-III, Kahire 1398-99/1978-79.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="#_ftnref2">[2]</a> Bu mevzuda geniş bir bibliyografya için bk. H. İbrahim Şener, Türk Edebiyatında Manzum Esmâü&#8217;l-Hüsnâlar (doktora tezi, 1985), İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü; ayrıca bk. Mustafa Uzun, “Allah” (Edebiyat), DİA, II, 499.</p>
<div style="text-align: justify;">
<div>
<p><a href="#_ftnref3">[3]</a> Bekir Topaloğlu, “Allah”, DİA, II, 497; a.mlf., “Esmâ-i Hüsnâ”, DİA, XI, 417.</p>
</div>
<div>
<p><a href="#_ftnref4">[4]</a> Söz konusu çalışmanın bir nüshası için bk. İSAM Ktp., nr. 10200.</p>
</div>
<div>
<p><a href="#_ftnref5">[5]</a> Bu metin ve dipnotları, Metin Yurdagür, “<em>Ayet Ve Hadislerde Esmâ-i Hüsnâ</em>”, Marifet Yayınları, İstanbul, 1996. kitabından alıntılanmıştır.</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.idealpath.org/esma-i-husna-literaturu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İslam Genel Kongresi</title>
		<link>http://www.idealpath.org/islam-genel-kongresi/</link>
		<comments>http://www.idealpath.org/islam-genel-kongresi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Mar 2012 11:14:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tüm Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[islam genel kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[the general islamic congress]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.idealpath.org/?p=446</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;nin komşularıyla arasının açılmaya çalışıldığı ve mezhep farklılıklarının öne çıkartıldığı bir dönemde, sağduyulu bir medya kuruluşunun bundan 80 yıl önceki &#8220;İslam Genel Kongresi&#8221; haberini gündeme taşıması, öne çıkartması son derece...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: justify;">
<h5><span style="color: #000000;"><strong><span style="color: #0000ff;">Türkiye&#8217;nin komşularıyla arasının açılmaya çalışıldığı ve mezhep farklılıklarının öne çıkartıldığı bir dönemde, sağduyulu <span style="color: #800080;"><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://www.akradyo.net/content.aspx?id=25" target="_blank"><span style="color: #800080; text-decoration: underline;">bir medya kuruluşunun</span></a></span></span> bundan 80 yıl önceki &#8220;İslam Genel Kongresi&#8221; haberini gündeme taşıması, öne çıkartması son derece önemli ve anlamlı.</span></strong></span></h5>
<h5><strong> </strong></h5>
<h5><strong> </strong></h5>
<p><strong></p>
<h5 style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #0000ff;">Bu konunun başta ülkemiz olmak üzere bölge ülkelerinin yöneticileri ve halkları tarafından bilinmesi, hatırlanması, gündeme gelmesi büyük önem arz etmektedir. </span></span></h5>
<h5 style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img class="alignleft size-medium wp-image-447" title="genel islam kongresi" src="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/03/genel-islam-kongresi-300x285.jpg" alt="" width="300" height="285" /><strong>SAĞDUYULU İTTİFAK ÇAĞRISI</strong></span></h5>
<h5 style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;">Tedirginlik vesilesi güncel gelişmelere sağduyulu ittifak zemini oluşturması bakımından 1931’deki İslam Genel Kongresi’nin kararları dikkate şayandır.</span></h5>
<h5 style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;">Yaşanmakta olan mezhep gerginliğini engellemenin yolu İslam Genel Kongresi’nde alınan kararların günümüze uyarlanmasından geçmektedir.</span></h5>
<h5><span style="color: #800000;">Kuzey Afrika’da başlayıp Ortadoğu’da devam eden gelişmeler ekseninde oluşturulmaya çalışılan Sünni-Şii gerginliğinin bir kutuplaşmaya dönüşme ihtimali bölgedeki dost ülkelerin geleceğini tehdit ediyor.</span></h5>
<h5><span style="color: #800000;">Haksız işgallerle Ortadoğu’da başlayan iç karışıklıklar, Kuzey Afrika ülkelerinde yaşanan suni devrimler, son olarak Suriye, Yemen ve Bahreyn üzerinden körüklenen mezhep ayrımcılığı zemini, Müslümanların uyanık olmasını gerektiriyor.</span></h5>
<h5><span style="color: #800000;">Tarihte benzer dış saldırılarla ve oyunlarla karşılaşan İslam ülkeleri, İslam kardeşliğini tesis etme yolunda önemli toplantılar gerçekleştirip mezhep ayrımı gözetmeksizin ciddi kararlar aldılar.</span></h5>
