İncil – Gerçek İncil – İncil Üzerine Bir Çalışma

  incil_suryanice_nusha Gerçek İncil – İncil Üzerine Bir Çalışma

      Gerçekle Yüzleşmeye Hazır Mısınız?

1. Giriş

 Bu yazımızda, Hristiyanların kutsal metinleri üzerine yaptığımız bir çalışmayı istifadenize sunmaktayız. Daha önce “Hz. İsa’nın İncili – Bu İncil Hz İsa’nın Olamaz Gerçek İncil Nerede” isimleriyle aynı konuda bir çalışma yayınlamıştık. Gerek adı geçen çalışmada konuyu çok kısa ve yüzeysel olarak ele almış olmamız ve gerekse o yazıyı okuyan okuyuculardan gelen istekler üzerine daha geniş ve kapsamlı bir yazı hazırlanması doğrultusunda ki talepleri değerlendirdiğimiz de, yeni ve kapsamlı bir çalışma yapmanın toplumu bilgilendirme açısından isabetli bir davranış olacağı kanaati hasıl oldu. Gerek adı geçen yazımızla ilgili ve gerekse diğer yazılarımızla ilgili tebrik ve teşekkür mesajları yollayan okuyucularımıza buradan teşekkürü bir borç biliyorum.

Yazımızda, öncelikle Hristiyanların Kutsal Metinlerinden İncil hakkında bilgi verdikten sonra, sırasıyla Meryemoğlu İsa’ya (as) verilen ve bugün aslı bulunamayan gerçek İncil’i, Havarilerce yazılan veya onlara isnat edilen İncilleri, Havari olmayan kişilerce yazılan İncilleri ve mevcut İncilin bir araya getirilişi konularını ele alıp, genel bir değerlendirme yaptıktan sonra yazımızı sonlandıracağız.

Konumuz gereği kaynaklarımız öncelikle Hristiyanlık Kutsal metinleri –İncil- ve bilimsel çalışmalardan meydana gelmektedir. Yazımızda, iç tenkit ve dış tenkit metotlarıyla konuyu ele alıp, siz okuyucularımıza sağlıklı ve doğru bilgiler vermeye çalışacağız. Böylece, İncil hakkında sağlıklı ve doğru bilgilere ulaşacağımız ümidini taşımaktayım.

Diğer yazılarımız da olduğu gibi bu çalışmamızda da büyük bir sabır ve dikkatle yazıyı okuyacağınızı ümit ediyorum.

2. İncil Hakkında Kısa Bir Bilgi

Osmanlı İmparatorluğu zamanından bu tarafa Türkiye de İncilin basım ve çeviri işlemlerini yürüten Kitabı Mukaddes şirketinin internet sitesinde verdiği bilgiye göre İncil Yeni Antlaşma, Kutsal Kitap’ın ikinci kısmıdır ve halk arasında İncil diye bilinir. İncil, Grekçe yazılmıştır ve 27 kitaptan oluşur. İncil kelimesi arapça olup “Müjde” ya da “İyi Haber” anlamına gelmektedir.”[1] İncil kelimesinin, mevcut bu kitabın yazıldığı dil olan Yunancada ki –Grekçe- karşılığı “Evangelion” İngilizce karşılığı ise “Gospel” dir.

Mevcut İncil 27 kitaptan oluşmuş, Havari olduğuna inanılan, Havari olmadıkları bilinen ve kimlikleri tespit edilemeyen yazarlarca kaleme alınmıştır. Mevcut İncil’e baktığımız da İncilin; Matta, Markos, Luka, Yuhanna, Pavlus, Yakup, Petrus ve kimlikleri bilinemeyen iki kişi [2] tarafından yazıldığını görmekteyiz.

Bu konu, ileri de daha detaylı ele alınacağı için burada herhangi bir inceleme yapmayacağız. Ancak, ortada Kutsal olduğuna inanılan bir metin var ve metnin kimin tarafından yazıldığı, kaleme alındığı bilinmiyor! Sizce bu tuhaf bir durum değil mi? Şimdilik yalnızca bu konuya dikkatinizi çekmemiz yeterlidir diye düşünüyorum.

3. Meryemoğlu İsa’nın (as) İncili – Gerçek İncil

Evet, belki de yazımızın en önemli bölümü işte bu bölümdür. Önceki madde de, adı geçen İncillerin gerçek İncil olup olmadıkları bu bölüm de anlaşılacaktır. Az önce yazarlarına kısmen değindiğimiz günümüz İncilinin tamamının MS 50-100 tarihleri arasında yazıldıkları düşünülmektedir. Bu durum da, bu İncilin ve İncili oluşturan 27 kitabın hiçbirisi Meryemoğlu İsa’nın (as) yaşamında yazılmış olması mümkün değildir. Öyleyse, Meryemoğlu İsa (as) kendi yaşamında başka bir İncili vaaz etmiş olmalıdır. Gerçi Hristiyan dünyası böyle bir yaklaşımı asla kabul etmemiştir. Zaten kabul etmelerini beklemek Hristiyanlığın sonu demek olurdu.

3.1 Dilsel Sorun

Meryemoğlu İsa (as) yaşamında yaşadığı bölgenin dillerini, Aramice ve İbranice konuşmaktaydı. Oysa ki, mevcut İncillerin hiçbirisi Aramice veya İbranice olarak yazılmamıştır. Mevcut İncil o dönem Roma İmparatorluğunun resmi dili olan Grekçe olarak yazılmıştır ve hiç birisinin yazarlarca yazılan orijinal nüshaları elde mevcut değildir. Bu durumda, Meryemoğlu İsa’nın (as) Aramice ve İbranice yaptığı düşünülen konuşmaları bu yazarlar tarafından Grekçe ye çevrildiği düşünülebilir. Peki, bu çevirilerin doğruluğunu nasıl tespit edebileceğiz? Maalesef bu sorunun cevabı yoktur. Bugün, bir dilden başka bir dile çevrilen metinler de, çeviriye dayalı ciddi problemlerin meydana geldiği gerçeğini göz önüne aldığımız da, mevcut İncillerin aynı olayları farklı kelimelerle anlatmalarının nedeninin Hristiyanların iddia ettiği gibi farklı görgü şahitliğinden kaynaklanmadığını, çeviri hatalarından kaynaklandığı gerçeğini daha iyi anlayabiliriz. Çünkü yazarların büyük kısmı, anlattıkları olayların zaten birinci derece görgü şahitleri değillerdir. Bu durumda, Hristiyanların bu tezleri manasız ve geçersiz bir duruma düşmektedir.

3.2 Kaynaksal (Rivayet) Sorun

Mevcut İncil yazarlarından Havari olmayan yazarlar yazdıklarının tamamının, Havari olanlar ise ele aldıkları konuların çok büyük bir kısmının birinci derece şahidi, tanığı değillerdir. Yazarların tamamı ise, bu konuda çok büyük bir hata yapıp bu olayları duydukları, öğrendikleri, kendilerine anlatan kişilerin kim veya kimler oldukları hakkında en ufak bir bilgi vermemişlerdir. İncil yazarlarından olan ve Havari olmayan Luka, kendi adıyla anılan İncil kitabında bu konu hakkında şöyle demektedir:

Luk.1: 1-3 Sayın Teofilos, Birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişti. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkârı olanlar bunları bize ilettiler. Ben de bütün bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm. 4 Öyle ki, sana verilen bilgilerin doğruluğunu bilesin.

Lukanın bu ifadelerine baktığımızda, zaten kendisi bir kutsal metin yazarı olduğunu değil, başkalarından duyduğu sözleri aktardığını açıkça itiraf etmektedir. Ama bu sözleri kimlerden duyduğundan bahsetmemesi, bu konuda bilgi vermemesi büyük bir hatadır. Kendisini özenle araştırma yapmış birisi olarak tanıtan Luka bu konuda çok büyük bir hata yapmıştır. Bu hatayı yalnızca Luka değil, İncil yazarlarının tamamı yapmıştır. Lukanın bu beyanını esas aldığımız da, İncilin Hristiyanların iddia ettikleri gibi “esinleme” ürünü değil, insani sözlerin derlendiği bir kitap olduğu gerçeği karşımıza çıkmaktadır. Yine bir başka örnekte İncil Yazarı Pavlus şöyle söylemektedir:

1.Ko.7: 12 Geri kalanlara Rab değil, ben söylüyorum: Eğer bir kardeşin karısı iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, onu boşamasın.

