Kutsal Kitap ve Hristiyanlık İnancı

Kutsal Kitap ve Hristiyanlık İnancı Hakkında Bir Değerlendirme
kutsal kitap çalışmasıBilal DOĞAN – 2008 Doktora Tezi, HIRİSTİYANLIKTA ASLİ GÜNAH DOKTRİNİ ( PAVLUS – PELAGİUS ÖRNEĞİ )

Hıristiyanlıkta inanç kavramı; “dogma”, “confessio”, ve “fides” kelimeleriyle açıklanır. Vahiyle geldiğine inanılan ve Kilise tarafından doğru olarak tanımlanan bu inanç esasları, son şeklini daha çok konsillerde almıştır.16 Daha sonraki bölümlerde Hıristiyanlığın -Asli Günah ile ilgili olması nedeniyle- inanç ve ibadetlerini ayrıca ele aldığımızdan burada kısaca sadece inanç esasları ve kutsal metinlerine göz atacağız.

Hıristiyanlığın ibadetten çok inanç bazında önemli sıkıntıları olan bir din olduğu görülmektedir. Herman Sammel Reimarus’a (1694 -1768) göre, Hıristiyanlık inancının İncillerde belirtilen İsa’sı ile gerçek İsa’nın bağdaştırılması mümkün gözükmemektedir. Ona göre gerçek İsa, geleneksel Hıristiyanlık inancı tarafından örtbas edilmiştir. Yine Reimanus’a göre Hıristiyanlık inancının kökeni, bir aldatma ve yanılgı üzerine oturtulmuştur. İsa’nın Yahudilerin beklediği bir kurtarıcı olduğu, Hz. Davud’un krallığını tesis için geldiği, bunu gerçekleştiremeden çarmıha gerildiği anlayışı ile çarmıhta “Tanrım, Tanrım beni niçin terk ettin” serzenişinin anlatıldığı inanışlar, İsa gibi birine yakıştırılmış olan hususlardır. Hatta karşı görüşte olan Hıristiyan bilim adamlarına göre de onun çarmıha gerildiğini düşünen taraftarları; onu diriltip, göğe çıkarıp Tanrı Oğlu olarak Kurtarıcı Mesih şeklinde geleceği anlayışını yerleştirmişlerdir.17

Bilindiği gibi Hz. İsa 30 yaşında Peygamber olmuş ve İncillere göre risaleti üç yıl sürmüştür.18 Burada önemli olan husus şudur ki, İsa gerçekte Yahudi inancını düzeltmeye çalışan ve Yahudilerin yanlışını ortaya koyan gerçek bir Yahudi idi. Bu konularda Havarilerin İncillerdeki çelişkileri de ayrı bir meseledir. Zira ilmî ve tarihî anlayışa göre, İsa’nın aslında Yahudi olmasının yanında Hıristiyan teolojisinin ve İncillerin de büyük oranda Tevrat’tan etkilendiği, ilk günah, insanın yaratılışı vb. konularında bunun görülmekte olduğu kanaati yaygındır. Ancak belirtmeliyiz ki, Baba-Oğul-Kutsal Ruh (teslis) inancındaki karmaşa da ayrı bir muammadır. Bütün bunlar ve benzeri hususlar inançtaki durulmamış karmaşıklıklardır.19 Bu nedenle bazı araştırmacılar, bu karmaşıklığın sebebi olarak Hıristiyanlığın oluşumunda Yahudiliğin yanında Yunan-Helen ve diğer kültürlerin etkisinin olduğuna da bağlamaktadırlar. 20