<h5 style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>6 Şaban 1350, 10 Aralık 1931 tarihinde Kudüs’te düzenlenen İslam Genel Kongresi’nde de (The General Islamic Congress), İslam inancını ve değerlerini yaymak için etnik köken ve mezhep ayrımı yapılmaksızın Müslümanlar arasında işbirliğini sağlamak ve genel İslam kardeşliğini geliştirmek yönünde çok önemli kararlar alındı.</strong></span></h5>
<h5 style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;">Aralarında <strong>Türkiye, Suriye, İran,</strong> <strong>Irak,</strong></span><strong> Filistin, Yemen, Tunus, Trablusgarp (Libya), Mısır, Yugoslavya, Endonezya, Doğu Türkistan </strong>başta olmak üzere 22 ülkeden/bölgeden 153 delegenin katıldığı konferans, mezhep ayrımı (Sünni, Şia, Alevi, Safii, Hanefi vb.) gözetilmeksizin İslam kardeşliğini geliştirmek ve Müslümanların menfaatlerini birlikte savunmak için İslam ülkelerinin temsilcilerinin kendi iradeleriyle bir araya gelmeleri bakımından çok büyük önem arz etmektedir.</span></h5>
<h5 style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Zamanın Kudüs Müftüsü Hacı Emin el-Hüseynî’nin girişimleriyle Kudüs’te gerçekleştirilen İslam Genel Kongresi’nde alınan önemli kararlardan bazıları şöyle:</span></h5>
<h5 style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><br />
</strong><strong>Madde 1:</strong> <strong>Dünyanın her yerinden Müslümanların katılımıyla düzenli ve genel bir kongre düzenlenecek ve bu kongre İslam Genel Kongresi olarak anılacaktır.</strong></span></h5>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Madde 2: </strong>Kongrenin hedefleri şunlardır:</span></h5>
<h5 style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">a) <strong>İslam inancını ve değerlerini yaymak için etnik köken ve mezhep ayrımı yapılmaksızın Müslümanlar arasındaki işbirliğini ve genel İslam kardeşliğini geliştirmek.</strong></span></h5>
<h5><span style="color: #000000;">b) <strong>Müslümanların menfaatlerini savunmak ve kutsal mekânlar ile toprakları herhangi bir müdahaleye karşı korumak.</strong></span></h5>
<h5><span style="color: #000000;">Kongrede alınan kararların tamamına <span style="color: #ff0000;"><strong><a href="http://www.akradyo.net/2971112273,60844,6,ISLAM-GENEL-KONGRESI-BEYANNAMESI.aspx" target="_blank"><span style="color: #ff0000;">buradan</span></a></strong></span> ulaşabilirsiniz.</span></h5>
<h5 style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Konferans, <strong>Sünni ve Şia ayrımı</strong> gözetilmeksizin ve herhangi bir dış baskı/yönlendirme olmaksızın <strong>Türkiye, İran, Suriye, Irak, Mısır, Trablusgarp </strong>(Libya),<strong> Tunus, Yemen, Filistin, Lübnan, Doğu Ürdün, Cezayir, Hicaz </strong>(Suudi Arabistan),<strong> Rusya </strong>(Ortaasya Türk Devletleri),<strong> Mağrib </strong>(Fas),<strong> Hint kıtası, Seylan</strong>(Sri Lanka),<strong> Nijerya, Cava Adası </strong>(Endonezya),<strong> Doğu Türkistan, Kafkasya ve Yugoslavya</strong>’dan <strong>153 delegenin </strong>katılımıyla gerçekleştirildi.</span></h5>
<h5 style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Din bilgini, siyasetçi ve düşünürlerden oluşan katılımcılar arasında önde gelen simalar şöyleydi: <strong>Ziyaüddün Tabatabaî</strong> (eski İran Başbakanı), <strong>Hasan Halid Paşa</strong> (eski Doğu Ürdün Başbakanı), <strong>Reşid Rıza </strong>(Mısır el-Ezher Üniversitesi Dekanı),<strong> Cezayirli Emir Abdülkadir’in torunu Emir Said el-Cezairi, Şükrü El Kuvvetli</strong> (Suriye’nin kuruluşundan sonra ilk devlet başkanı), <strong>Riyad El Sulh </strong>(Lübnan’ın bağımsızlığından sonraki ilk başbakan) ve <strong>Muhammed İkbal </strong>(Hindistan-Pakistan). Başkanlığa Hacı Emin el-Hüseyni’nin getirildiği konferansta Muhammed İkbal ise başkan vekili seçildi.</span></h5>
<h5><span style="color: #000000;"><strong><br />
</strong><strong>Konferansın icra heyeti üyeleri arasında şu simalar görülmektedir.</strong></span></h5>
<h5 style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kudüs</strong> Müftüsü Hacı Emin el-Hüseyni, <strong>Bosna’dan</strong> Şeyh Salim Efendi, <strong>Kafkasya’dan </strong>Şeyh Şamil’in torunu Emir Said Şamil, <strong>Varşova’dan </strong>İyaz İsaki ve <strong>Hind kıtasından</strong> Muhammed İkbal.</span></h5>