Bu İncil ayetinde, İncil yazarı Pavlus açıkça bu sözü söyleyenin Allah değil, kendisi olduğunu itiraf etmektedir. Ama ne yazık ki Hristiyanlar Pavlusun bu sözünün İncil ayeti olduğuna iman etmektedirler. Biz burada bizzat yazarların kendi beyanlarını mı kabul edelim, yoksa Hristiyanların zorlama yorumlarını mı? Luka yazdığı sözleri birilerinden duyduğunu, Pavlus ise söylediği sözün Allaha değil kendisine ait olduğunu söylüyor.

3.3 Doğrulama Sorunu

Mevcut İncil yazarlarının kitaplarını aynı anda değil, farklı zaman dilimlerin de yazdıklarını bilmekteyiz. Eğer Hristiyan dünyasının iddia ettiği gibi bu metinler Allah sözü olsaydı, yazarlar kendilerinden önce yazılan kitaplara işaret eder, atıflar da bulunurlardı. Ama ne hikmetse bu yazarların hiç birisi bir başka İncil yazarından haber vermez, onu doğrulamaz. Aksine, İncil yazarları diğer İncil yazarlarını doğrulamak yerine, Yahudi Kutsal Metinlerine işaretler yapar, onları doğrularlar. Bu konuda Hristiyan dünyası, Pavlusa aidiyeti şüpheli olan şu sözü delil getirmektedir:

2.Ti.3: 16 Kutsal Yazılar’ın tümü Tanrı esinlemesidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek, doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır.

Mevcut İncil kitapçıklarının yazıldığı tarihler göz önüne alındığı zaman, Pavlusa aidiyeti şüpheli olan bu sözle Pavlus mevcut İncilleri değil, Yahudi Kutsal Metinlerini kastetmektedir. Pavlusun Mektuplarını inceleyen batılı teologlar, kendisine isnat edilen 13 adet mektuptan en fazla 4 veya 7 tanesinin Pavlusa ait olduğunu, yukarıda verdiğimiz ayetinde içerisin de bulunduğu diğer mektupların yazarlarının Pavlus olmadıkları kanaatindedirler. Pavlusun bahse konu bu mektubu MS 62 yıllarında yazdığını iddia eden teologların görüşlerini doğru kabul etsek dahi, MS 62 yılında mevcut İncilin yazılı olmadığını düşünürsek onun bu sözüyle ancak Yahudi Kutsal Metinlerini kastettiği hükmünü çıkarabiliriz.

Bu durum da, İncil yazarları muhtemelen kendi nüshalarının dışındaki metinleri doğru kabul etmemiş veya adları ile anılan bu kitapları daha sonra benzer isimleri kullanan başkaları kaleme almış olabilir.

3.4 İnciller Arasında Bulunan Çelişkiler, Tutarsızlıklar

Mevcut İncil yazarlarının aynı konuyu ele alırken, birbirleriyle çelişkili ifadeler kullandıklarını çok rahat bir şekil de görmekteyiz. Bu konu hakkında detaylı bir bilgi vermeyeceğiz. Eğer burada bu konuyu ele alacak olursak, yazımız çok başka bir noktaya kayar ve asıl amacından uzaklaşmış olur. Ama yine de birkaç örnek vermekte fayda olduğu kanaatindeyiz.

Sizinle önce Yuhanna İncilinden bir bölüm okuyacağız, her zaman ki gibi çok dikkatli okuyacağınızdan eminim:

Yu.1: 19 – 20 Yahudi yetkililer Yahya’ya, “Sen kimsin?” diye sormak üzere Yeruşalim’den kâhinlerle Levililer’i gönderdikleri zaman Yahya’nın tanıklığı şöyle oldu açıkça konuştu, inkâr etmedi “Ben Mesih değilim” diye açıkça konuştu. 21 Onlar da kendisine, “Öyleyse sen kimsin? İlyas mısın?” diye sordular. O da, “Değilim” dedi. “Sen beklediğimiz peygamber misin?” sorusuna, “Hayır” yanıtını verdi.

Burada Yuhannanın yazdıklarına göre Yahya peygambere üç soru sorulmaktadır ve o da bu sorulara cevap vermektedir.

1- Soru: Sen Beklenen Mesih misin?

    Cevap: Ben Mesih değilim.

2- Soru: Sen İlyas mısın?

    Cevap: Hayır değilim.

3- Soru: Sen beklediğimiz peygamber misin?

    Cevap: Hayır değilim.

Burada Yahya (as) peygambere yöneltilen “sen İlyas mısın?” sorusuna özellikle dikkat ediniz. Şimdi diğer bir İncil yazarı Matta bu konuda ne diyor bir bakalım:

Matta 11: 14 (İsa Diyor ki) Eğer bunu kabul etmek isterseniz, gelecek olan İlyas odur. 12 “Size şunu söyleyeyim, İlyas zaten geldi, ama onu tanımadılar, ona yapmadıklarını bırakmadılar. Aynı şekilde İnsanoğlu da onların elinden acı çekecektir.” 13 O zaman öğrenciler İsa’nın kendilerine Vaftizci Yahya’dan söz ettiğini anladılar.

Yuhannaya göre Yahya peygamber İlyas değildi. Ama Mattaya göre Yahya peygamber İlyasmış.

Yine Yahya peygamber “Ben İlyas Değilim” diyor, Meryemoğlu İsa Mesih ise “Yahya İlyastır” diyor. Bu metinlere baktığımız da, eğer bu metinleri doğru kabul edersek iki peygamber birbirini yalanlamaktadır. Kim doğru söylüyor kim yalan söylüyor? Biz bu sorunun cevabını biliyoruz; Allah’ın peygamberleri yalan söyleyecek değiller. Matta ve Yuhanna burada yaptıkları rivayetlerde çelişip birbirlerini yalanlamaktadırlar.

Böyle bir kitap nasıl Allah kelamı olabilir? Bu yazıda dikkat etmeniz gereken bir konu daha var. O konuda Yahya peygambere sorulan üçüncü soru. Bu sorudan da anlaşılıyor ki, Yahudiler Mesih ve İlyas beklentisinin haricinde ayrıca başka bir peygamber daha gelmesini beklemektedirler.

Acaba beklenilen bu peygamber kimdi? Bunun üzerinde düşünmeye değecektir.

Diğer bir çelişki örneği ise, tepeden tırnağa problemli olan Meryemoğlu İsa’ya (as) isnat edilen ama aslında üvey babasına ait olan soy ağacıyla ilgili olacaktır. Matta ve Luka’nın verdiği bu soy ağaçlarının her tarafı çelişkili olmakla birlikte biz burada bu yazarların hem kendi aralarında, hem de doğruluğunu kabul ettikleri Yahudi Kutsal Metinleriyle çeliştikleri bir örneği paylaşacağız:

Mattaya göre Zerubbâbilin oğlunun adı Avihud, Lukaya göre ise, Reşa’dır. Şuna da çok hayret edilir ki, Eski Antlaşmanın Birinci Târîhlerin üçüncü bölümünün 19-20 ayetlerine bakıldığında, Zerubbâbilin oğullarının isimlerini incelediğimiz de içlerinde ne Avihud diye birisi ne de Reşa diye birisi yoktur. Bu durumda İncil yazarları hem kendi aralarında, hem de Eski Antlaşma yazarlarıyla çelişirler.

Bu çelişkilerin Allah sözünde olması mümkün değildir. Bu çelişkilerin nedeni, bu İncil metinlerinin ilahi vahye dayanmaması, yazarların alıntılama yaptıkları kişileri ve kaynaklarını belirtmemeleri, ravi zincirinin kopuk olması ve bu metinlerin insani derlemeler olmasıdır. Bu ve daha bir çok nedenlerden dolayı bu İnciller Meryemoğlu İsa’ya (as) verilen İncil olamaz.

3.5 Gerçek İncil

Bütün Hristiyan dünyası, Meryemoğlu İsa’nın (as) yaşamında böyle bir kitabın olmadığını iddia ederler. Böyle yapmak zorunda olduklarını kabul etmemiz gerekmektedir. Aksi halde, ellerinde bulunan İncillerin gerçek olmadığını kabul etmiş olurlardı.

İnsani derlemeler olan şimdi ki mevcut İncillere baktığımız da, Meryemoğlu İsa’nın kendi yaşamında başka bir İncili, Allah sözünü duyurduğunu, vaaz ettiğini, öğrencilerini bu konuda görevlendirdiğini görmekteyiz. Evet, yanlış okumadınız, mevcut İnciller de bu bilgileri yoruma meydan bırakmaksızın açıkça görmekteyiz. Bu konuyla ilgili delillerimizi birazdan sizlerle tek tek paylaşacağız.

