Hristiyanlık Üzerine…

Hristiyanlık Kültürü ve Dört İncil Üzerine Bir İnceleme!
Prof. Dr. Şaban KUZGUN, Dört İncil Farklılıkları ve Çelişkileri, Fazilet Neşriyat

hristiyanlıkHristiyan Batı Dünyasının kültürünün temelini teşkil eden Kitâb-ı Mukaddesin “Eski Ahid” ve “Yeni Ahid”.şeklinde iki bölümden meydana geldiğini biliyoruz. İnceleme konusu yapmış olduğumuz dört İncil, Yeni Ahid’in ilk dört kitabını teşkil etmektedir. Hristiyanlar, Hz. İsa öncesinde bazı Yahudi peygamberlerine nazil olduğunu kabul ettikleri “Eski Ahid” e de inanmakla beraber, esas olarak bağlı oldukları kitaplar Yeni Ahidde yer alan kitaplardır ve özellikle dört İncildir. Hristiyanlara göre bu dört İncil, Kurtarıcı Mesih’in hayatını ve öğretilerini kapsamaktadır. Bu yüzden İnciller Hristiyanlar için birinci derecede önemli kitaplardır. Pavlos’un mektupları başta olmak üzere Yeni Ahidin diğer kitapları da onların nezdinde büyük öneme sahiptir. Hristiyanlara göre Eski Ahidde yer alan kitaplar, Yeni Ahidde yer alan kitaplar kadar önemli değildir. Dolayısı ile Hristiyan kültürünün temelinde İncillerin yeri, diğer kutsal kitaplardan daha fazladır.

Kültürü meydana getiren unsurlardan biri olan din, belki de bu unsurların en önemlisidir. Geçmişte yaşayıp sonra ortadan kalkmış olan veya halen yaşamaya devam eden kültürleri ele alıp incelediğimiz zaman, kendisinde dinî motifin bulunmadığı hemen hemen hiçbir kültüre rast gelmeyiz. Milat öncesi dönemlere ait Avrupa’da ortaya çıkmış kültürlerde Putperestlik inancının izleri açıkça görülür. Özellikle Roma kültür ve medeniyetinin temelinde İsa öncesi Avrupa putperest-liginin büyük etkisi vardır. Bu etki en çok Hukuk alanında kendini göstermektedir. Dolayısı ile eski Roma Hukukunun temeli eski Roma dinine dayanır. İsa öncesinde ortaya çıkan ve putperest unsurların içinde bolca yer aldığı bu kültür, İsa sonrasında ortaya çıkan Hristiyan Batı kültürünü büyük oranda etkilemiştir.

Hz. İsa’dan sonra süratle değişime uğrayan Hristiyanlık, kısa zamanda hak din vasfını kaybetmiş ve putperest bir boya ile boyanmıştır. İsa öncesinin birçok dinî motifi, sanki Hz. İsa’ya aitmiş gibi Hristiyanlığa sokulmuş, adeta Putperest bir Hristiyanlık ortaya çıkmıştır. Mesela Putperest kültürlerde yer alan “çarmıha gerilmiş halk kahramanı” motifi, bizzat Hz. İsa’ya uygulanarak Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği ileri sürülmüş ve bu olaya bağlı olarak “Haç” yeni bir put olarak ortaya çıkarılmıştır. Haç motifi de Hristiyanlık öncesi Avrupa Putperestliğinde var olan bir unsurdur.

Hristiyanlığın ilk olarak ortaya çıktığı bölge olan Filistin ve çevresindeki kültürlerin de Hristiyanlığı etkilediği açıkça görülür. Hristiyan kaynakların birçoğunun itiraf ettiği gibi Hristiyanlığın ilk devirlerinde ocak ayının ilk günü yılbaşı olarak kutlanmazdı. Daha sonraları Filistin, Mısır ve Ürdün çevresinde yaşayan Putperest inançlarda 24 aralık ile 6 ocak tarihleri arasına denk gelen değişik günlerin yılbaşı bayramı olarak kutlanışı Hristiyanları etkilemiş ve Hz. İsa’nın 1 ocak tarihinde dünyaya geldiği iddia edilerek yeni bir takvim başlatılmıştır. Ayrıca bu bayrama bağlı olan kutlamalar, 24 aralık ve 6 ocak tarihlerini kapsayacak şekilde genişletilmiş, böylece değişik putperest unsurlar beraberce Hristiyanlığa transfer edilmiştir. Hristiyanlığın yılbaşı adetinde sadece Orta Doğu ‘daki Putperest gelenekler değil, aynı zamanda Kuzey Avrupa Putperest gelenekler de yer almaktadır. Noel Baba esas itibarı ile Kuzey Avrupalı (İskandinavyalı) bir efsane kahramanı olup tarihi, İsa Öncesi altıncı yüzyıla kadar geri gitmektedir. Hristiyanların Noel Baba ile ilgili inançlarındaki İskandinav kültür unsurları yılbaşı kutlamalarında dahi açıkça görülürken, onun İsa sonrası döneme ve Anadolu’ya (Antalya’ya) monte edildiğine hayretle şahit oluyoruz.