<h5 style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Açılması öngörülen İslam Konferansı irtibat büroları arasında <strong>Doğu Türkistan, Balkanlar, Kıbrıs, Polonya, Finlandiya, Yugoslavya, Almanya ve bazı Arap ülkeleri ile Afrika ülkeleri, Endonezya, Filipin, Şanghay ve Avustralya</strong> yer almaktadır.</span></h5>
<h5 style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Konferans oturumlarında <strong>alınan karar </strong>gereği <strong>Müslümanlar arasında birliğin sağlanmasının nişanesi olarak</strong> Şii din âlimi Muhammed el-Hüseyin Al-i Kâşif, <strong>“Sünni, Şii ve İbadiyye’lerden oluşan ve onbini bulan cemaate” </strong>Mescid-i Aksa’da Cuma namazı kıldırdı. Al-i Kâşif’in, <strong>“İslam kardeşliğinin önemi ve İslam birliğinin tesisi”</strong> başlığıyla verdiği hutbede İslam Genel Konferansı’nda <strong>alınan kararları kimlerin nasıl engellemek isteyeceğine</strong> dair önemli tespitlerde de bulunduğu kayıtlarda yer almaktadır.</span></h5>
<h5><span style="color: #000000;"><strong><br />
KAYNAKLAR</strong></span></h5>
<h5 style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1) İslam Genel Kongresi’nin tertip heyetinde yer alan Tunuslu <strong>Şeyh Abdülaziz es-Sea’libi</strong>’nin hazırladığı<strong>“Halfiyyâtu’l Mu’temeri’l İslamî bi’l-Kuds”</strong> isimli bir eserinin kongrede alınan kararlarla ilgili bölümüne <span style="color: #ff0000;"><strong><a href="http://www.akradyo.net/Halfiyyatul-Mutemeril-Islami-Bil-Kuds.pdf" target="_blank"><span style="color: #ff0000;">buradan</span></a></strong></span> ulaşabilirsiniz.</span></h5>
<h5><span style="color: #000000;">2) Prof. Martin Kramer’in doktora tezi olan <em>“</em>Islam Assembled: The Advent of the Muslim Congresses”<em> </em>eserinin İslam Genel Kongresi’yle ilgili bölümüne <span style="color: #ff0000;"><strong><a href="http://www.martinkramer.org/sandbox/wp-content/uploads/2012/02/Eleven.pdf" target="_blank"><span style="color: #ff0000;">buradan</span></a></strong></span> ulaşabilirsiniz.</span></h5>
<h5 style="text-align: justify;"><strong><br />
AKRA FM / 28.03.2012<br />
</strong><a href="http://akradyo.net/4522445392,60860,6,SAGDUYULU-ITTIFAK-CAGRISI.aspx">http://akradyo.net/4522445392,60860,6,SAGDUYULU-ITTIFAK-CAGRISI.aspx</a></h5>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p></strong><strong> </strong><strong> </strong></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.idealpath.org/islam-genel-kongresi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Who is the follower of Ideal Path?</title>
		<link>http://www.idealpath.org/who-is-the-follower-of-ideal-path-9/</link>
		<comments>http://www.idealpath.org/who-is-the-follower-of-ideal-path-9/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Mar 2012 21:27:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mkahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[English]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.idealpath.org/?p=443</guid>
		<description><![CDATA[The one who regrets his or her mistake, right after do good deeds, and will try not to make the same mistake twice And [recall] when Moses said to his...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p lang="tr-TR"><strong><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Georgia, serif;"><span style="font-size: small;"> </span></span></span></strong></p>
<p lang="tr-TR"><span style="font-family: Georgia, serif;"><strong>The one who regrets his or her mistake, right after do good deeds, and will try not to make the same mistake twice</strong></span></p>
<p lang="tr-TR"><span style="font-family: Georgia, serif;"><span style="font-size: small;"><a href="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/03/rs.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-444" title="rs" src="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/03/rs-219x300.jpg" alt="" width="131" height="180" /></a>And [recall] when Moses said to his people, &#8220;O my people, indeed you have wronged yourselves by your taking of the calf [for worship]. So repent to your Creator and kill yourselves. That is best for [all of] you in the sight of your Creator.&#8221; Then He accepted your repentance; indeed, He is the Accepting of repentance, the Merciful. [2:54]</span></span></p>