Yazımızın başında İncil kelimesi hakkında bilgi verirken, kelimenin anlamının “Müjde, İyi Haber” olduğunu, Grekçe kelime karşılığının “Evangelion” İngilizce kelime karşılığının “Gospel” olduğunu söylemiştik. Şimdi aşağıya farklı Türkçe, Grekçe, Latince ve Hristiyanlar arasında otorite olarak kabul edilen İngilizce Kral James çevirisini de vereceğimiz İncil ayetini dikkatlice okuduğumuz da, İncil kelimesinin farklı dillerde kelime aslını ve Türkçe de ki kelime aslı ile birlikte anlamsal olarak ta bulunduğunu göreceksiniz:

Luka 9:6 Onlar da çıkıp İncil’i ilân ederek ve her yerde şifa vererek köylerden geçiyorlardı.[3]

Luka 9:6 Onlar da çıkıp incili vâzederek ve her yerde şifa vererek, köyden köye geçiyorlardı.[4]

Luka 9:6 Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjde’yi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.[5]

Luka 9:6 Öğrenciler yola çıktı. Her yerde Sevinç Getirici Haber’i yayarak, hastaları sağlığa kavuşturarak kasaba kasaba dolaşmaya koyuldular.[6]

Luka 9:6 ἐξερχόμενοι δὲ διήρχοντο κατὰ τὰς κώμας εὐαγγελιζόμενοι καὶ θεραπεύοντες πανταχοῦ [7]

Luka 9:6 Egressi autem circuibant per castella evangelizantes, et curantes ubique [8]

Luka 9:6 And they departed, and went through the towns, preaching the gospel, and healing every where [9]

Farklı çevirilerini verdiğimiz İncil ayetinin ilk iki çevirisin de kelimenin orijinal hali kullanılmış, sonraki iki çevirisinde ise kasıtlı olarak kelimenin aslı değil anlamı kullanılmıştır. Kelimenin orjinalini bırakıp anlamını kullansalar dahi, gerek Grekçe, Latince ve Kral James çevirisin de kelimenin aslını çok rahat bir şekil de görmekteyiz. Bu ayetin öncesin de, Meryemoğlu İsa (as) havarileri toplamış ve onlara bir takım öğütler vererek, İncili vaaz etmeleri için görevlendirme yapmıştır. Mevcut İnciller Meryemoğlu İsa’dan (as) sonra yazıldığına göre, Meryemoğlu İsa (as) burada öğrencilerine bu İncilleri vaaz etmelerini söylemiş olamaz. Burada bahse konu olan İncil, gerçek İncil’dir. Allah’ın Meryemoğlu İsa’ya (as) vahyettiği İncil’dir. Bu nedenle, aslında havariler İncil yazmamış buna gerekte duymamışlardır. Bura da Matta ve Yuhanna İncillerini kim yazdı diyebilirsiniz, ancak o İncillerin yazarlarının Havariler olduğu şüphelidir. Yuhanna İncilini ise asla Havari Yuhanna yazmamıştır. Bu konularla ilgili detaylı bilgileri aşağıda, ilgili konu gelince sizlerle paylaşacağız.

Başka İncil ayetlerine göz attığımız da, Meryemoğlu İsa’nın (as) yaşamında bir Allah sözünü duyurduğunu, vaaz ettiğini görmekteyiz. Bununla ilgili İncil ayetlerini aşağıya yazıyoruz, bu İncil ayetlerini dikkatlice okuyalım:

Mat.11: 1 İsa, on iki öğrencisine bu buyrukları verdikten sonra onların kentlerinde öğretmek ve Tanrı sözünü duyurmak üzere oradan ayrıldı.

Mar.1: 38 İsa onlara, “Başka yerlere, yakın kasabalara gidelim” dedi. “Oralarda da Tanrı sözünü duyurayım. Bunun için çıkıp geldim.

Mar.1: 39 Böylece havralarında Tanrı sözünü duyurarak ve cinleri kovarak bütün Celile bölgesini dolaştı.

Mar.2: 2 O kadar çok insan toplandı ki, artık kapının önünde bile duracak yer kalmamıştı. İsa onlara Tanrı sözünü anlatıyordu.

Mar.3: 14-19 İsa bunlardan on iki kişiyi yanında bulundurmak, Tanrı sözünü duyurmaya göndermek ve cinleri kovmaya yetkili kılmak üzere seçti.

Mar.4: 33 İsa, Tanrı sözünü, buna benzer birçok benzetmeyle halkın anlayabildiği ölçüde anlatırdı.

Mar.16: 20 Öğrencileri de gidip Tanrı sözünü her yere yaydılar.

Luk.4: 44 Böylece Yahudiye’deki havralarda Tanrı sözünü duyurmaya devam etti.

Yu.17: 14 (İsa Dediki) Ben onlara senin sözünü ilettim, dünya ise onlardan nefret etti.

Yukarıda verdiğimiz dokuz İncil ayetine baktığımız da, Meryemoğlu İsa (as) kendi yaşamında açıkça bir Allah sözünü duyurmaktadır. Meryemoğlu İsa’nın (as) kendi yaşamında duyurduğu bu Allah sözü, kendisinden yıllarca sonra yazılmaya başlanmış bugün ki İnciller olamayacağına göre, o kendi yaşamında Allah’ın kendisine vahyettiği gerçek İncili duyuruyordu. Meryemoğlu İsa’nın (as) Havarileri de bu İncili duyurdukları için, diğer İncil Yazarları gibi kendilerine ait İnciller yazmadılar. Onlara atfedilen yazılar ya tavsiye niteliğinde olan insansı metinler yada onlara isnattan öteye geçmeyen başkalarının kaleme aldığı yazılardır. Evet, sizce Meryemoğlu İsa’nın kendi yaşamında duyurduğu bu Allah sözü, kendisinden yıllarca sonra yazılmış olan bu kitaplar olabilir mi?

Başka İncil ayetleri ise şu açıdan bize fikir vermektedir. Yukarıda okuduğunuz İncil ayetlerin de Meryemoğlu İsa (as) öğrencilerini İncili, Allah sözünü, Müjdeyi, İyi Haberi yaymak ve duyurmak için görevlendirmişti. Şimdi aşağıya vereceğimiz İncil ayetlerin de öğrencilerin bu emri yerine getirdiklerini hep birlikte göreceğiz:

Elçilerin İşleri 8:4 Bunun sonucu dağılan imanlılar, gittikleri her yerde Tanrı sözünü müjdeliyorlardı.

Elçilerin İşleri 14:15 “Efendiler, neden böyle şeyler yapıyorsunuz?” diye bağırdılar. “Biz de sizin gibi insanız, aynı yaradılışa sahibiz. Size müjde getiriyoruz. Sizi bu boş şeylerden vazgeçmeye, yeri, göğü, denizi ve bunların içindekilerin hepsini yaratan, yaşayan Tanrı’ya dönmeye çağırıyoruz.

Elçilerin İşleri 15:35 Ve Pavlus’la Barnabas, diğer birçok kişilerle de birlikte Rab’bin sözünü, İncil’i, öğreterek ve vazederek Antakya’da kaldılar.

1.Petrus 1:25 Ama Rab’bin sözü sonsuza dek durur.” Ve size müjdelenmiş olan söz budur.

Bu İncil ayetlerinden açıkça öğrencilerin şuan mevcut olmayan bir İncili müjdeledikleri görülmektedir. Hatta, ileri de değineceğimiz Barnabas İncilinin yazarının da Elçilerin İşleri 15:35 de bu görevi icra ettiğini görüyoruz. Meryemoğlu İsa (as) ile mevcut İncil arasındaki kopuk olan zaman dilimin de, öğrenciler gerçek İncili duyurdukları için başka bir İncil yazma ihtiyacı oluşmamış, Meryemoğlu İsa’nın (as) göğe alınması ile mevcut yazılan ilk İnciller arasında bu nedenle 30-35 yıllık bir boşluk oluşmuştur.

Buraya kadar verdiğimiz delillerin tamamı, mevcut İncilin içerisin de bulunan bilgilerdir. Bu bilgilerin ışığında şunu çok rahat bir şekil de görmekteyiz ki, şuan mevcut olan İncil gerçek İncil değildir. Peki, gerçek İncil’e ne oldu? Bu konu hakkında kesin bir bilgi bulunmamakla birlikte, bu konuda yeterli ve gerekli bilgiye sahip olan havarilerin büyük bir kısmının öldürülmüş olması nedeniyle, Pavlusun da zaman içerisin de yerleştirdiği teslis inancına ters düştüğü için zamanla unutulmuş, kaybolmuş ve kilisece uydurma İnciller arasına mahkum edilmiş olabilir. Pavlus mektuplarında şöyle demektedir:

2.Korintliler 11: 4 Çünkü size gelen ve bizim tanıttığımızdan değişik bir İsa’yı tanıtanları pekâlâ hoş görüyorsunuz. Ayrıca, aldığınız ruhtan farklı bir ruhu ve kabul ettiğinizden farklı bir müjdeyi kabul ederek bunları hoş görüyorsunuz. 5Bu sözüm ona üstün elçilerden hiç de aşağı olduğumu sanmıyorum! 6Acemi bir konuşmacı olabilirim, ama bilgide acemi değilim. Bunu size her durumda her bakımdan açıkça gösterdik.