Birçok Hristiyan kaynağının itiraf ettiği gibi incillerde takdim edilen Hz. İsa, sanki tarihte yaşamış gerçek bir şahsiyet gibi değil de, sis bulutlarının gerisinde, şahsiyeti tam teşhis edilemeyen bir efsane kahramanı gibidir. İncillerdeki bazı pasajlara göre o, eski Roma’da ve Yunan’da olduğu gibi, kendisi hayatta iken insan olan, ancak ölümünden sonra ilâhlaşan krallara ve imparatorlara benzemektedir. Eski Roma ve Yunan’da kral ve imparatorların en büyük hedefi ölümden sonra tanrılaşmak idi. Pavlos ve talebeleri büyük bir gayretle Hz. İsa’yı, dünyadan ayrıldıktan sonra kral tanrı mertebesine ulaştırırken, diğer bazı Putperest inançlarda olduğu gibi onu bir süre geçtikten sonra geri gelecek bir kurtarıcı gibi takdim etmekten de geri kalmamışlardır.

İsa öncesi zamanlarda Avrupa’da ortaya çıkan kültürlerin temelinde Putperest gelenekler birinci sırayı aldığı gibi, İsa sonrası dönemde şekillenen Avrupa kültür ve medeniyetinin temelinde de dinî motifler birinci sırayı almıştır.

Günümüz Avrupa kültür ve medeniyeti incelendiğinde bunun temelinde yukarda işaret edildiği gibi, bir yandan İsa öncesi dönemin Putperestlik izleri, öbür yandan İsa sonrası dönemin tahrif edilmiş Hristiyanlığının izleri açıkça görülür. Biz biraz daha ileri giderek Hristiyan Batı insanının şahsiyetinin ve karakterinin teşekkülünde İncillerin büyük çapta tesirinin olduğunu söyleyebiliriz. Bu şahsiyet gelişiminde İncillerin rolü, mâlesef Hristiyanların iddia ettiği gibi olumlu yönde değil, aksine olumsuz yönde olmuştur. İnsanın tabiatı gereği okuduğu bir kitabın olumlu öğütlerinden fazla, olumsuz örneklerinden etkilenir. Geçekten İncillerde insan karakterini olumlu olarak etkileyecek pasajlar vardır ve bu pasajlar, okuyanları etkileyebilir. Ancak İncillerde Hz. İsa’ya öğrencilerinden birinin (Yehuda İskaryot) ihanet edeceği, düşmanları tarafından onun devamlı rahatsız edildiği ve engellendiği, sonunda ihanetin gerçekleşerek onun ellerinden, ayaklarından ve başından çivilenerek çarmıha gerildiği en dramatik biçimde anılmaktadır. Buna, bir de Hz. Adem’in işlediği suçun bütün insanlığa olduğu gibi geçtiği, Hz. İsa’nın insanları bu suçtan kurtarmak için kendini feda ettiği inancı eklenmektedir. incillerde en ön plana çıkan bu konular, İncil okuyan insanları diğer pasajlardan daha çok etkilemektedir. Kilise’ye vaftize giden küçük bir çocuğun, Adem’in işlediği suçun doğuştan kendisine geçtiği ve Hz. İsa’nın bu suçtan onu kurtarmak için çarmıha gerildiği gibi o anda aklının alması mümkün olmayan dehşet verici bu olaylarla karşılaşması o çocuğun karakterini hangi yönde etkiler? Küçük çocuk evvela suçlu olarak dünyaya geldiğini düşünerek suçluluk kompleksine kapılmaz mı? Arkasından kendisini kurtarmak üzere acı çeken sevgili Tanrısı Hz. İsa’ya yapılan ihanet ve işkenceler yüzünden bunu yapanlara kin duymaz mı? Hele mutaassıp papazların dilinde bu sahneler korkunç bir biçimde tasvir edilirse bundan sadece küçük çocuklar değil, büyükler dahi etkilenip Hz. İsa’ya inanmayanlara karşı sönmez bir kin beslemeye ve ardından onlardan intikam almak için fırsat kollamaya başlamazlar mı? Hristiyanlığa samimi olarak inanmış bazı insanlar (Biz onların inançlarındaki samimiyetlerine saygı duyuyoruz), bu görüşümüzü aşırı bulup üzülebilirler, ancak tarih boyunca Hristiyan dünyasındaki insafsız iç çekişmelere, dünya savaş tarihine bir baksınlar, bu tarihte Hristiyanların rolünü incelesinler, söylediğimiz şeylerde hakikat payının olduğunu göreceklerdir.

Sonuç olarak söyleyebiliriz ki, Hristiyan Kutsal Kitabının Hristiyanlara göre en önemli bölümünü oluşturan İnciller, Hristiyan Batı kültürünün ana kaynağını teşkil etmektedir, Bu İnciller kanalı ile Hristiyanlık öncesi Putperest Avrupa kültürü ve İsa sonrası ortaya çıkan Hristiyan kültürü, hayran olup taklitte yarıştığımız Avrupa kültürünü çok köklü bir şekilde etkilemiştir. Bu dört İncilin yazılması, toplanması, ve derlenmesi sırasında kendilerinden önceki dönemlere ait pekçok malzeme bu kitaplara sokulmuştur. Farklı kültür muhitlerinden gelen farklı materyaller İncillere sokulduğu için bu kitaplar arasında açık şekilde görülebilecek binlerce farklılık ve çelişki vardır. Aralarında bu kadar çok farklılık ve çelişkinin bulunduğu bu kitaplara, “Tanrı’nın koruyuculuğu altında hatasız olarak yazılmış vahiy ürünü kitaplar” demek mümkün olmasa gerektir.