<p lang="tr-TR"><span style="font-family: Georgia, serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span></p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Georgia, serif;"><span style="font-size: small;">Indeed, those who conceal what We sent down of clear proofs and guidance after We made it clear for the people in the Scripture &#8211; those are cursed by Allah and cursed by those who curse. [2:159]<em> </em></span></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.idealpath.org/who-is-the-follower-of-ideal-path-9/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Being kind to neighbours</title>
		<link>http://www.idealpath.org/being-kind-to-neigbours/</link>
		<comments>http://www.idealpath.org/being-kind-to-neigbours/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Mar 2012 21:13:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mkahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[English]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[jibril]]></category>
		<category><![CDATA[muhammad]]></category>
		<category><![CDATA[neighbour]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.idealpath.org/?p=440</guid>
		<description><![CDATA[&#8216;A&#8217;isha reported that the Prophet, may Allah bless him and grant him peace, said: &#8220;Jibril (Gabriel) may Allah bless him and grant him peace, kept on recommending that I treat...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/03/water-plant.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-441" title="water plant" src="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/03/water-plant-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a></p>
<p>&#8216;A&#8217;isha reported that the Prophet, may Allah bless him and grant him peace, said:</p>
<p>&#8220;<strong>Jibril (Gabriel) may Allah bless him and grant him peace, kept on recommending that I treat neighbours well until I thought that he would order me to treat them as my heirs.</strong>&#8221;</p>
<p>[Adab al-Mufrad, Bukhari, Hadith 101]</p>
<p style="text-align: center;">*</p>
<p>Abu Shurayh al-Khuza&#8217;i reported that the Prophet, may Allah bless him and grant him peace, said:</p>
<p>&#8220;<strong>Anyone who believes in Allah and the Last Day should be good to his neighbours. Anyone who believes in Allah and the Last Day should be generous to his guest. Anyone who believes in Allah and the Last Day should be say what is good or be silent.</strong>&#8221;</p>
<p>[Adab al-Mufrad, Bukhari, Hadith 102]</p>
<p style="text-align: center;">*</p>
<p>Mujahid reported that a sheep was slaughtered for &#8216;Abdullah ibn &#8216;Amr. He asked his slave, &#8216;Have you given any to our Jewish neighbour? Have you given any to our Jewish neighbour? I heard the Messenger of Allah, may Allah bless him and grant him peace, say, <strong>&#8216;Jibril kept on recommending that I treat my neighbours well until I thought that he would order me to treat them as my heirs</strong>.&#8217;”</p>
<p>[Adab al-Mufrad, Bukhari, Hadith 105]</p>
<p style="text-align: center;">*</p>
<p>Ibn &#8216;Abbas told Ibn az-Zubayr, &#8220;I heard the Prophet, may Allah bless him and grant him peace, say:</p>
<p><strong>&#8216;A man is not a believer who fills his stomach while his neighbour is hungry</strong>.&#8217;&#8221;</p>
<p>[Adab al-Mufrad, Bukhari, Hadith 112]</p>
<p style="text-align: center;">*</p>
<p>&#8216;Amr ibn Mu&#8217;adh al-Ashhali reported that his grandmother said, &#8220;The Messenger of Allah, may Allah bless him and grant him peace, said:</p>
<p><strong>&#8216;Believing women! Do not let any of you women disdain her female neighbour&#8217;s gift, even if it is only a burnt sheep&#8217;s hoof</strong>.&#8217;&#8221;</p>
<p>[Adab al-Mufrad, Bukhari, Hadith 122]</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.idealpath.org/being-kind-to-neigbours/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İslâm&#8217;ı Engelleme Çalışmaları</title>
		<link>http://www.idealpath.org/islami-engelleme-calismalari/</link>
		<comments>http://www.idealpath.org/islami-engelleme-calismalari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 21:08:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>salih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tüm Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[doğu-batı bloku]]></category>
		<category><![CDATA[GAP]]></category>
		<category><![CDATA[islam ülkeleri]]></category>