Galatyalılar 1:6Sizi Mesih’in lütfuyla çağıranı bırakıp değişik bir müjdeye böylesine çabuk dönmenize şaşıyorum. 7Aslında başka bir müjde yoktur. Ancak aklınızı karıştıran ve Mesih’in müjdesini çarpıtmak isteyen kimseler vardır. 8Biz ya da gökten bir melek bile, size bildirdiğimiz müjdeye ters düşen bir müjde bildirirse, lanet olsun ona! 9Daha önce söylediğimizi şimdi yine söylüyorum, bir kimse size, kabul ettiğinize ters düşen bir müjde bildirirse, ona lanet olsun!

Bu her iki İncil ayetinden de görüldüğü gibi, henüz mevcut İncil yazılmadan Pavlus kendi teslis inancını Hristiyanlığa yerleştirirken, gerçek İncili anlatan ve öğreten öğrencileri, elçileri insanların gözünde değersiz göstermeye çalışmıştır. Galiba bunda başarılı da olmuştur. Hristiyanlarca sahip çıkılmayan gerçek İncil’de zamanla kaybolmuş, unutulmuş veya reddedilmiş olabilir.

Gerçek İncil’e ne olduğu kesin olarak bilinmese de, kesin ve net olarak bilinen bir şey var ki, şuan Hristiyan dünyasının elinde bulunan İncil asla gerçek İncil değildir. İnsanlar tarafından derlenen, içerisin de İlahi sözler karıştırılmış kitaplardır.

4. Havarilere İsnat Edilen İnciller

Mevcut İncillere göre Havariler Meryemoğlu İsa’nın (as) seçtiği 12 öğrencisine verilen genel ünvandır. Bunların isimleri ise mevcut İncillere göre şöyledir:

            Matta 10:2-4  Markos 3:14-19        Luka 6:13-16             Elç. İşl 1:13

1          Petrus                       Petrus                         Petrus                         Petrus

 

2          Andreas                 Andreas                     Andreas                     Andreas

 

3          Yakup                      Yakup                         Yakup                         Yakup

 

4          Yuhanna               Yuhanna                   Yuhanna                  Yuhanna

 

5          Filipus                     Filipus                        Filipus                        Filipus

 

6          Bartalmay            Bartalmay                Bartalmay                Bartalmay

 

7          Tomas                     Tomas                         Tomas                        Tomas

 

8          Matta                         Matta                          Matta                           Matta

 

9          Yakup                      Yakup                         Yakup                         Yakup

 

10        Taday                      Taday                         Yahuda                       Yahuda

 

11        Simun                      Simun                         Simun                         Simun

 

12        Yahuda                  Yahuda                       Yahuda                       ———

Yukarıda ki tabloya baktığımız da, 10 numaralı havarinin isminde ittifak edilmediğini, bu öğrencinin adının Matta ve Markosa göre “Taday” olduğunu, Lukaya göre ise “Yakup oğlu Yahuda” olduğunu görmekteyiz. Bu farklılık önemsiz gibi görülemez, aksine çok önemlidir.

Mevcut İncilin büyük bir kısmının havari olmayan kişiler tarafından yazıldığını böylece bir kez daha görmüş oluyoruz. Havari olanlara isnat edilen İncil metinlerinin ise bu kişilere ait olduğu şüphelidir. Meryemoğlu İsa’nın (as) gerçek İncili varken bu kişiler neden yeni bir İncil yazsınlar ki? Elbette yazmazlar. Bu nedenle mevcut İncil metinlerinin yazım tarihleriyle Meryemoğlu İsa (as) arasında 30-35 yıllık bir boşluk vardır.

4.1 Petrus Simun

Havarilerin içerisin de en önemlisi olan, Meryemoğlu İsa’nın (as) göğe yükselirken kendi yerine bıraktığı halefi olarak bilinen kişidir. Ama nedense havariler içerisinde bulunduğu pozisyona rağmen mevcut İncil’de yalnızca iki mektubun onun tarafından yazıldığı düşünülür. Bu mektuplar mevcut İncilin çok az bir kısmını oluşturmaktadır. Son dönem Dinler Tarihi uzmanlarından Annemarie Schimmel’e (d. 7 Nisan 1922 – ö. 26 Ocak 2003) göre bu iki mektupta Havari Petrusa ait değildir.[10]

Yine Havari Petrusun adını taşıyan ama Kilisece Apokrif (Sahte) ilan edilen metinler vardır. Apokrif Petrus İncil’i İlk devir yazılarından edinilen intibalara göre, M.S. 190 yılları öncesinde ortaya çıkmış olabileceği ihtimali üzerinde durulan bu İncil, Pavlus’un görüşlerine paraleldir. Petrus İncili’nin II. yüzyıl sonunda ve III. yüzyıl başında Mısır’da kullanıldığı anlaşılmaktadır.[11]

Apokrif sayılan bir başka metin ise, Petrusun İşleri ismini taşımaktadır. Bu metin de; Petrus’un Roma’daki faaliyetlerini; Simon Magus ile mücadelesini, mucizelerini ve ölümünü anlatan uzun hikayeler serilerinden biridir. Eusebius, bu yazının diğerleri gibi Petrus’a atfedildiğinden, Katolik geleneğince de tanınmadığından söz eder. Nicephorus, şimdi mevcut, yaklaşık bin satırdan oluşan bu yazının, 2750 satır uzunlukta olduğu bilgisini verir.[12]

Apokrif sayılan ve Havari Petrusa atfedilen diğer bir metnin adı ise Petrusun Vahyi adını taşımaktadır. Bu metin; II. yy.’da Hıristiyanlar tarafından havarilere atfedilen ve son derece önem verilen ilk apokaliptik yazılardandır. Sozomen’in rivayetine göre, sonradan gelenler tarafından reddedilmiş olmasına rağmen, V. yy’da Filistin Kiliseleri’nin çoğunda senede bir defa Perşembe günleri okunmuştur. İskenderiye’li Clement, tıpkı kanonik (Kilisece Kabul Edilen İnciller) yazılar gibi bunun önemine işaret etmiş ve iktibaslar yapmıştır. [13]

4.2 Andreas

Andreas, Havari Petrusun kardeşidir. Kendisine atfedilen metinler kilisece apokrif, geçersiz sayılmıştır. Bunlar “Andreasın İşleri, Andreas ve Matiyanın İşleri, Andreas ve Pavlusun İşleri” isimlerini taşımaktadır. Hristiyan teologlarına göre Andreas, ilk dönem İncil yazarları arasında ismi anılmaktadır.

4.3 Zebedi Oğlu Yakup

Zebedi Oğlu Yakuba atfedilen “Büyük Yakubun İşleri” isimli, kilisece apokrif, geçerisiz sayılmış bir metin bulunmaktadır.

4.4 Zebedi Oğlu Yuhanna

Bu kişi, Meryemoğlu İsa’nın akrabası olup, mevcut İncil de yer alan “Yuhanna İncili, Yuhannanın üç mektubu, Yuhannanın Vahyi-Esinleme” bölümlerinin bu kişiye ait olduğu düşünülür. Bu metinleri incelediğimiz de, yazım tarzı olarak Yuhanna İncili ile diğer metinler arasında çok ciddi farklılıklar vardır. Bahse konu İncil kesinlikle Havari Yuhannaya ait değildir.

Yuhanna İncilini yazan kişinin kim olduğu bilinmemekte, Havari Yuhanna olduğu tahmin edilmektedir. Yani ortada, bir vahiy var, bir kutsal metin var ve vahyin ilk muhatabının kimliği meçhul, yani bilinmediği için tahmin edilmektedir.

Şimdi sizlerle, Yuhanna Kitabının yazarının kimliğinin açıklandığı bölüme, bu İncil Kitabının son bölümüne ve ilgili ayetlere birlikte göz atalım. Böylece, bu kitabın yazarının kim olduğu sorusunun cevabını birlikte arayalım:

Yu.21: 20 Petrus arkasına döndü, İsa’nın sevdiği öğrencinin kendilerini izlediğini gördü. Bu öğrenci, akşam yemeğinde İsa’nın göğsüne yaslanan ve, “Ya Rab, sana kim ihanet edecek?” diye soran öğrencidir.

Yu.21: 21 Petrus onu görünce İsa’ya, “Ya Rab, ya bu ne olacak?” diye sordu.

