Misyonerlerin Çalışma Metodları!

misyoner 6MİSYONERLİK VE TÜRKİYE’DE MİSYONERLİK FAALİYETLERİ
Serdar AY/Yüksek Lisans Tezi,S. 33,34,35

MİSYONERLERİN ÇALIŞMA METODLARI

Matta İncil’inde geçen “İsa yanlarına geldi ve onlara söyleyip dedi: Gökte ve yeryüzünde bütün hakimiyet bana verildi. İmdi, siz gidip bütün milletleri sakirt edin, onları Baba, Ogul ve Kutsal Ruh adıyla vaftiz eyleyin, size emrettigim her seyi tutmalarını onlara ögretin ve iste ben bütün günler, dünyanın sonuna kadar sizinle beraberim”.67 ayetinden anlasılabilecegi gibi misyonerligin tarihi Hıristiyanlıgın tarihi ile birlikte baslar. Kilise yeryüzünde varolusunun geregi olarak Hıristiyan olmayanlara yönelik misyonunu baslangıçtan beri icra etmistir. M. 50 yılında Kudüs’te yapılan Havariler Konsili’nde alınan kararla İncil’in Yahudi olmayanlara da ulastırılmaya baslanması ve Pavlus’un seyahatleriyle evrensel bir mahiyet kazanmıstır. Adı geçen Konsil aslında Yahudi olmayanlar arasında misyon icra eden Pavlus ve Barnaba’nın tecrübelerini aktardıkları bir toplantıdır. İlk Hıristiyan Konsili veya Havariler Konsili olarak sonradan adlandırılmıstır. Gerçekte Pavlus ve Barnaba, burada alınan karardan önce Filistin, Anadolu ve Roma İmparatorlugunun diger bazı bölgelerinde misyonerlik yapmıslardır.68

Pavlus’un Hıristiyanlıgı anlatmak üzere en az üç yolculuk yaptıgı bilinmektedir. O, 47-48 yıllarındaki ilk seyahatine Kıbrıs’tan baslamıs, Anadolu’da çesitli yerleri dolasarak Kudüs’e gelmistir. İkinci misyon faaliyetinde Suriye’deki kiliselerden baslayarak yine Anadolu’yu merkez seçmis, Makedonya ve Yunanistan’daki kiliseleri içine alacak sekilde devam etmis ve sonra Antakya’ya dönmüstür. Bu seyahat yaklasık 49-52 yılları arasında yapılmıs olmalıdır. Üçüncü seyahat özellikle Efes’e ve burası merkez alınarak Balkan kiliselerine yapılmıstır. Yaklasık 52’de baslayan bu seyahat 57’de sona ermistir.69 her yerde yeni dini anlatmıs, dinin inanç ve ögretilerini yorumlamıs, yeni cemaatler olusturmus ve irtibat kurdugu, tanıstıgı topluluklara daha sonra da mektuplar göndererek onları yetistirmeye çalısmıstır. Pavlus’un misyonerlik faaliyetlerindeki metodolojisini gösteren mektupları Yeni Ahit’in bir bölümü olarak Kitab-ı Mukaddeste yer almaktadır. Pavlus’un Hıristiyanlık için ifade ettigi mana süphesiz çok büyüktür. Kimi modern kristologa göre o, bugün bilinen Hıristiyanlıgın kurucusu, kimine göre de Hıristiyanlıgı sistemlestiren kisidir. Misyonerligin mucidi oldugu hususunda ise ittifak vardır. Hz. İsa’nın metodu daha çok İslam teblig metoduyla benzerlik gösteren kendini tanıtma seklindedir. Pavlus ise bugün misyonerlik denilince anlasılan metodu ilk uygulayan kisidir. Pavlus Korintlilere yazdıgı birinci mektubunda metodunu söyle anlatmaktadır: “Ben özgürüm, kimsenin kölesi degilim. Ancak daha çok kisi kazanayım diye herkesin kölesi oldum. Yahudileri kazanmak için Yahudilere Yahudi gibi davrandım. Kutsal Yasanın (Musa Seriatı) altında olmadıgım halde Yasa altındakileri kazanmak için onlara Yasa altındaymısım gibi davrandım. Mesih’in yasası altında olan birisi olarak, yasaya sahip olmayanları kazanmak için Yasaya sahip degilmisim gibi davrandım. Güçsüzleri kazanmak için güçsüzlerle güçsüz oldum. Ne yapıp ne edip bazılarını kurtarmak için herkesle bir sey oldum70 Pavlus’tan sonra Hıristiyanlık, onun ve diger arkadaslarının ziyaret ettikleri yerler basta olmak üzere çesitli bölgelerde hızla yayılmaya baslamıstır. Daha ilk yüzyılda putperest Arap kabilelerinden bazılarının Hıristiyan olduklarını görmekteyiz. Suriye’de yasamakta olan Kudaa kabilesi Hıristiyan olan ilk Arap kabilesidir. Daha sonra da Salih ve Gassan kabileleri onları takip etmistir. Mezopotamya ve Cezirede yasayan Bekr, Taglib, Lahm, Cüzam, Rebia, İyad ve Kelb kabileleri de zamanla Hıristiyanlıgı kabul etmislerdir. Arap Yarımadasının güneyinde yer alan Yemende de ilk asırdan itibaren Hıristiyanlık var olagelmistir. Hz. İsa’nın elçileri arasında yer alan Bartelomeos bu bölgede misyonerlik yapmıstır.71

Tarihin ilk zamanlarında uygulanan misyon faaliyetleri yukarıda belirttigimiz gibidir. Zaman içerisinde misyon faaliyetleri gelisen teknoloji ile birlikte degisik boyutlar kazanmıstır. İlerleyen çagımızda yapılan her isin önceden planlanması kaçınılmaz bir hal almıstır.