		<category><![CDATA[islam düşmanları]]></category>
		<category><![CDATA[mahmud esad cosan]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[suriye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.idealpath.org/?p=437</guid>
		<description><![CDATA[Prof. Dr. Merhum M. Es’ad COŞAN[1] Şimdi Yirminci Yüzyıl&#8217;ın sonuna geldik. Yirminci Yüzyıl&#8217;ın başında İslâm aleminin durumu çok fena idi. Ondan sonra esaretten ve sömürülmekten kurtulma devresi başladı. İslâm ülkeleri...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><span style="font-size: small;">Prof. Dr. Merhum M. Es’ad COŞAN</span><a href="http://www.idealyol.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/pasteword.htm?ver=3393a#_ftn1"><strong>[1]</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Şimdi Yirminci Yüzyıl&#8217;ın sonuna geldik. Yirminci Yüzyıl&#8217;ın başında İslâm aleminin durumu çok fena idi. Ondan sonra esaretten ve sömürülmekten kurtulma devresi başladı. İslâm ülkeleri kendi devletlerini kurmağa başladılar. Başkalarının istilâsından kurtuldular, hürriyetlerini elde ettiler. Fakat içerden mücadele devam etti. Emperyalistlerle işbirliği yapan yöneticiler var. Onların karşısında halk uyanmağa başladı, İslâm&#8217;ı bilen, öğrenen insanlar çoğaldı. Milletler İslâm&#8217;ı yaşamak istemeğe başladı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;"><strong>İşte bu manzarada gayrimüslimler de evvelce âşikâre sürdürdükleri sömürüleri İslâm ülkeleri üzerinde yine sürdürmek istiyorlar.</strong> Çünkü İslâm alemi dünyanın ve sanayinin ihtiyacı olan en önemli malzemeleri ihtivâ ediyor. İslâm alemi ham madde kaynakları bakımından çok önemli. Gelişmiş ülkeler İslâm alemi olmadan, İslâm ülkelerinden istifade etmeden hayatlarını sürdüremezler. O bakımdan sömürülerini devam ettirmek istiyorlar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><a href="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/02/imagesCA61NK3P.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-438" title="imagesCA61NK3P" src="http://www.idealyol.com/wp-content/uploads/2012/02/imagesCA61NK3P.jpg" alt="" width="275" height="183" /></a>Bazı ülkeler üzerinde de istilâ emelleri var. Bazı halkları katliam etmek istiyorlar. Meselâ Sırpların sözleri var; müslümanların Balkanlar&#8217;da hiç yeri yok, hattâ Anadolu&#8217;da yeri yok, İran&#8217;a kadar sürülmesi lâzım diye düşünüyorlar ve jenosidi, katliamı o maksatla yapıyorlar. Sulh içinde beraber yaşamak, herkesin dînî inancına saygı göstererek beraber yaşamak yok. Bunlar öldürülecek, burda müslüman kalmayacak diye düşünüyorlar ve uyguluyorlar. Bazıları da onların bu işi yapmasına her yönden destek oluyor. Bu katliamlar, istilâlar gözümüzün önünde cereyan ediyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">Bir  de müslümanların hepsini kesmeğe güçleri yetmez, çünkü birbuçuk milyar müslüman var&#8230; İşçi, köle ve hizmetçi gibi kullanmaları da arzuları arasında; çünkü bazı süflî işleri kendileri yapmak istemiyorlar. Meselâ Almanya&#8217;da, Avustralya&#8217;da zavallı kardeşimiz geçim sıkıntısıyla o ülkeye gelmiş; Almanın veya Avustralyalının tehlikesini bildiği için girmediği işlere onları alıyorlar. Meselâ kimyevî bakımdan ciğerleri sakatlayan, insanların ölümüne yol açan kısma alıyor. Veya yerin altında, şu kadar metre derinlikteki madenlerde çalıştırıyor. Alman oraya gitmiyor, ama bizimkiler gariban, parası yok, işte orda para kazanacak da memleketine, çoluk çocuğuna götürecek, kaç kişiye bakacak.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">Böyle maden işçisi lâzım, birtakım zor işlerin yapılması için bazı güçlü kuvvetli insanlara ihtiyaç var, onları o seviyede tutmak istiyorlar. Bir sömürge eğitimi felsefeleri var. Sömürdükleri ülkelerde, o insanlar belli seviyelerde kalsın istiyorlar. Hattâ Avrupa&#8217;da çifte eğitim standardı var, Fransa&#8217;da kullanılan Fransızca bir söz söylemişlerdi, &#8220;Ortadoğu için kâfidir.&#8221; mânâsına gelen bir söz. Yâni, &#8220;Eğer doktora yapan kişi Ortadoğu&#8217;lu isi, tamam bu kadar doktora yaptıralım, çok iyi yetişmeden doktor olsun gitsin!