Yu.21: 22 İsa, “Ben gelinceye dek onun yaşamasını istiyorsam, bundan sana ne?” dedi. “Sen ardımdan gel!”

Yu.21: 23 Bu yüzden kardeşler arasında o öğrencinin ölmeyeceğine dair bir söylenti çıktı. Ama İsa Petrus’a, “O ölmeyecek” dememişti. Sadece, “Ben gelinceye dek onun yaşamasını istiyorsam, bundan sana ne?” demişti.

Yu.21: 24 Bütün bunlara tanıklık eden ve bunları yazan öğrenci budur. Onun tanıklığının doğru olduğunu biliyoruz.

Yu.21: 25 İsa’nın yaptığı daha başka çok şey vardır. Bunlar tek tek yazılsaydı, sanırım yazılan kitaplar dünyaya sığmazdı.

Evet, kitabın yazarının kimliğinin açıklandığı ayetler bu bölümde geçmektedir. Ama sizlerin de gördüğü gibi, burada, bu kitabı yazan kişinin kimliği açıkça belirtilmemektedir. İşte bu nedenle, Hristiyan din adamları bir fikir yürütmüş ve bu kitabın yazarının Havari Yuhanna olduğu fikrini öne sürmüşlerdir. Ancak, bu metinler de, dikkatten kaçan bir kaç nokta vardır.

a) Yuhanna 21:24 ayete dikkatlice baktığımız da, bu kitabın yazarının, Meryem Oğlu İsa Mesih’in (as) en sevdiği öğrenci olduğu söylenirken, devamında şu ifadeye yer verilmektedir “Onun tanıklığının doğru olduğunu biliyoruz.” yani, bu metni yazdığı söylenen kişi, her nekadar en çok sevilen öğrenci olsa da, aslında ortada bir başka kişi veya kişiler zümresi daha var. Öyle ki, kendilerini buna şahit tutmaktadırlar. Eğer bu kitabı veya kitabın bu ayetlerini, en çok sevilen öğrenci yazmış olsaydı, 24. ayette kullanacağı ifade “Onun tanıklığının doğru olduğunu biliyoruz.” değil “Benim tanıklığımın doğru olduğu herkesçe bilinmektedir” olması gerekirdi.

b) Eğer bu kitabı, en çok sevilen öğrenci yazdıysa, 21. bölümün 24 ve 25 ci ayetlerini başka kişiler yazmış olmalıdır. İlgili metinden bu açıkça görülmektedir. Bu durum da, birileri Tanrı sözüne ekleme yapmış durumuna düşmektedir ki bu daha da vahim bir durumdur.

c) Aynı bölümün 25. ayetine baktığımız da, yazarın bütün olayları yazmadığı, eğer yazmış olsaydı yazılan kitapların dünyalara sığmayacağı ifade edilmektedir. Bu nasıl bir Tanrı Esini ki, neyin yazılacağına neyin yazılmayacağına, kimliği meçhul kişi veya kişiler karar veriyor? Evet, birileri nelerin kitapta yer alıp almayacağına karar veriyor? Böyle bir şey Tanrı sözleri için düşünülemez, ama insan sözleri için düşünülebilir.

d) Asıl ve en önemli noktaya gelmiş bulunuyoruz. Bu kitabın yazarı her kimse, bu ister Yuhanna ister bir başkası olsun, Meryem Oğlu İsa Mesih’in (as) tekrar dünyaya dönüşüne kadar yaşaması gerekmektedir. Evet, yanlış okumadınız ve yanlış anlamadınız, bu kitabın yazarının hala yaşıyor olması lazım. Çünkü, Meryem Oğlu İsa Mesih (as) o İncil metnine göre şöyle söylemişti “Ben gelinceye dek onun yaşamasını istiyorsam, bundan sana ne?”… Buradan açıkça görülmektedir ki, bu öğrenci, Meryem Oğlu İsa Mesih (as) tekrar dünyaya gelinceye kadar yaşayacaktır. Biz bu öğrencinin hiçbir zaman ölmeyeceğini söylemiyoruz, ama Meryem Oğlu İsa Mesih’in (as) tekrar dünyaya gelişine kadar da yaşaması gerekiyor. Ama Havari Yuhanna öldü. Havarilerden yaşayan hiç kimse kalmadı. Bu durum da, bu Kitabın Yazarı Havari Yuhanna da olamaz.

Sizlerin de gördüğü gibi, ilgili ayetler biraz detaylı bir incelemeye tabi tutulunca, kitabın yazarının Yuhanna olmadığı ve şu an yaklaşık 2.000 yaşında olan bir kişi tarafından kaleme alındığını görmüş olduk. Bu noktadan sonra, artık sorulması gereken şey, bu kitabın yazarının Yuhanna olup olmadığı değil, yaklaşık 2.000 yaşında olan ve halen yaşamakta olan bu sevgili öğrencinin nerede olduğudur!

Umarım Vatikan da ki Papalık kurumu veya diğer Hristiyan dini otoriteler bu durumu açıklayabilirler.

4.5 Filipus

Filipusa atfedilen metinlerin tamamı kilisece apokrif sayılmış ve mevcut İncil de yer almamıştır. Filipusa atfedilen metinlerin isimleri “Filipus İncili, Filipusun İşleri” dir.

4.6 Bartalmay

Bartalmaya atfedilen “Bartalmayın İncili ve İsanın Dirilişi” kitapları olduğu ve bunların kilisece apokrif kabul edildiğini görmekteyiz..

4.7 Matta

Mevcut İncilin Matta kitabının yazarı olduğuna inanılır. Ancak, bu kitapta kendisi ile ilgili bölümlerde kullanılan üsluptan, kendisinden değil başka bir Matta dan bahsettiği anlaşılmaktadır. Hristiyan teologlar bu İncil hakkında çok derin ve çeşitli ihtilaflara düşmüşlerdir. Bunlardan bir kısmı bu kitabın yazarının Havari Matta olmadığını, bir kısmı bu kitabın yazarının Havari Matta olduğunu iddia ederler.

Havari Matta olduğu görüşünü öne sürenler ise, Havari Mattanın İncilini Aramice-İbranice yazdığını, İncilin daha sonra kimliği meçhul kişi veya kişilerce Grekçeye çevrildiğini söylerler. Elde ki en eski Matta İncili ise Grekçe dir. Bu durum da, orijinal Matta İncili kayıptır. Bazı teologlar ise bu kitabı bizzat Havari Mattanın Grekçeye çevirdiğini söylerler. Kitabı kim çevirirse çevirsin, mevcut Matta İncili orijinal değildir. Bunu hiçbir şey değiştirememektedir.

Matta İncili, çok büyük metinsel hatalar içeren bir kitaptır. Örneğin Matta 2:23 bölümde Eski Antlaşma peygamberlerinden alıntı yaptığını söylemektedir. Ama Eski Ahiti taradığımız da, Mattanın alıntıladığı sözü söyleyen bir peygambere rastlanmamaktadır. Bu tür örnekler çok fazladır. Yada Eski Ahitte geçen sözleri değiştirerek nakledip, insanları kandırmaya çalışmıştır. Örneğin Mezmur 110:1 de geçen “Rab efendime: “Ben düşmanlarını ayaklarının altına serinceye dek…” ifadesini değiştirip, Matta 22:44 te “Rab Rabbime dedi ki “Ben düşmanlarını ayaklarının altına serinceye dek…” çalışmıştır. Rab efendime sözü değiştirilip, Rab Rabbime şekline dönüştürülmüştür. Bu değiştirme işlemini Markos İncilinde de görmekteyiz.

Matta İncilin de yapılan hatalar, değiştirmeler, eklemeler tamamen ayrı bir çalışma konusudur. Burada bunları saymaya çalışırsak, yazımız amacından uzaklaşır. Bu nedenle bu konuya daha fazla değinmeden, bu kitabın Havari Mattaya ait olmadığı görüşünde olduğumuzu söylememiz gerekmektedir. Havari Mattaya ait olduğu kabul edilse dahi, içerisinde bulunan hatalar kabul edilebilecek gibi değil.

4.8 Tomas

Tomasa atfedilen metinlerin tamamı kilise tarafından apokrif, geçersiz sayılmıştır. Bunlar “Sahidce Tomas İncili, İbrani Tomas İncili, Tomasın İşleri, Tomasın Vahyi” isimlerini taşımaktadır.

4.9 Alfay Oğlu Yakup

Havarilerin içerisinde bu isim de iki kişi bulunmaktadır. Bu kişiye ait olduğu düşünülen veya isnat edilen bir metne rastlanılmamıştır.