Nitekim Hıristiyanlık inancında Yahudiliğin tesirinin oldukça fazla olduğunu Friedrich Heiler de şöyle itiraf etmektedir; “İsa, İsrail’deki peygamberi tebliğin tamamlayıcısıdır. Hıristiyan toplumu, Yahudiliğe çok şey borçludur. Hıristiyanlık; sadece dünyanın yoktan yaratılış fikrini değil, tarihte Tanrı vahyinin Peygamberî inancını, günah bilincinin ciddiyetini, Tanrı’nın affedici merhametine olan güvenini, Tanrı kırallığı beklentisini, ibadeti “içini dökme” olarak görmesini, hatta Kutsal Sakramentini de Yahudiliğe borçludur. İsa’nın Kudüs’teki veda yemeği (ki ondan “yeni birlik”in gizem-sır yemeği doğmuştur) bir Yahudi yemeğiydi. Bu yemeğin ismi “Evharistiya” olup Yahudilik’teki Berâkhâ kelimesinin Yunanca karşılığıdır. Yani ekmek ve şarabın İsa için takdisi ve ona olan şükranıdır. Yahudilerin Cumartesi öncesindeki ayininde kaldırılan kidduş bardağını gördüğümde ve -Sana hamd-ü sena olsun, Sen ki bize (şarab için) üzüm bağını bahşettin- sözlerini duyduğum anda Hıristiyan Papazın Evharistiya litürjisinde kaldırdığı kadeh gözümün önüne gelmişti. Her ne kadar Hıristiyanlığın doğumunda göbeği kopmuş olsa da yeni birliğin kilisesi eski birliğin Tanrısal topluluğuyla, anneyle çocuğun birbirine bağlı olduğu gibi birbirine bağlıdır. Bu sebeple de Hıristiyan kilisesi, Yahudi Mezmurlarını en mümtaz dua kitabı olarak kullanmayı bırakmamıştır. Evet, Hıristiyanlığın en kutsal duası “Paternoster” (fatiha), İsa zamanındaki Yahudiliğin yalvarışlarının sadece bir özet ve konsantresidir.”21

Hıristiyanlık inancının temelinde, İsa Mesih’in hem Tanrının oğlu hem de insanı Aslî Günahtan kurtarıcı olarak görülmesi yatar. Tanrı, insanlığı Aslî Günahtan kurtarmak için biricik oğlunu yeryüzüne göndermiştir. İsa Mesih, ilahî plan gereği insanlığı kurtarışının sembolü olarak önce çarmıha gerilmiş, ölümden sonra da dirilerek Baba’nın yanındaki yerini almıştır. Asli Günah doktrini bu açıdan çok önemlidir. Esasen İsa Yahudi bir aileden, soydan gelmedir ve Yahudilere peygamber olarak gönderilmiştir. Yani onları ıslaha gelmiş bir Yahudi peygamberidir. Kilise ise onu beklenen Mesih olarak görmüştür. “O zaman kurtarıcı olarak beklenen Mesih neden çarmıha gerilip öldürülsün ve neden çarmıhta Tanrıya ‘Tanrım, Tanrım neden beni terk ettin’ diyerek sitemde bulunsun?” sorusu asırlarca hep sorulagelmiştir. Bu nedenle birtakım araştırmacıya göre Hıristiyanlıkta Asli Günah ve kurtarıcılık gibi peygamber inancı da karmaşık görünmektedir.

Hıristiyanlığın inanç esasları ile ilgili çarpık denilebilecek değişik anlayışların bir örneği de 8. yy’da Endülüs’te yaşamış olan İspanyol heretik Migetiu’dur. O, Tanrı’nın Baba olarak Davud’ta, Oğul olarak İsa’da, Kutsal Ruh olarak da Pavlus’ta göründüğünü savunmuştur.22 Yine İncillerde İsa’nın insan ve peygamber olduğuna dair bilgiler ortada iken 23 ona ilahlığın yakıştırılmaya çalışıldığı da bilinmektedir.

Hz. İsa’ya ilahlık atfeden ve bunu kendi kaynaklarından delillerle ispata çalışan Hıristiyanlara, İmam Gazali yine onların kendi kaynaklarından gösterdiği delillerle İsa’nın ilahlığından çok insanlığına vurgu yapıldığını ortaya koymuştur. Nitekim Gazâlî İncillerde onun yorgunluğundan, açlığından, üzüntüsünden, susuzluğundan, bilgi eksikliğinden, kuruntusundan, alçak gönüllülüğünden bahsedilmesini onun insanlığına örnek göstererek, bunları, İsa’nın ilahlık niteliklerinden bir vasfı bulunmadığına hükmetmek kadar normal bir şey olmayacağına delil göstermiştir. Ona göre bunlar, insanda bulunan vasıflardır. Tanrı vasfı olanda bunlar olamaz. 24 Ayrıca İsa’nın çarmıhta söylediği “Tanrım, Tanrım beni niçin terk ettin25 sözü bunu zaten göstermektedir. Buna benzer ifadelerden dolayı Yuhanna’nın diğer İncillere hiç benzemediği, onun ilahî kitap olamayacağı, çünkü Yuhanna’nın yazarının İsa’nın havarisi Yuhanna olmadığı, bunu bilmeyenlerin yanlış bilgi sahibi oldukları gibi ifadeler de Batılı kaynaklarda yer almaktadır.26 Bunlar, Hıristiyanlıktaki inanç ve dinî metin kaynakları hakkındaki tereddütleri ortaya koyması bakımından ayrıca önemli hususlardır.