&#8221; diyorlar. Ama bir Fransıza o kadar az bilgi ile, az başarı ile o ünvanı vermezler. Çünkü kendi elemanlarının iyi yetişmesini isterler. Atasözü olmuş onlar için: &#8220;Ortaşark için yeterli&#8230;&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">Müslümanların dinlerinden çıkmasını isteyen ve onların kendi dinlerini kabul etmesini isteyen organizasyonlar da var. Bunun için çalışmalar yapılıyor. Biliyorsunuz Filipinler&#8217;de, Endonezya&#8217;da, Arnavutluk&#8217;ta misyonerlik çalışmaları var. Arnavutluğun eskiden yüzde doksandokuzu müslümandı, şimdi yüzde yetmişbeşe inmiş müslüman sayısı. Gittikçe de azalıyor. Çünkü adamlar aç. &#8220;Ben sana maaş vereceğim ama, boynuna haç tak, kiliseye kaydol, öyle veririm.&#8221; diyerek, bu yollarla hristiyanlaştırma çalışması var. Müslümanlarla uğraşan ve uğraştığını da resmî, gözle görülür olaylarla tesbit ettiğimiz merkezler var, teşkilatlar var.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;"><strong>Doğu-Batı bloku yerine şimdi, İslâm ülkelerinin üstünden, doğudan batıya şöyle bir çizgi çekilirse, yukarıda Rusya var, Avrupa var, Amerika var, müslüman olmayan ülkeler var. Onun altında Fas&#8217;tan Endonezya&#8217;ya kadar İslâm ülkeleri sıralanıyor. Onun için batılı devlet adamları, başbakanlar, bakanlar, yöneticiler, &#8220;Şimdiki mücadele ekseni kuzeyle güney arasındadır. Karşımızda müslümanlar vardır.&#8221; diyorlar</strong>.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">Ortadoğu&#8217;da petrolleri elde etmek için yapılan çalışmalar var. Zâten İsrâil&#8217;i yerleştirdiler ve onun alanını genişletme çalışmaları var. Müstakbel hudutlarının içine bizim topraklarımız da giriyor. GAP arazisi, Adana vs. yerler giriyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">İşte bütün bunların karşısında müslümanların bu oyunları anlayan insanlar, kaliteli insanlar olması lâzım. Kuvvetli bir imana sahip olmaları lâzım, dinlerine sahib çıkmaları lâzım. Yâni bugün, &#8220;İslâm dinine hizmet ediyorum, İslâm dininin sahibiyim, dünyanın neresinde olursa olsun onu koruyacağım!&#8221; diyen bir devlet yok. Doğrudan doğruya Osmanlı gibi İslâm&#8217;ı korumayı kendisine amaç edinmiş ve bunu ilân eden bir devlet mevcut değil. Osmanlıyı yıktılar, yerine bir şey ikâme olmadı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">Müslüman ülkeler var, müslüman ülkelerin İslâm&#8217;a yüzde nisbeti elli, altmış, kırk, otuz faydalı olan idarecileri var. Ama hiç birisi de doğrudan doğruya İslâm&#8217;a yüzde yüz hizmetçi olamıyorlar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">Başka devletlerin birbirleriyle birlikler kurmaları gibi, müslümanların da Avrupa Topluluğu, Kuzey Amerika Ekonomik topluluğu, Pasifik Topluluğu gibi bir takım topluluklar kurmaları lâzım, kardeş olmaları lâzım! Birbirleri ile kenetlenmeleri lâzım! Çünkü, sırf dinlerinden, imanlarından ve tarihlerinden dolayı, hiç işlemedikleri bir takım şeylerden dolayı suçlanıp cezalandırılmak isteniyorlar. O halde birlik ve beraberlik içinde olmaları lâzım! Kenetlenmeleri, birbirlerine yardım etmeleri lâzım&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">Kendi içlerine sokulan fitne ve fesatlar var, ihtilâller var, karışıklıklar var. Bugün İslâm ülkelerinin hemen hepsinde buna benzer oyunlar cereyan ediyor. Ayrıca asırların geçmesiyle İslâmî eğitimin zayıflamasıyla ve yine birtakım entrikalarla müslümanlar dinlerinden uzaklaşmış, hurafeler, bid&#8217;atlar yayılmış. İslâm ülkelerindeki sapık fırkalar, emperyalistler tarafından desteklenmiş ve güçlendirilmiştir. Emperyalist, bir İslâm ülkesine geldiği zaman, orayı sosyolojik bakımdan tahlil eder, kendisinin fikrine en yatkın olan, kafa yapısı itibariyle kendisine en yakın olan, İslâm&#8217;ın kesin olarak karşısında olan sapık fırkaları destekler.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">Dünyanın her yerinde bu böyledir. Meselâ İran&#8217;a gittiği zaman, oranın ateşperestlerini, mecûsîlerini desteklemiştir, onları güçlendirmeye çalışmıştır. İranlılara, &#8220;Sizin tarihiniz çok eskidir, sizin asıl kökeniniz Sasânîlerdir.&#8221; filân diyerek, tarihlerini İslâm&#8217;dan önceye kaydırmıştır. Hattâ Şah, &#8220;Ben ikibininci yılımı kutluyorum.&#8221; diye büyük törenler yapmıştır devrilmeden önce.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">Bizim Türkiye&#8217;de tabii, &#8220;Sizin de kökeniniz eskidir, Hititlilerdir, Etililerdir.