4.10 Taday

Matta ve Markos İncillerine göre 10. Havarinin adı Tadayken, Lukaya göre Yahuda’dır. Burada bahsedilen Yahuda, Meryemoğlu İsa’ya (as) ihanet eden Yahuda İskariot değildir. Tadaya ait olduğu söylenen “Tadayın İşleri” isimli kitap kilisece apokrif sayılmıştır.

4.11 Yurtseven Simun

Bu kişiye atfedilen bir metne rastlanamadığı gibi, hakkında da birkaç cümle bilgi mevcuttur.

4.12 Matiya

Bu kişi, ihanet eden Yahuda İskariot yerine seçilen havaridir. Ona atfedilen “Matiyanın İncili” kilise tarafından apokrif, geçersiz ilan edilmiştir.

Bu madde de, birçok isim ve onlara atfedilen yasaklanmış İncilleri gördünüz. Kilise bu İncilleri neye göre, hangi hakla ve hangi kriterleri esas alarak yasakladı buda ayrı bir konudur. Bu madde de, 17 adet İncilin apokrif, geçersiz sayıldığı ve kilisece yasaklandığı görülmektedir. Yasaklanan kitaplarının isimlerinin, mevcut İncil kitaplarının isimleri ile benzerliği göz önüne alınırsa, aslında bu tür kitap yazımlarının o dönemlerde gelenekleşmiş olduklarını söyleyebiliriz. Bu durum da, mevcut İncili oluşturan kitaplar da, bir geleneğin ürünüdür dememiz gerekmekte ve öyle gözükmektedir.

5. Havari Olmayan Kişilerin İncilleri

Bir önceki madde de Havarilere atfedilen İncil Kitaplarını kısaca ele aldık. Bu madde de ise, Havari olmadıkları halde İncil Yazdıkları bilinen, yazdıkları İnciller kilise tarafından apokrif, geçersiz sayılan kişileri, Yine Havari olmamalarına rağmen yazdıkları İnciller mevcut İncilin içerisinde yer alan kişi ve kitapları ele alacağız.

5.1 Meryemoğlu İsa’nın (as) Kardeşi Yakup

Mevcut İncil metinlerine baktığımız da, Meryemoğlu İsa’nın (as) Yakup adında bir erkek kardeşi bulunmaktadır. Yani Hz Meryem, İsa’yı (as) doğurduktan sonra evlenmiş ve bu evlilikten Yakup isminde başka bir oğlu daha olmuştur. Tarihteki ilk konsil olarak anılan Havariler konsiline de Yakup başkanlık etmiştir.

Yakuba atfedilen metinler “Yakubun İlk İncili, Yakup İncili, Yakubun Mektubu, Yakubun Vahyi” bunlar kilisece apokrif kabul edilen metinlerdir. Kilisece kabul edilen bir tane “Yakubun Mektubu” isimli ayrı bir metin bulunmaktadır. Bu metin günümüz İncilinin içerisin de yer almaktadır.

5.2 Markos

Markos Havari Petrusun öğrencisi olup Meryemoğlu İsa’yı (as) hiç görmemiştir. Bir çok batılı teoloğa göre İlk İncili bu Markos yazmıştır. Markosun yazmış olduğu İncil kilisece kanonik, geçerli kabul edilmiş ve mevcut İncilin içerisin de yerini ikinci sıra da almıştır. Markos İnciline ait nüshalar Grekçedir. Bu İncilinde içerisin de bir çok hata, çelişki ve değiştirmeler mevcuttur. Matta İncili ile ilgili verdiğimiz örnekte yer alan kelime değiştirme olayı aynen Markos İncilinde de görülmektedir. Markos İncilinin içerisin de, Teslisi destekleyici ifadelere rastlanmaz. Ama içerisinde bulunan çelişki ve hatalar, bu İncilin insan eseri olduğunu bize göstermektedir.

5.3 Luka

Luka, Havari olmayan Pavlusun öğrencisidir. Hayatında Meryemoğlu İsa’yı (as) hiç görmemiştir. Mevcut İncilin içerisinde yazığı kitaplar “Luka İncili, Elçilerin İşleri” isimleri ile bilinmekte olup, büyük bir yer kaplamaktadır.

Luka aslında Allahtan vahiy aldığını asla söylememiştir. Başkalarından duyduklarını ve bunu yazan kişinin bir tek kendisi olmadığını İncilinin başında açıkça itiraf etmiştir. Ama zamanla Luka zoraki bir İncil yazarı haline dönüştürülmüştür. Belki, kitaplarının içerisin de Teslise ait fikirlerin bulunmaması ve araştırmaları neticesinde derlediği, elde ettiği bilgileri yazdığını itiraf etmesi onun mazur görülmesine neden olabilir. Ancak Luka, derlediği bu kitapla ilgili topladığı bilgileri kimlerden öğrendiğini bildirmemekle büyük ve telafisi mümkün olmayan büyük bir hata yapmıştır.

5.4 Pavlus

Pavlusun İncil içerisinde yer alan 13 tane mektubu bulunmaktadır. Bu mektuplar MS 390 dan sonra İncile dahil edilmiştir. Bu tarihten önceki İncil nüshalarının içerisinde bu mektuplara rastlanmamaktadır. Bu mektupların ise tamamının Pavlusu ait olup olmadığı daha önce de belirttiğimiz gibi tartışmalıdır.

5.5 İbraniler İncili

Mevcut İncilin içerisinde yer alan İbraniler Kitabının, İncilinin kim tarafından ne zaman yazıldığı bilinmemektedir. Bazı batılı teologlar bunu Pavlusun yazmış olabileceğini düşünmektedirler. Şu duruma bir bakınız, ortada bir Kutsal Metin var ve yazarın kim olduğu bilinmiyor. Yazarları bilinenler kilisece apokrif sayılabilirken, yazarı meçhul olan kitaplar aynı kilisece gerçek kabul edilebilmektedir. Bu durum, İncilin derlenmesinde gösterilen basiretsizliğin, ciddiyetsizliğin ve tarafgirliğin en büyük kanıtlarından birisidir.

5.6 Yahuda İncili

Yine mevcut İncilin içerisinde yer alan Yahuda Kitabını kimin yazdığı net olarak bilinmemektedir. İbranilerle ilgili durum bu kitap için de aynen geçerlidir. Bu konu hakkında ne söylenebilir ki? Söylenecek fazla bir şey yoktur. Yapılan bu hata asla affedilebilir değil ve Allah’a iftira etmekten başka bir anlam taşımamaktadır.

5.7 Barnabas İncili

Barnabas tarafından yazılan ve Hristiyan dünyasında kıyametler koparılan İncillerden birisidir. Kilise tarafından apokrif, geçersiz ilan edilmiştir. Yakın zaman dilimin de, hakkında yeni bilgi ve bulgular ortaya çıkmış, sürekli gündemde kalmış bir kitaptır. Şahsi kanaatimiz bu kitapta asla gerçek İncil değildir. Ama, mevcut İncillerden farklılık arzeden, Tevhidi, Allah’ın birliğini savunan, Meryemoğlu İsa’nın (as) peygamberliğini beyan eden, Çarmıha gerilme hadisesini reddedip, Ahir zaman peygamberini müjdeleyen bir kitaptır.

Öncelikle bu kitabın yazarı Barnabas sanıldığı gibi Havari değildir. Asıl adı Yusuftur. Meryemoğlu İsa’ya (as) ihanet eden Havari Yahuda İskariyotun yerine yapılan havari seçimi adayı olarak gösterilen iki kişiden birisidir. Ancak çekilen kura Barnabasa değil, Mattita ya isabet etmiştir. Bu bilgiler İncilin Elçilerin İşleri Kitabının 1. Bölümünde anlatılmaktadır.

Pavlusu Havarilerle Barnabas tanıştırmış, Barnabasla Pavlus birlikte pek çok seyahat yapmışlardır. Zaman içerisinde Pavlusla aralarında ihtilaf ve ayrılıklar baş göstermiş, daha sonra da ayrılmışlardır. Kendisi muhtemelen Pavlusun batıl düşüncelerinin önüne geçebilmek için bu İncili yazmış olmalıdır. Çünkü Pavlus mektuplarında bu konuya değinmektedir. Hatta işi ileriye götürerek, kendisinden başkasının bildirdiği müjdeyi lanetlemiştir. Bununla ilgili İncil ayetleri “Gerçek İncil” isimli madde de verilmiştir.

Kilise bu İncili birkaç nedenden apokrif, geçersiz saymış olabilir:

a- Çarmıha gerilme olayının olmadığı bilgisine yer veriliyor olması,

b- Allah’ın birliğini ve Meryemoğlu İsa’nın (as) peygamber olduğunu söylemesi,

c- Ahir zaman peygamberi Hz Muhammedi açıkça müjdeliyor olması.