Hıristiyanlığın inanç ve ibadetlerinin ana kaynağı olan dinî metinler; kutsal metinler ve Literatür olarak ikiye ayrılabilir. Pavlus’un mektuplarının kutsal İncil metinlerden hem tarih olarak hem de yeni dinin şekillenmesindeki rolü bakımından önce olmasıdı kutsal metinler ve dini literatürü anlama bakımından önemlidir. 27 Nitekim İncillerin yazılmaya başlanmasının, Asli Günahtan kurtuluşun gerekçesi olarak gösterilen çarmıhtan sonraki 40–90 yılları arasında olması, Pavlus’un mektuplarının ise miladi 40 ila 60 yılların yani İncillerden yaklaşık 90 yıl önceye dayanması aslında başlı başına üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. 28

Kutsal metinlerin bugünkü hali de 1546 Trent Konsili’nde netleşmiştir. Katolik Kilisesi her ne kadar bunların vahiy mahsulü olduğunda ısrar etse de, çoğunlukla Hıristiyan teologlar bunların tamamının vahiy ürünü olmadığında birleşmektedirler. Nihayet 19. ve 20. yüzyılda Kutsal Kitabın insan hatasına sahip olduğu, yanılmaz olmadığı anlayışı, birçok Batılı teolog ve bilim adamı tarafından da iddia edilmiştir.

Dinî Literatürde ise, dinî metinlerde olmayan, havarilere ait bilgiler, bazı sakramentler bulunmaktadır. Tefsirler de bu gruba aittir ve tefsirler aslında Hıristiyanlığın anlaşılmayan yönlerini gidermeye yarayan metinler durumundadır. İskenderiye, Kapadokya ve Antakya okulları bu yorumlar için kurulmuştur. Bu yorumlara Patristik Literatürü de katmak mümkündür. Bunlar erken Hıristiyan babalarının yaptığı çalışmaların bütünüdür. Ancak burada diğer dinlerden etkilenmiş olsa da Hıristiyanlıktaki mistik Literatürü de unutmamak gerekir.29

Aslında Hıristiyan inancının temeli sayılan İncillerin güvenilirliği konusunda yine kendi bilginlerinin verdiği bilgi ve yorumlar çok önemlidir. Nitekim İncilerin ilahi kitap oluşlarının inanç bazında tam olarak açıklanamadığı ve sadece kişisel yorumlardan ibaret bilgiler oldukları ifade edilmektedir. Yukarıda ifade edildiği gibi Pavlus’un mektuplarının İncillerden daha önce yazılışı gibi birçok hususun yanında, bu dinin inanç kaynakları kabul edilen İncillerin de yazarlarının kendi öz fikirlerinden ibaret olduğu ve bütün bunların Hıristiyan inançlarının kaynağına şüphe ile bakılmasına neden olduğu şeklindeki fikirler, yine Batılı birçok Hıristiyan tarafından sürekli dile getirilmektedir. 30