&#8221; diye İslâm&#8217;dan önceki devrelere akıllar kaydırılmıştır. Urartular öne çıkartılmıştır. Süryânîler, Yezîdîler vs. üzerinde doktora tezleri hazırlatılıp onlar kuvvetlendirilmiştir, öne geçirilmiştir. Azınlık olan Ermeniler, Rumlar, Yahudiler desteklenmiş, ekonomik yönden güçlendirilmiş, kritik noktalara getirilmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">Mısır da öyledir, Kıptîler desteklenmiştir. Mısır bir İslâm devleti gibi görülür. Fakat işte Butros Galli&#8217;nin zihin yapısını görüyorsunuz. Mısırlı bir devlet adamı olarak Birleşmiş Milletlerin Başına gönderilmiş olan bir şahıs. Irak&#8217;ta da, Suriye&#8217;de de buna benzer bir durum vardır. Suriye&#8217;ye bir İslâm ülkesi demek çok zordur. Büyük ölçüde Süryânîler ve Ermeniler hakimdir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">Bütün İslâm ülkelerinde buna benzer meseleler olduğu için, Allah&#8217;ın mü&#8217;min kulları olarak bizim de bunların karşısında aklımıza başımıza toplamamız gerekiyor. Ayrıca bütün dünya Peygamber sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz&#8217;in misyonunu götürmemiz gerekiyor. Aşk ile, şevk ile, sabır ve sevgi yoluyla İslâm&#8217;ı tebliğ etmemiz lâzım. Çünkü, İslâm tebliğ edildiği zaman kazanılacak insanlar var. Bir milleti toptan bir kalemde karalayıp atmak doğru değil. Meselâ:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">-Amerikalılar İslâm düşmanı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">Hayır, öyle bir şey yok. Amerika&#8217;nın içine gireceksin, çalışacaksın, belki pek çok kimse müslüman olacak. Ve oluyor. Şu anda Amerika&#8217;da sanıyorum yedi milyon kadar olmuş müslüman sayısı. Bunların hepsi zenci değil, Amerikalılardan da müslüman olan var.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">Fransa&#8217;da dört milyon kadar müslüman var. Bir kısmı Kuzey Afrika&#8217;dan gelmiş, ama Fransızlardan da müslüman olan var. Ben Strazburg&#8217;a gittiğim zaman dediler ki:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">&#8220;-Burada müslüman bir karı koca doktor var, kendileri Fransız kökenli; sizinle tanıştırmayı isterdik.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">&#8220;-Niye tanıştırmıyorsunuz?&#8221; dedim.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">&#8220;-Şu anda Afganistan&#8217;da cihad ediyorlar.&#8221; dediler.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">Doktorlar yıllık izinlerini alır almaz karı koca Strazburg&#8217;dan Afganistan&#8217;a gidiyorlarmış. Bilmiyorum bizim doktor kardeşlerimizden böyle yapan kaç kişi vardır Türkiye&#8217;de? Bunlar öyle yapıyorlarmış ve ilaç dağıtan hayır müesseselerine gidip ilaç istiyorlarmış:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">&#8220;-Sizin yönetmenliğinizde böyle mazlum insanlara bedava ilaç yardımı kaydı var. Biz Afganistan&#8217;a gidiyoruz, verin bakalım ilaçları!&#8221; diyorlarmış.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">İlaçları toplayıp, yüklenip Afganistan&#8217;a götürüp, orda hastanelerde çalışıp, yaralılara, hastalara bakıp geliyorlarmış. Kökeni, aslı, nesli yüzde yüz Fransız.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">Ben hatırlıyorum, Ankara&#8217;da bizim ev sohbetimizde, ihvânımızla yaptığımız bir sohbette böyle boylu poslu, üniformalı bir Amerikan askeri geldi. Rütbesini bilemiyorum ama, Amerikan askeri. &#8220;Selâmün aleyküm!&#8221; dedi, &#8220;Ve aleyküm selâm.&#8221; dedik. &#8220;How are you? Well come!&#8221; dedik. Sorduk, müslüman.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">&#8220;-Anan müslüman mı, baban müslüman mı, deden müslüman mı?&#8221; diye sorguyu genişletince dedi ki:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">&#8220;-Benim soyumdan, benim müslüman olmama yol açacak bir bağlantı yok. Kökenim hep hristiyan.&#8221; dedi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">&#8220;-Peki nasıl müslüman oldun?&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">&#8220;-Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i okudum, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in Allah kelâmı olduğuna kànî oldum, müslüman oldum.