İstiridyeye İnciyi Bahşeden Sır: “İffet”

Kelime anlamı; ahlâkî temizlik, namus, ırz, doğruluk, helâle razı olup, haramlardan kaçınma hali. İffet-i mücesseme ise, her şeyi ve her hâliyle günahlardan ve haramlardan son derece sakınan Hz. Peygamberin (asm) bir sıfatı. İffet, istiridye gibi olmaktır bir anlamda; kendini korumak, setretmektir ki, içindeki paha biçilmez cevher olan inciyi meyve verebilsin.

İffet… Meselâ, Hz. Yusuf’un (as) Züleyha’ya râm olmamasıdır. Güzelliği imtihandır onun. Güzel, cazibeli ve makam sahibi bir kadın tarafından çağrıldığı halde, “Ben nefsimi temize çıkarmam, zira nefsim her kötülüğü emredicidir” deyip, zindana rıza göstermesi hâlidir. Mükâfatı dünyada her kulun nail olamayacağı bütün mevkilere sahip oluşudur.

Meselâ iffet; Hz. Şuayb’ın (as) kızları ile Hz. Mûsa (as) arasındaki münasebettir.  Musa (as) Medyen’de hayvanlarına su içirmekte olan bir topluluğa yaklaştığında bu ikisinin uzakta durmalarının temiz ahlâklarından, edeb sahibi olmalarından kaynaklandığını tarttığı gibi, kızlardan Safura da onu babasına, “Ey babacığım! Bu zat, ücretle tutmak istediğin kimselerin en hayırlısı, en kuvvetlisi ve en emniyetlisidir. Ayrıca son derece edeb ve hayâ sahibi. Bizimle konuşurken hiç başını kaldırıp yüzümüze bakmadı” ifadeleriyle takdim eder. Sonuç, 10 sene hizmetkârlığın karşılığında Hz. Şuayb’in bu kızıyla evlenmesidir.

Meselâ bir elmayı tam ısırmak üzereyken haram olabileceğini düşünüp vazgeçmek ve sahibine hakkını ödemesi için yedi sene hizmetçi olmaktır iffet. Karşılığında ise harama gözü kör, kulağı sağır, ayağı topal “tertemiz bir eştir.”  Bu evliliğin meyvesi, Numan b. Sabit’tir; nam-ı diğer, İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri.

Bediüzzaman’ın vasfıdır iffet. İki sene Bitlis valisi Ömer Paşa’nın konağında ikamet ettiği halde onun altı kızından üç büyükleri birbirinden tefrik edip tanımaması hâlidir. “Neden bakmıyorsun?” diye sorduklarında, “İlmin izzetini muhafaza etmek beni baktırmıyor” şeklinde izah eder bu hâli Bediüzzaman. Bunun malûm meyvesi telif edildiği tarihten bugüne kadar sayısı hadde hesaba gelmez insana kurtuluş reçetesi olan eserleri, Kur’ân hakikatleridir.

Demek iffetli olma hâli bir erdem, onu muhafaza ise çetin bir imtihandır; sabredip istikamette olana meyvesi ise, iki cihan saadetini bahşetmesidir.

Kadının fıtratı edep ve iffet üzerinedir.

Fakat iffet kelimesi en çok da Hz. Meryem’le özdeşleşir. O kendini Rabbine adamışken, Rabbi onu bir erkek çocukla müjdelemiştir. “Bana bir insan eli değmediği ve iffetsiz de olmadığım halde benim nasıl çocuğum olabilir?” diye şaşkınlığını dile getiren Meryem’e cevap: “Öyledir! (Lâkin) bu Rabbine çok kolaydır” şeklinde gelir.

Masumiyete, adanmışlığa, temizliğe, iffetine rahmetin hediyesidir Hz. İsa. Rabbi tarafından aşikâr bir nimetlendirme ve müjdelenmeye mazhar olur Hz. Meryem. “Sakın üzülme! Rabbin sana alt yanında bir su arkı yarattı. Hurmanın da dalını kendine doğru silkele, üzerine devşirilmiş taze hurmalar dökülsün. Artık ye iç, gözün aydın olsun!” şeklinde iltifat-ı Rahmanîye mazhar olmuştur…