Nitekim İngilizlerin en önemli misyonerlerinden olan; hem kendi dinini hem de İslam’ı iyi bildiğini ifade eden ve yıllarca bu uğurda çalışmış olan Mr. John, kendi inanç sistemleri ve İncilleri ile İslam’ı karşılaştırırken şunları söylemiştir; “İncilimiz İsa’nın hayat hikâyesini anlatan yaprak parçalarından başka bir şey değildir. İsa’nın öğütleri birkaç babta yer alan cümlelerden ibarettir. Bunlar dahi, onun bizzat nakli olmayıp havarilerinin nakilleridir” Mr. John’a göre İsa’yı peygamberlikten Tanrılığa yükselten de havarileridir. Zira böylece onlar da velilikten, azizlikten peygamberliğe yükselmiş oluyorlardı. Ona göre İnciller’deki “Resullerin İşleri” başlığı altında yer alan dinî konular ve anlatılan olaylar da bunlardan ibarettir. Mr. John, Tevrat’ın tarihî bir yazıt olduğunu, evren vs. ile ilgili ilmi verilere ters düşen pek çok bilgiyi içerdiğini, özellikle Zebur’da, 31 Lut Peygamberin kızları ile cinsel ilişkide bulunduğunun yazılı olmasından insanın yüzünün kızardığını ifade etmiş ve bunların asla mukaddes kitaplarda olamayacağını söylemiştir. Mr. John sözlerine şöyle devam etmektedir; “Her ne şekilde yazılırlarsa yazılsınlar bunlar birtakım felsefî görüşleri içeren insan sözleridirler. Bunlar Tanrı kelâmı olamazlar. Onlarla öyle de amel edilmez. Ama maalesef bizde böyledir.”32

Pavlus’dan sonraki süreçte öğrencilerinin İncillerin oluşumunda İsa’dan çok onun fikirleri doğrultusunda bir yol izledikleri kesindir. Örneğin İncillerin dili Yunancadır. Hâlbuki İsa Aramice konuşuyordu. Kır ve kent kültürü sentezi olan ilk dinî anlayışın Antakya-Roma-Şam gibi kozmopolit şehir kültürüne büründürülmesi söz konusudur. Bu merkezlerde harmanlanan anlayış; kültür, sır dinleri, Gnostik yapı ve Yunan-Helen kültürü ile sentezlenerek İncillerin ve İsa Mesih anlayışının şekillenmesi olarak görülmektedir. Bir de buna Roma İmparatorluğunun baskıcı tutumu ilave edildiğinde, İnciller açısından sağlıklı bir sonuç beklemek zaten yerinde olmayacaktır. İşte Hıristiyanlığın kutsal metinleri ve inançlarının bu tesirle oluştuğu rahatça söylenebilir. 33

İnciller ve mektupların tefsiri, yorumları ve farklılıkları konusunda yukarıda ifade edilen birtakım hususlar, aklı başında Hıristiyan araştırmacı ve teologlarını da rahatsız ettiği için bu problemleri aşmak amacıyla üst seviyede çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar, Sempozyumlar serisi olarak onlarca yıldır sürmektedir.34 Hatta bu konuda Hıristiyan bilim adamları, Kilise Üniversitelerinde çok farklı çalışmalar yapmaktadırlar. Amerika Birleşik Devletleri’nde kurulan “İsa okulu” ve çalışmaları bu açıdan ilginç bir örnektir. Adı geçen araştırma merkezinde uzun bir süreç içerisinde gerçekleşen “İncillerdeki hangi söz ve davranışlar İsa’ya ait olabilir?” isimli araştırmada, İsa’ya ait olabilecek söz ve davranışların bütün İncillerde %16’yı geçmediği görülmüştür. 35

Bunun yanında İncillerin İsa’nın yaşamı hakkında okuyucuyu bilgilendirmek için değil, ilk Hıristiyan toplumunun ona yönelik imanlarının sonucu olarak yazıldığı da belirtilmektedir. Yani bu tespiti yapanlara göre İnciller, İsa’ın söylediği ve yaptığı eylemleri olduğu gibi değil, İncil derleyicilerinin olmasını arzu ettikleri inancı yansıtan eserler durumundadırlar. 36 Zira İncil yazarları bilinçli olarak İsa’ya isnat edilen söz ve davranışları kendi anlayışlarına göre değiştirerek şekillendirmişlerdir. Bu noktada İncillerin çeşitli yazma nüshalarında yirmialtı bin adet birbirine uymayan yerin bulunduğunun tespit edilmiş olması dikkat çekicidir. 37

İncillerde gnostik düşüncelerin olduğunu sadece sonraki asırlarda yaşayan ilim adamları değil, ilk asırlarda Lyons piskoposu İrenaeus da (130–200) söylemiştir. 38 İlk çağlarda İncilleri yazanların ve Pavlus’un, Eski Ahitten ve erken Doğu kültüründen etkilendikleri görüşü araştırmacılar tarafından sıkça dile getirilmiş, bilhassa Pavlus’un mektuplarında Tora vahiy anlayışının etkisinin olduğu ifade edilmiştir.39 Bunun yanında çoğu yerde görüldüğü gibi Hıristiyanlığın Yahudilikten aldığı tesirler hem ibadet ve hem de inanç bazında oldukça fazladır. 40 Hıristiyanlık inancı ve İnciller konusuda bu tür eleştirel yaklaşımlar tarih boyunca hep sürmüştür. 41