&#8221; dedi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">Yâni bizim, Resûlüllah Efendimiz&#8217;in tebliğ metodunu devam ettirmemiz lâzım. Nasıl Resûlüllah sallallahu aleyhi vesellem hâl-i hayatında Bizans imparatoru Herakliyus&#8217;a mektup ve elçi göndermişse, Sâsânî imparatoruna elçi göndermişse, Mısır hükümdarı Mukavkis&#8217;e nâme yazmışsa, Bahreyn emirine mektup göndermişse; Habeş imparatoru Necâşi müslüman olmuşsa ve vefat ettiği zaman Efendimiz gıyabında cenaze namazı kılmışsa; yâni Resûlüllah Efendimiz hâl-i hayatındaki bütün dünyaya, elinin eriştiği her yere elçi gönderip, mektup gönderip onları İslâm&#8217;a davet etmişse, biz de dünyanın her yerini İslâm&#8217;la tanıştırmak zorundayız. İslâm için hizmet etmek zorundayız. Bu bizim vazifemiz. Bunu sabır ve sevgi ile, aşk ve şevkle yapmamız lâzım! Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;"><em>(</em>ادْعُ إِلَىٰ سَبِيلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ </span><em><span style="font-size: small;">Üd&#8217;u ilâ rabbike bil-hikmeti vel-mev&#8217;izatil-haseneh)</span><a href="http://www.idealyol.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/pasteword.htm?ver=3393a#_ftn2"><strong>[2]</strong></a></em><span style="font-size: small;"> denilir. Yâni hâkîmâne bir üslubla, hikmetle, akıllı, mantıklı, doğru sözler söyleyerek, yerli yerinde konuşarak, güzel güzel öğütler vererek İslâm&#8217;ı tanıtma vazifesi vardır; bunu yapmamız lâzım.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">Müslümanların, ümmet-i Muhammed&#8217;in genel saadet ve selâmeti için, salâh ve felâhı için her birinin üzerine düşen görevi yapması, canla başla çalışması lâzımdır. Bütün bunlar da ancak sünnet-i seniyye-i nebeviyyeye sımsıkı sarılmakla olacak şeylerdir. Sünnet-i seniyyeye sarılmayan bir insanın İslâm&#8217;a faydalı olması mümkün değildir. Burası işte Mevdûdî merhumun cemaatinin bir yeridir, o da öyle söylüyor:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">&#8220;-Müslümanlar, iyi yetişmemiş müslümanlardan kâfirlerden gördüğü zarar kadar, belki daha fazla zarar görmüştür.&#8221; diyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">İyi yetişmemiş müslüman çok zararlı oluyor, yarım doktor candan eder dedikleri gibi. Onun için müslümanların İslâm&#8217;ı sünnet-i seniyye kaynağından, ana kaynağından öğrenerek İslâm için çalışmaları lâzımdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">Son bir misâlle kapatmak istiyorum konuşmamı. İstanbul&#8217;da bir Barsam usta vardı, Ermeni kökenli. Ama müslüman olmuştu, Zâhid ismini almıştı. Ona her gün papaz gelirmiş, kendisi söylemişti:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">&#8220;-Bana her gün geliyorlar, &#8216;Ne diye değiştirdin dinini? Gel bizim eski dinimize!&#8217; diye bana nasihat ediyorlar ve bana, &#8216;Bak filânca hacı böyle yaptı, filânca müslüman tüccar şöyle yaptı.&#8217; diye kötü misâller veriyorlar. <strong>Ben onlara diyorum ki: &#8216;Siz şehrin içindeki kanallardaki suları gösterip, bu sular pis diyorsunuz. O suların çıktığı dağdaki asıl menbaına gelirseniz, o suyun ne kadar temiz olduğunu göreceksiniz.&#8217; diyorum.&#8221; demişti.</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small;">İşte o asıl menba&#8217; hadis-i şeriftir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Kaynak: </em><a href="http://www.iskenderpasa.com/F39B6254-1CC3-4CBD-9EDD-F25C6D4D148A.aspx"><strong><em><span style="color: #000066;">http://www.iskenderpasa.com/F39B6254-1CC3-4CBD-9EDD-F25C6D4D148A.aspx</span></em></strong></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><a href="http://www.idealyol.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/pasteword.htm?ver=3393a#_ftnref1"><strong><span style="color: #000066;">[1]</span></strong></a><span style="font-family: Calibri; font-size: x-small;"> </span><em>Bu yazı Prof. Dr. Merhum M. Esad Coşan (Rh.aleyh)in Temmuz 1995 de İngiltere&#8217;de yaptığı bir konuşmadan alınmıştır.</em></p>
<div style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span></p>
<div><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span><a href="http://www.idealyol.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/pasteword.htm?ver=3393a#_ftnref2"><strong><span style="color: #000066;">[2]</span></strong></a><span style="font-family: Calibri; font-size: x-small;"> 16/Nahl, 125.</span></p>
</div>
</div>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.idealpath.org/islami-engelleme-calismalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