Misyoner teşkilatları apokrif kitaplar içerisinde en çok bu kitabın aleyhinde kampanyalar düzenlemektedirler. Bu kitabın gerçek olmadığını ispat etmek için, içerisinde bulunan çeviri hatalarını delil olarak göstermektedirler. Bu çeviri hatalarının sayısı ise bir elin parmaklarını geçmemektedir. Ancak unuttukları bir şey var. Eğer bu hatalar, Barnabas İncilini geçersiz kılıyorsa, ellerinde bulunan İncillerin içerisin de bulunan hatalardan dolayı, Kutsal Kitaplarını tamamen bir kenara bırakmaları gerekmektedir.

Bu kitap MS 350-400 yılları arasında yayınlanan ve okunması yasaklana kitaplar listesinde, iki ayrı tarihte ve iki ayrı listede ismen yer almaktadır. Batılı Misyonerler, bu kitabın Hristiyanken Müslüman olan bir din adamı tarafından yazıldığını iddia ederler. Oysa ki, bu kitap az önce belirttiğimiz gibi MS 350-400 yılları arasında hazırlanan iki ayrı liste de ismen mevcuttur. Yani bu görüş tamamen iftiradır. Ayrıca İslami kaynaklarda, MS 1800 ler den önce bu kitap hakkında bilgi verilmez. Bu kitabın bilinen ilk baskısı MS 1600 ler de batıda gerçekleşmiştir. Batının kendi içerisinden çıkardığı bir kitaptır ve Müslümanlarla ilgisi yoktur dur.

Bu bölümde de toplam beş kitabın kilisece apokrif, geçersiz ilan edildiğini görmekteyiz. Son iki bölümde kilisenin apokrif ilan ettiği kitapların sayısı toplamda 22 olmuştur. Daha geniş yapılacak araştırma ve çalışmalarla bu sayı daha da yukarılara çıkacaktır.

6. Mevcut İncilin Bir Araya Getirilişi

Kutsal Kitap ve İncilin düzenlenmesiyle ilgili ilk konsül İznik Konsülünden sonra yapılmışken, İncil düzenlenmesi için yapılan son konsül ise Katolik Kilise’ce 1546 yılında düzenlenen Trent Konsülünde, Ortodoks Kilise tarafından yapılan 1642 Yaş (Jassy) ve 1672 Yeruşalim konsüllerinde son bulmuştur. Son yapılan konsüllerde yapılan eklemelerle ilgili Hıristiyan kaynaklarında şu bilgilere ulaşılmaktadır:

“Apokrif (apocrypha) sözcüğü, Grekçe “saklı kitaplar” anlamına gelen ‘”apocryphos” sözcüğünden gelmiştir. Orijinal metin Grekçe yazılmıştır Bu kitaplar İ.Ö. 3. yüzyılda 70 kişilik bir ekip tarafından çevirisi yapılan Septuaginta’da bulunmaktadır.

Apokrif Kitapları, Mesih İsa’dan önceki yüzyıllarda yaşayan Yahudiler’in tarihi, yaşamı, düşüncesi, ibadeti ve dinsel gelenekleri konusunda değerli bilgiler vermek açısından çok önemlidir. Böylece Mesih İsa’nın hangi tarihsel ve kültürel ortamda yaşamını ve öğretisini sürdürdüğünü daha iyi anlayabiliriz.

Eski Antlaşma dönemiyle ilgili apokrif kitapların çoğunluğu İbranice ya da Aramice yazılmış olmalarına karşın, yalnızca Grekçe biçimleriyle elimize ulaşmışlardır. Bu da metinlerin Eski Antlaşmanın ilk Grekçe çevirisi olan Septuaginta’da toplu olarak korunmasından kaynaklanmaktadır. Eski Antlaşmanın İ.Ö. üçüncü yüzyılda yapılmaya başlanan ve dünyada o dönem en yaygın dil olan Grekçe ‘deki bu çeviri çok kısa bir süre içinde yaygınlaşmıştır.

Roma Katolik Kilisesi 1546 yılında Trent Konsülü’nde bu kitapları Kutsal kitaplar’ın arasına almıştır. Katolikler söz konusu kitaplardan “Deuterokanonik” yani Kutsal Kitap listesine sonradan eklenmiş kitaplar olarak söz ederler. Ortodoks Kilisesi ise “Deuterokanonik” olarak adlandırdığı kitapları 1642 Yaş (Jassy) ve 1672 Yeruşalim konsüllerinde “Kutsal Yazılar’ ın gerçek parçaları” olarak adlandırmıştır. Günümüzde birçok Ortodoks din bilgini Atanasyus ve Jerome’nin çizgisini izleyerek bu kitapların Kutsal Yazılar’ ın diğer bölümlerinden daha az yetkili olduğunu kabul etmektedir. Apokrif Kitapları genellikle Eski Antlaşma ‘nın evrensel olarak benimsenen kitapları arasında değerlendirilmez ve topluluk önünde ya da kilise tapınma hizmetinde birincil olarak kullanılmazlar. Yine de Apokrif Kitapları ‘nın inanlıların kişisel çalışmaları ve gelişmeleri için yararlı olabilecekleri düşünülür.

Katolik Kilisesi Apokrif kitaplardan “Deuterokanonik” yani, Kutsal Kitap listesine sonradan eklenmiş kitaplar olarak söz eder. Protestanlar ise bu kitapları “Apokrifler” diye adlandırırlar. Martin Luther Apokrifler’e Kutsal Yazı gözüyle bakmamasına rağmen onların “okunması iyi ve yararlı kitaplar” olduğunu belirtmiştir.

Deuterokanonik (Apokrif) Kitapları tarihsel metinler, söylenceler, bilgelik sözleri, dua ve ezgiler, gelecek olaylarla ilgili metinlerden oluşur. Kitaplar sırasıyla, Tobit, Yudit, Ester (Eski Antlaşma’daki özgün metne bazı ekler içeren Grekçe çevirisi). Bilgelik, Sirak, Baruk, Yeremya’nın Mektubu, Azarya’nın Duası ve Üç Genç Adamın Ezgisi, Suzanna, Bel ve Ejderha, 1. Makabeler, 2.Makabeler, 3.Makabeler, 1.Esdras, 4.Ezra, Manaşşe’nin Duası, 151.Mezmur ve 4.Makabeler’dir.” [14]

Bugünkü mevcut İncilin, Konsüller neticesinde bu hale geldiğini reddetmekte olan Hıristiyan kaynakları, şuan elimizde olan İncilin bu hale nasıl ve kimler tarafından getirildiği sorusuna verebilecekleri bir cevabı mutlaka olmalı, olmalıdır. Şu andaki mevcut İncilin bu haliyle en eski nüshası acaba hangi yıla aittir?

Bu 27 kitabın tamamını içeren ilk İncilin ne zamana ait olduğuna dair bir araştırma yaptığımızda, karşımıza çıkan bilgiler ise şunlardır:

Bu konuda Prf. Dr. F.F. Bruce İncil Nasıl Yazıldı Başlıklı yazısında şu bilgileri veriyor [15]:

1- 1920 yılından beri İngiltere Manchester kentinin John Rylands Üniversitesi kütüphanesi, Yeni Antlaşma’nın şimdiye kadar bulunan en eski kopyasının bir parçasına sahiptir. Bu parça, İ.S. 130-140 yıllarında, yani Yuhanna İncil’inin yazılmasından yalnız 50 yıl sonra yapılan bir kopyaya aittir. Çok ufak olduğu için Yuhanna İncili’nin metninden ancak küçük bir kısmı kapsamaktadır. (Bu nüsha, Matta, Markos, Luka ve Yuhanna ile ilgilidir, diğer 23 kitap burada yoktur)

2- İsviçre’nin Cenevre kentine yakın olan Bodmer Kütüphanesi’nde çok değerli bir koleksiyon vardır. Bu koleksiyon Yeni Antlaşma (İncil) yazarlarının İ.S. ikinci yüzyılın sonlarına ait olan iki eski kopyasını da içermektedir. Bunların birincisi Yuhanna İncili’nin bir kopyasıdır. Bu kopyanın üçte ikisi tamamdır, üçte biri parça halinde bulunmaktadır. İkinci kopya, eskiden dört İncil’in hepsini, ama çürüme nedeniyle şimdi sadece Luka’nın ikinci yarısını ve Yuhanna’nın birinci yarısını kapsamaktadır. (Bu nüshalarda yine meşhur 4 yazarla ilgili olup, bu nüshalarda da diğer 23 kitap birlikte değildir)

3- Bormer Koleksiyonu, Petrus’un ve Yahuda’nın mektuplarının bir papirus kopyasını da kapsıyordu. İ.S. 200 yıllarına ait olan bu kopya şimdi Roma’daki Vatikan Kütüphanesi’nde bulunmaktadır. Çünkü Papa VI. Paul 1969 yılında Cenevre’ye gittiği zaman, M.Bodmer ona yazıları sunmuştur. (Bu nüshada ise Petrus ve Yahudanın mektupları vardır, 25 kitap yoktur)

4- Yeni Antlaşma papirüslerinin başka önemli bir derlemesi İrlanda’nın başkenti Dublin’de bulunan Chester Beatty, 1931 yılında bu papirüslerle birlikte başka birkaç el yazması kitapları da ele geçirmiştir. Bunlar üç tanedir. İ.S. 200 ile 250 yılları arasında yazılmış olan birincisi, tüm haliyle dört İncil’in ve Elçilerin İşleri kitabının Grekçe metnini kapsıyordu; İ.S. 250 ile 300 yıllar arasında yazılmış olan üçüncüsü de Vahiy kitabını kapsıyordu. (Bu nüshalarda da 5-6 kitap bir aradadır geriye kalan yaklaşık 20 kitap henüz İncile dahil edilmemiştir.)