İncil’in “Kitab-ı Mukaddes” adı altında Tevrat ile birlikte bulunması, bazı okuyanları şaşırtmaktadır. Yukarıda belirtildiği gibi buna şaşırılmamalıdır. Zira Tevrat’a Ahd-i Atik denir. Bu, Allah ile İsrailoğulları arasında, Musa’nın aracı olduğu bir anlaşmadır. Yani Tanrı ile insanlık arasında uyulması gereken kuralları içeren bir ilk anlaşmadır. Bunun için Hıristiyanlar buna ilk ya da eski anlaşma derler. İsrailoğullarının anlaşmaya tam uymamaları neticesinde ise Tanrı, İsa’nın şahsında insanlık ile yeni bir anlaşma yapmıştır. İsa’nın Son Akşam Yemeğindeki kanı ve eti, bu anlaşmanın sembolüdür. Bu, aynı zamanda Hıristiyanlara göre bütün insanlıkla yapılan bir anlaşmadır ve birinci anlaşmayı ikincisiyle, Yeni Ahit yani İncillerle tamamlar. 42

Günümüzde Hıristiyan inanç esaslarının insanları tatmin edemediği ve eski metinlerle cevap tekrarı yaparak değiştirmenin mümkün olmadığı gerçeğini, yine birçok Batılı teologun açıkça itiraf ettiği onların konuşma ve yazılarından alıntılarla ifade edilmektedir. 43 Hatta birkısım Hıristiyan ilim adamı, İsa’nın ilahî bir kitapla geldiğini ya da getirildiğini söyleyememektedirler. Yine Hıristiyan kesimden araştırmacıların bazıları, İsa’nın kendi eliyle yazdığı, ya da şakirtlerine yazdırdığı bir kaynak İncil anlayışının olmadığına inanmaktadır. Bu nedenle daha çok Hıristiyanlar, Hıristiyanlık inancının Havarilerin fikirleri ve inancı üzerine kurulduğuna inanırlar ve bunu da İncil yazarlarının Tanrı’nın ruhundan ilham aldıkları için yazabildikleri 44 inancıyla açıklarlar. Bu bakımdan Hıristiyanlığın gelişmesinde, inanç ve ibadetlerinin şekillenmesinde kendisini İsa’nın vekili olarak gören Pavlus’un düşüncelerinin de (bilhassa ona ait olmadığı düşünülen sonraki Efeslilere, Koloselilere, İbranilere mektuplarda) tesiri teologlarca ifade edilmektedir.45

Hıristiyanlıkta bazı ibadetler ve özellikle Evharistiya konusunda oldukça farklılıklar bulunmaktadır. Öyle ki Yuhanna İncili bu ibadetten hiç bahsetmez. Böylesi belirsiz durumlar, Hıristiyan teologlarını çok zor durumda bırakmaktadır.46 Bugünkü Papa dahi İncillerin anlaşılmazlığını, farklılıklarını görmezden gelmekte, birtakım yorumlarla bu farklılıkları toparlama gayretlerini kendi eserinde göstermektedir.47 Hatta çok zorlama yorumlarla, kimi yanlışlıkları hiç yokmuş gibi kabul eden Hıristiyan teologların kafalarını kuma sokarak hareket ettikleri bugün birçok Batılı bilim adamınca da kabul edilen bir gerçektir.48

Bu arada özellikle Orta Çağ’da keyfî uygulamalar, İncil okurlarını yönlendirmede o kadar ileriye götürülmüştür ki, Latince yazılan İncillerle, günah çıkarmaya ve ibadet etmeye bütün inananlar mecbur edilmişlerdir. Hatta zamanla Katolik Kilisesi yetkilileri Yunancaya tercüme ettirdikleri İncillerin dışında eski Yunanca İncil’den ibadet için okumalarını Yunanlılara dahi yasaklamışlardır. Bu konuda yapılan diğer çalışmalar da benzeri hususları açık olarak ortaya koymaktadır.49

