Gönül Sultânımızın İzinde: Muhabbeti Niyaz…

Sonsuz Kudret Sâhibi Yüce Rabbimiz bütün varlıklar içinde âdemoğlunu, insanlık içinde de Seçkin Kulları Enbiyâ-i Kirâm hazerâtını, bütün Peygamberler arasında da Gönül Sultânımız Efendimizi en güzel vasıflara sahip bir şekilde yaratmıştır.

Efendimizin en güzel ve mükemmel sıfatlarının zirvesine sahip olarak yaratılması, mübârek bedenlerinin yaratılışı itibariyle kusursuzluğu kadar, gönül dünyasının, içe dönük yönünün, yüksek ahlâkî vasıflarının, bir beşer olarak kulluğunun, diğer canlı varlıklarla ve insanlıkla iletişiminin, Allah Teâlâ’nın en seçkin melekleri ve cinler âlemi gibi beşer ötesi varlıklarla ve nihâyet Yüce Yaratıcımız Hâlık-i Zülcelâl ile irtibatının da mükemmel yaratılması demektir.

Fazîlet ve kemâl sıfatlarının en üstününe Sevgili Efendimiz sahip olunca, ancak O’na karşı duyduğumuz muhabbet ve gönülden sevgiyle, O’nun sahip olduğu güzel vasıflardan edindiğimiz nasîbimizi arttırıp O’nun açtığı yolda kulluk seyr ü seferimizi sürdürmemiz mümkündür. Bu yüzdendir ki, Gönül Sultânımız Efendimiz ruhânî ve manevî varlığımız açısından, her gün muhtaç olduğumuz gıdadan, yokluğu hâlinde cismânî varlığımızın son bulacağı sudan, alamadığımız anda rûhumuzu teslim edeceğimiz nefesten çok daha hayatî bir öneme sahiptir. Yüce Kitâbımız Kur’ân-ı Kerîm’de ifade buyrulan “O Peygamber, mü’minlere bizzat kendilerinden çok daha yakındır” âyet-i kerîmesi, Efendimizin kâinattaki yüce mevkiine işaret etmektedir.

Şurası bir hakîkattir ki, din namına bildiğimiz bütün bilgiler -ulaşma biçimi itibariyle, ister kesin bilgi (yakîn) isterse zannî (kesinliği olmayan) bilgi olsun-, bize, Tabîbü’l-Kulûb Efendimiz vâsıtasıyla intikâl ettirilmiştir. Bu sebeple, îmânımızın tam ve eksiksiz olabilmesi için Yüce Yaratıcımızla birlikte Efendimizin risâletine de inanmamız şart koşulmuştur.

Hazreti Ebû Bekir Efendimiz’in zekât vermeyenler hakkında söylediği “Allah Resûlüne vermekte oldukları bir yuları bile vermeyecek olurlarsa onlarla savaşırım” ifadesi, Şâri-i Ekrem ve Nebiyyi Muhterem Efendimizin getirdiği emirlerin ve yasakların onların nazarında ne derece ehemmiyeti hâiz olduğunu ve Sahâbe-i kirâmın onlara bağlılıklarının derecesini gösterir. Ona duyulan sevgi, bütün sevilmeye lâyık olanlara duyulan sevgiden çok daha fazla olmadıkça îmân edilmemiş olması bu yüzdendir.

Îmânı en mükemmel insanın Efendimizi en çok seven, O’na en çok muhabbet besleyen kişi olması, vahyin ve îmânın onun vasıtasıyla bilinir olması, insanlık olarak kendi karanlığımızdan ve kendi başımıza açtığımız dertlerden onun vesîlesiyle vahyin aydınlığına çıkmamız sebebiyledir.

Gözümüzün Nûru Sevgili Peygamberimizin sahip bulunduğu güzelliklerin bizde de gerçekleşip görünür hâle gelmesi ve bizim de onun eriştiği yüksek mertebelere doğru adımlar atabilmemiz için O’nun izinde gitmekten başka çaremiz yoktur.

Efendimizin mübarek ağızlarından çıkmış bulunan Kişi sevdiği ile beraberdir.” vecîzesi, bir yandan insanlığı îmâna davet ederken, bir yandan da inananları iştiyakla ve hiçbir iç huzursuzluğu duymadan kendi yolundan gitmeye davet etmektedir. Zira kâinatta mahlûkât içinde sevilmeye en lâyık ve öncelikli varlık, Gönüller Sultânı Efendimizdir. Ayrıca, bu özlü ifade, Peygamber Efendimizi sevme iddiasında bulunan bizlere, ‘madem sevme iddiasındasın, öyle ise onun safında ve yanında yer almalısın, her an onunla aynı müşterek dünyada yaşamalısın’ çağrısında da bulunmaktadır.

Saadet asrının altın insanları Sahâbe-i Kirâm Efendilerimizin, en derin duygularla ve gönülden hissederek her an “Anam babam sana fedâ olsun.” demeyi bir alışkanlık hâline getirmeleri, “Allah’ın Resûlünden başka görmeyi en çok arzu ettiğim kimse yoktur.” şeklindeki hallerini birbirlerine ifade edişleri, hiçbir maddî beklenti içine girmeksizin en sıkıntılı anlarında bile etrâfından bir an olsun ayrılmamaları, sevilmeye en lâyık kişi olarak onu görmeleri sebebiyledir.

Ey Allah’ım! Sahâbe-i Kirâm’ın gönlünde meydana getirdiğin gibi gibi, muhabbet mertebesini bizim gönlümüzde de gerçekleştir…

Ey Rabbimiz! Sonsuz sevgilerimizi, Muhabbet makâmına en lâyık olan Cân-ı Cânân Efendimize yönelt…

Ey Mutlak Kudret Sâhibi! Muhabbetin gereği olan söz, davranış ve düşünceleri bizlerde de meydana getir…

Ey Yüceler Yücesi! Bizleri, Resûlünün sevgisini coşkuyla yaşayan, o sevgiyi gönlünde heyecanla taşıyan, Muhabbet ehli insanların öncüleri eyle…

Prof. Dr. İbrahim Hatiboğlu