5- Yeni Antlaşma’nın ilginç bir el yazması nüshası 1933 yılında Fırat nehrinde, Salihiye’deki kazılar esnasında bulunmuştur. İ.S. 235 yıllarına ait olan bu nüsha, Grekçe İncil’in küçük bir parçasıdır. Ama bu parça, dört İncil’in birine ait değildir, fasılası bir anlam oluşturmak üzere dört İncil’in içindekileri yenide düzenleyen bir eserden gelmiştir. (Buradaki nüsha 4 yazarın kitaplarından özetler içermekte, yine 23 kitap bunda da birlikte değildir) Prf. Dr. F.F. Bruce’nin yazısı burada bitti.

            Yukarıdaki 5 örnekte de görüldüğü gibi, Milattan Sonra 300 yıllarına geldiğimiz halde, mevcut incilin (Hıristiyanlarca kabul edilen incilin) tamamının bir arada olduğu bir nüshasına rastlayamadık, çünkü yoktur. Hıristiyan tarihçilerin verdikleri bu bilgilerden de anlaşılacağı üzere, mevcut İncil zaman içerisinde eklemelerle bu hale gelmiştir.

Bugünkü haliyle İncilin tam nüshası hangi döneme ait? Son eklemenin 1600 ler den sonra yapıldığını artık biliyoruz. Bu son eklemeyi yalnızca Katolik ve Ortodoksların kabul ettiğini düşünerek, Protestanların kabul ettiği haliyle İncil ne zaman oluştu?

Eldeki nüshalara baktığımızda, bu nüshaların İznik Konsülünden sonra oldukları görülmektedir. Bugünkü haliyle en eski İncile ancak Milattan Sonra 400 lü yıllarda ulaşılmaktadır. Buda Tarihteki 397 yılında yapılan Kartaca Konsülünde son şeklini aldığını ortaya koymaktadır. Nitekim bu tarihten itibaren Roma ve Doğu kiliseleri, okunması yasaklanan kitaplarla ilgili kararları almışlardır.

Bu durumda, şu sonuçlara varmaktayız;

1- Mevcut İncilin kiliseler tarafından kullanılan en eski tam nüshası MS 400 lere aittir.

2- Kilise önderleri, kutsal metinler üzerinde söz sahibidir. Yani hangisinin Allah sözü, hangisinin olmadığına karar vermiştir.

3- İlk 400 yıllık zaman dilimi içerisinde Hıristiyan dünyası aynı İncili ve bir bütününü kullanmamıştır.

4- Allahın sözüne, vahyine iman noktasında farklılıklar oldu.

5- İlk İncil nüshalarına göre (İznik Konsülüne kadarki) Hıristiyanlığın ilk 300 yılındaki kutsal kitap; Matta, Markos, Luka, Yuhanna, Vahiy ve Elçilerin İşleri, bölümlerinden oluşmaktaydı ve asla mektuplar kutsal metine dahil edilmedi.

6- İlk yazılan incilin Markos kitabı olduğu görüşünden hareketle, ilk 30 yıldaki Hıristiyanların İncil diye bir kitabının olmadığını görmekteyiz. Bu durumda, bu insanlar muhtemelen ya başka bir kitaba, ya da Mesih İsa’dan (a.s) duyduklarına göre bir inanca sahiptiler. Mevcut İncil’e baktığımızda bunu görmek mümkündür. Mevcut İncil’de defaatla İsa Mesihin duyurduğu bir Tanrı sözünden bahsedilir, bahsedilen bu Tanrı Sözünün bu günkü mevcut İnciller olmadığı kesindir… Onların yaşamında başka bir kitabın olmadığını düşündüğümüzdeyse, bu durumda ilk dönem Hıristiyan inananlarının Mesih İsa’dan (a.s) başka önderleri yoktu. Ne Aziz Pavlus nede diğerlerinin sözleri onlara göre Allah sözü değildi. Olmadığı içinde ilk nüshalarda bunlara yer verilmedi.

7. Sonuç

Yazının bütününde objektif bir yaklaşım gösterdiğimize inanıyorum. Meseleleri ele alırken, kaynakların sıhhatini defaatle kontrol ettik. Siz okuyuculara en sağlıklı ve doğru bilgileri ulaştırdık. Sonuç olarak sizlerin de İncil hakkında bir kanaati oluşmuştur.

Yazının bütününe baktığımız da, şunu çok net bir şekil de görmekteyiz ki; bugün Hristiyan dünyasının elinde bulunan İncil asla gerçek İncil değildir. Gerçek İncil Meryemoğlu İsa’ya (as) Allah tarafından vahiy edilmiş, oda bu vahyi Havarilere öğretmiştir. Bu bilgiler, mevcut İncil kitaplarında açıkça görülmektedir. Ne kilise tarafından kabul edilen İnciller, nede apokrif sayılan İnciller Meryemoğlu İsa’ya (as) Allah tarafından verilen gerçek İncil değillerdir. Bu kitaplar, Meryemoğlu İsa’nın (as) hayatından bir takım kesitler içeren, insanlar tarafından derlenmiş, içerisinde ilahi İncil’den esintiler barındıran kitaplardır.

Bu kitapların tamamı gerçek İncil olmadıktan sonra, kim veya kimler tarafından yazıldıklarının çok fazla bir önemi kalmamaktadır. Bu kitapların incelenmeye değer tek tarafları, Allah sözü olmaları değil, tarihi olaylardan verdikleri haberlerin doğrulukları açısından olabilir.

Umarım bu yazımızı okuyan, okuyacak Hristiyanların bu gerçekle yüzleşecek cesaretleri vardır. Yuhanna 8:32 de şöyle söylenmektedir:

Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak.

Dip Not:

[1] http://www.kitabimukaddes.com/kutsal-kitap-tr.html

[2] İbraniler Kitabı ve Yahuda kitaplarının yazarlarının kimlikleri bilinmemektedir.

[3] Çeviri Bünyamin CANDEMİR, Kutsal İncil 2003 Kitab-ı Mukaddes Şirketi, www.incil.info

[4] Çeviri Kitab-ı Mukaddes, Eski ve Yeni Ahit (Tevrat ve İncil): İbrani, Kildani ve Yunani dillerinden son tashih edilmiş tercümedir. 1941 Kitab-ı Mukaddes Şirketi, www.incil.info

[5] Çeviri Kutsal Kitap: Eski ve Yeni Antlaşma (Tevrat, Zebur, İncil). Eski Antlaşma 2001, 2009 Kitab-ı Mukaddes Şirketi; Yeni Antlaşma 1987, 1994, 2001, 2009 Yeni Yaşam Yayınları., www.incil.info

[6] Çeviri İncil: Sevinç Getirici Haber – İncil’in Yunanca’dan çağdaş Türkçe’ye çevirisi. 2010 Kutsal Söz Yayınları. Kutsal Kitap’tan Özdeyişler 2010, www.incil.info

[7] Grekçe-Yunanca İncil çevirisi, www.incil.info

[8] Latince Vulgata İncil çevirisi, www.incil.info

[9] KJV: Authorized King James Version 1611 Kamu malı, www.incil.info

[10] Muammer ULUTÜRK, Hristiyanlıkta Havarilik konulu Doktora Tezi, s. 74

[11] Muammer ULUTÜRK, Hristiyanlıkta Havarilik konulu Doktora Tezi, s. 77

[12] Muammer ULUTÜRK, Hristiyanlıkta Havarilik konulu Doktora Tezi, s. 78-79

[13] Muammer ULUTÜRK, Hristiyanlıkta Havarilik konulu Doktora Tezi, s. 79

[14] http://kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?mc=3

[15] http://www.incilturk.com/MAKALELER/incil_nasil_yazildi.htm