Eski Hıristiyan din adamlarından Bucaille, kendi kitabında bu gün dahi İncillerdeki birçok yanlış ve mantık dışı kısımların Hıristiyan halka bilerek öğretilmediğini ifade etmektedir. O, Kilise okullarındaki İncil derslerinde tercümeleri de anlaşılmaz kelime oyunlarıyla geçiştirdiklerini söylemektedir. Bu konuda Bucaille ‘’Burada bize soru soracak ortam yaratmamak için azami gayret gösterdiklerini çok iyi biliyordum’’demektedir.50

İncillerin dili, ilk yazıldığı durumlar ve sonraları farklı dillerde yazılan İncillerle aralarındaki yorum farkı bir kısım Batılı ilim adamlarınca da vurgulanmaktadır. Bunlara göre İncillerin her yeni bir dile çevrilişlerinde içerikte yorum farkları oluşmaktadır.51 Nitekim bunlardan Peder Felix Körner bazı araştırmacıların İncilleri ve Pavlus’un Mektuplarını kendi dillerine tercüme ederlerken, orijinalini değiştirerek kendi fikirlerini de kattıklarını ifade etmektedir. Ona göre bu konuda katkısız terceme ve tefsir bulmak imkânsızdır.52

Dip Notlar:
16 Geniş bilgi için bkz. Aydın, Mehmet, “Hıristiyanlık”, DİA, c. 17, s. 348–346.

17 Aydın, Mahmut, Tarihsel İsa İmanın Mesih’inden Tarihin İsa’sına, Ankara 2002, s. 24–25; Yıldırım,
Suat, Mevcut Kaynaklara Göre Hıristiyanlık, İzmir 1996, s.88–91.
18 Yuh. 2/13, 6/4, 11/55.
19 Dinler Tarihi Ansiklopedisi, İstanbul 1999, c. 2, s. 53.
20 Schnelle, age, s.516, 537–542.

21 Heiler, Friedrich, “Dinlerin İşbirliğinin Yol Açıcısı Olarak Dinler Tarihi”, Dinler Tarihinde
Metodoloji Denemeleri, çev. Mehmet Aydın, Din Bilimleri yay. Konya 2003, s. 180.

22 Gündüz, Şinasi, Din ve İnanç Sözlüğü, s. 262.
23 Matta 21/10–11, 46, Luka 71/6, 22/63–64, 13/32–35, Markos 14/65, 6/1–4.
24 İmam, Gazali, Hıristiyanlık üzerine değerlendirmeler, M.Abdullah Şerkavi, Çev. Osman Cilacı,
İstanbul 1998, s.40; Yuh. 12/48–50.
25 Mat, 27/46, Markos 15/34.
26 Ana Britanica, (Ansiklopedi), Johanna Maddesi, İst. 1998, s. 52–53.

27 Michel, Thomas, Hristiyan Tanrı Bilimine Giriş, İstanbul 1992, s. 46.
28 Gündüz, Şinasi, Hıristiyanlığın Mimarı Pavlus, Ank.2001, s. 25–26.
29 Aydın, Mehmet, DİA, agm, s.340–345.

30 Michel, age, s. 46–57; Baytan, Enver, Kitabı Mukaddes ve Kur’an-ı Kerim, Hıristiyanlık Üzerine
Tetkikler, İst. 1966, s. 31; Bucaille, Maurice, Müsbet İlim yönünden Tevrat, İnciller ve Kur’an-ı Kerim,
Çev. Mehmet Ali, Sönmez, Ank. 1984, s. 80–150, Ayrıca Geniş bilgi için ayrıca bkz. Kuzgun, Şaban,
Dört İncil, Yazılması Derlenmesi Muhtevası Farklılıkları Çelişkileri, Ertem yay, Ankara 1994.
31 Bu ifadede bir yanlışlık olduğu düşüncesindeyim. Zira bu olay, Zebur da değil, Kitabı Mukaddes,
s.20–21 ayetlerde yani Tevrat, Yaratılış 19/30–36 da geçmektedir.
32 Ahmet Hamdi, Paşa, Misyoner, s.37–39.