Misyonerler de giristikleri faaliyetlerde basarılı olabilmek için bazı metodlar uygulamıslardır. Bunlar kısaca söyle sıralanabilir.

1- Misyonerler, Hıristiyanlıgı yaymak için önce gittikleri bölgenin yerli kültürünü yıkarlar.

2- Milleti olusturan maddi ve manevi degerleri soysuzlastırırlar.

3- İslam ülkelerinde genç nesli dinden uzaklastırıcı faaliyetlerde bulunurlar.

4- İnsanlara kurtarıcı din olarak Hıristiyanlıgı takdim ederler.

5- Çalısmalarında daima dünya sulhunu gerçeklestirmek istediklerini söylerler

6- Hıristiyanlıgın kolay bir din oldugunu, Müslümanlıkta ki gibi namaz oruç gibi ibadetlerin olmadıgını söylerler72

Misyoner faaliyetlerinin görünen amacı dinidir. Yani, kendi ifadeleriyle “dinsiz dünyayı” Hıristiyanlastırmaktır. Bu amaçla bilmeyenlere İncil’i ögretmek, Hıristiyan olmayanları bu dine davet etmek veya kendi mezheplerine insan kazandırmak için çalısan misyonerlerin nihai hedefi ise yeryüzünde güçlü bir Hıristiyan toplulugu olusturmaktır. Görünen bu dini gayelerinin yanında, misyonerligin zamanla siyasi, ekonomik, sosyal ve idari pek çok amacı da bünyesinde tasıdıgı görülmektedir. Özellikle sömürgecilik çagı ile beraber baglı bulundukları ülkelerin emperyalist politikalarına hizmette bulunmaları gözardı edilemeyecek bir gerçektir. Kendilerini kiliseye adayan ve İncil’in hizmetkarı olarak gören misyonerler, amaçlarına ulasabilmek için her yolu ve metodu denemekten kaçınmamıslardır. Onlardan istenen sey gidecekleri ülkenin dilini, dinini ve kültürlerini ögrenip inceleyerek eksiklikleri belirlemek ve ona göre hareket etmektir.73 Bu yüzden misyoner bazen bir doktor, bazen bir ögretmen, bazen de bir Barıs Gönüllüsü veya din adamı olarak faaliyetini sürdüren bir insandır. Çünkü onlar için amaca götüren her yol ve her meslek araç olarak kullanılabilir74. Dolayısıyla, kendi din, dil ve kültürlerini yayabilmek için okul, matbaa ve hastahane gibi kurumları açarak, maksatlarına ulasmak için bu kurumları araç olarak kullandıkları dikkati çeker.75 Bu kurumlar arasında en etkili olanları okullardır. Zira egitim yoluyla ögrencileri Hıristiyanlastırmak esas gayedir. Henry Jessup isimli bir misyonere göre okullar misyonerligin basarısı için temel sart olarak görülmüs ve “Hıristiyan misyonerleri okulunda egitim, yalnız gaye içinde bir vasıtadır. Bu gayede, insanları İsa’ya götürmek, fertler ve milletler Hıristiyan oluncaya kadar onları egitmek…”76 olarak ifade edilmistir. Bu yüzdendir ki misyonerler gittikleri her ülkede dini kurumlarının yanında okullarını da kurmuslardır.

Dip Notlar:
68 GÜNAY, a.g.e. s.35.
69 ÖZTÜRK, İslam Toplumunda Hıristiyanlar, İstanbul 1998, s. 43
70 ÖZTÜRK, a.g.e. , s. 41.
71 ÖZTÜRK , a.g.e. s.45-46.
72 Osman CİLACI, ‘‘Misyonerlik Propagandası Ve Misyoner Faaliyetleri’’. Diyanet İsleri Baskanlıgı Yayınları, s. 16.
73 Uygur KOCABASOGLU, Kendi Belgeleriyle Anadolu’daki Amerika,19.Yüzyılda Osmanlı İmparatorlugu’ndaki Amerikan Misyoner Okulları, Arba Yayınları, İst. 1989, s. 24-33.
74 CİLACI, a.g.e. , s. 10.
75 Samiha AYVERDİ, Misyonerlik Karsısında Türkiye, İstanbul 1969 s. 17.
76 Henry, JESSUP, Fifty-Three Years in Syria, by Henry Jessup N.y, 1910, s.592,567’den nakleden, Mustafa Halidi-Ömer Ferruh, Misyonerler, Egitim ve Siyaset, Arba yayınları,  İstanbul 1991, s. 12.