33 Gündüz, Pavlus, s. 151–152.
34Ratzinger, Joseph, Kardinal, “Einige Ansprachen und Beitrage der pratekten der Glaubens
Kongregation”Die Interpretation der Bibel inder Kirche,
http://www.vatikan.va/roman_curla/congregations/cfaltdoc_rat_/index_ae. htm#top,VatikanRoma, 1981–
2005, 21.01.2008; Willa Joseph, Levada, kardinal, “Einige Ansprachen und Beitrage der pratekten der
Glaubens Kongregation”Die Interpretation der Bibel inder Kirche, an Papst Benedikt XVI. Anlesslich
des Ordentlichen öffentlichen konsistoriums, Nominierung neuer Kardinale,
http://www.vatikan.va/roman_curla/congregations/cfaltdoc_levada_/index_ae. htm, 24.03.2008.
35 Aydın, Mahmut, Tarihsel İsa, s. 70–85.
36 Aydın, Mahmut, Tarihsel İsa, s. 14–16.

37 Aydın, Mahmut, Tarihsel İsae, s. 14–16.
38 Gündüz, Sözlük, s. 176, 190–191.
Amy, İnge, “Papa Zosimus-Papa İnnocent”,The Catholic Encyclopedia
http://www.cristusrex.org/wwwı/overkott/bibel.htm 243-k,Beziehungen zwischen Altem und Neuem
Testament, Die İnterpretation innerhalb der Tradition der Kirche, Papstliche Bibelkommision, Die
İnterpretation der Bibel in der Kirche, Sekretariat der Deutschen Bischofskonferenz, Bonn 1993,
17.01.2008.
40 Güç, Ahmet, Çeşitli dinlerde ve İslam’da Kurban, İstanbul 2003, s. 265.
41Kurt, İlhan, “Hz. İsa’nın gerçek incili hangisidir?” Pavlus ve İncillerdeki Şüpheler,
http://www.hzisahıristiyanmiydi.com/?P=24, 09.08.2007.
42 Harman, Ömer Faruk, “Ahd-i Atik”,DİA, c.I, s.494, Tanyu, Hikmet, “Ahd-i Cedid”,DİA, c.I, s.501.

43 Bu konuda geniş bilgi için bkz. Ben Chorin, Schalom, Paulus der Völkerapostel in Judischer Sicht,
Deutscher Taschenbuch Verlag, (dtv) München 1988, s. 80–98; Gazali, age, s. 70–75.
44 Michel, age, s. 33–41, 51.
45 Schimmel, age, s. 175–176; Bucaille, age, s. 97–98, Gül, Durali, Hıristiyanlıkta Asli Günah Doktrini
Üzerine Bir Araştırma, Basılmamış Yüks. Lis. Tezi, A.Ü.SOS. BİL. ENST, Ankara 2002, s. 33.
46 Bucaille, age, s. 156–158; Matta 26/26–29, Markos 14/22–24, Luka 22/19–24, Kor. I, 11/3–25.
47 Ratzinger, Joseph (Paps Benedikt XVI.), Einführung in Das Christentum Vorlesung Über Das
Apostolische Glaubensbekenntnis mit Einem neuen Einleitenden Essay, München 2000, s. 241–243.
48 Bucaille, age, s.83–84; Gündüz, Pavlus, s. 99–100.

49Anselmo, Turmeda (Abdullah Tercüman), Tuhfetül Erib fi Reddi A’la Ehli Salib, (Hıristiyanlığa
Reddiye), Çev. Hacı Mehmet Zihni Efendi, İstanbul 1990, s. 25; Ayrıca Geniş bilgi için bkz. Kuzgun,
Şaban, age, sayfa. 29–44, 132–133, 172–174, 192–198, 305–345.
50 Geniş bilgi için bkz. Bucarille, age, s. 11–17, 83–91, Sarkçıoğlu, Ekrem, Başlangıçtan Günümüze
Dinler Tarihi, Isparta 2002, s. 311–317.
51 “The Language of the old Testament”, The İnterpretters Bible, the Holy Scriptums in the King James
an Revised Standart Versions with General Articles Andintroduction, exegesis, expositia, For each book
of the Bible- intwelve volumes New york, ağabeyngdon boxsbary press- nash ville, Chicago 1939.c.I,
s.229.
52 T İ B, c.I,s.230–231.