Salat ü Selam Etmek Ne Anlama Gelir?

إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَاأَيُّهَا الَّذِينَ أَمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا.  سورة الاحزاب:56

İnanlara Allah tarafından yüklenilen vazifelerden birisi de, “Hayat Kılavuzumuz”un ilk ve tam uygulayıcısı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’e salavat getirmek, selam vermektir. Bu vazifemizi inanlar olarak tam yerine getirebilmek salat ve selam kelimelerinin bize yönelik anlamlarını öncelikle iyice kavramamıza bağlıdır.

Bu görevi bize yükleyen 33/Ahzab Suresi 56. Ayetidir. Öyleyse öncelikle bu ayetin anlamını doğru kavmamamız gerekir ki, bu vazifeyi tam olarak yerine getirebilelim. Ayetten ne kasdedildiğini anlamak için de, surenin genel konseptine ve ayetin bu konsept içinde yer aldığı bölüme bakmak gerekir.

Ahzab suresi  Hayat Kılavuzu’muzun Medine’de nazil olan, 73 ayetten oluşan 33. Suresi. Bu sure 9 bölümden (‘AYNع  durağından) oluşur. Genel olarak sureye bakıldığı zaman, hicretin 5. yılında Medine’deki İslam toplumu ve bütün insanlık için gerçekleştirilmesi gereken sosyal düzenlemelerin (reform) yer aldığını; surenin tamamında, bütün bu düzenlemeler yapılırken Peygambere yapılan saygızısılık ve saldırıların yer aldığı görülmektedir.

Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi vesellem bütün insanlara ve cinlere rahmet olarak gönderilmişti. En yakınları ve en uzakları bu kıymeti bilemediler, O’na haketmediği sıkıntıları verdiler. İşte, ismini 20. Ayetinden alan bu Ahzab suresi, tabir yerinde ise özel de inanların –peygamberimizin hanımları dahil-, genelde de bütün insanların ve cinlerin peygambere göstermesi gereken maddi-manevi bağlılık, saygı ve hürmetin sınırlarını çizmektedir. Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’e salavat getirmeyi ve O’na selam vermeyi de bu anlam bütünlüğü içinde değerlendirmemiz gerekmekterdir.

Sureye bir bütün olarak bakıldığı zaman, özellikle de aşağıda seçilen ayetler bir arada düşünüldüğünde, bütün Arap kabileleri, Medine’de münafıklar ve yahudiler, müminler, müminlerin anneleri değişik şekillerde peygambere eziyet vermektedirler.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem alemlere rahmet olarak gönderilmesine rağmen, bir yandan kavminin onu doğduğu yerden çıkarması; onunla Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarını yapmaları; özellike Hendek savaşında kendi kavmi Kureyş, sözünün geçtiği ve baskı altına aldığı diğer Arap kabilelerini (Ahzab) de toplayarak Medine’ye, peygambere ve şehrine saldırmaları; bunu fırsat bilen yahudiler, peygamberle yaptığı anlaşmayı bozarak peygambere saldırıda bulunarak onu ortadan kaldırmak istemeleri; toplumsal bir yanlış kabülün ortadan kalkması için evlatlığı Zeyd’in boşadığı hanımla evlenmesinin sonucu münafıkların dedikoduları peygambere eziyet ve sıkıntı verirken; diğer yandan zahiri  sebeb olarak Uhud savaşında peygamberin her halukarda terketmeyin dediği halde okçuların, bulundukları tepeyi terketmeleri; peygamber hanımlarının peygamberden dünyalık istemeleri; bundan dolayı onları dünyalık ile kendisini tercih etme hususunda bir ay serbest bırakması; müminlerin, uygun zaman olup olmadığını gözetmeden peygamberi evine çat kapı girmeleri; orada uzun uzun oturmaları efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’e ağır geliyor ve onu üzüyordu.

İşte Ahzab suresi bütün bunlara çözümler sunuyor, peygambere gösterilmesi gereken saygı ve hürmetin sınırlarını çiziyor, yanlış yapanların karşılaşacakları sonuçlar ile saygı ve hürmet içinde olanların kazanacakları mükafatları açıklıyor. Müminlerin peygambere karşı yapmaları gereken vazifeleri olarak salat ve selam da bu anlamda burada zikrediliyor.

Konu ile ilgili salat ve selam kelimelerinin açıklamasına geçmeden önce aşağıdaki sureden seçilmiş ayetlere bir bakalım:

1. Ey Peygamber! Allah’ın emirlerine uygun yaşama konusunda sebat et; kâfirlere ve münâfıklar a itaat etme!

6. O Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha evladır (yakındır). 9. Ey iman edenler! Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın;

21. Andolsun ki, Allah’ı(n rızasını) ve âhiret gününü(n saadetini) umanlar ve Allah’ı çokça ananlar için Allah’ın Resûlü’nde, sizin için, pek güzel bir örnek vardır.

28. Ey Peygamber! (Bu sırada seni dünyalık isteyerek huzursuz eden) hanımlarına de ki: “Eğer siz dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerini vereyim ve sizi güzellikle serbest bırakayım.” 29. “Eğer; Allah’ı, Resûlü’nü ve âhiret yurdunu istiyorsanız, şüphe yok ki Allah, içinizden güzel hareket edenlere büyük mükâfât(lar) hazırlamıştır.”

36. Allah ve Resûlü bir meselede hüküm verdiği zaman, inanan bir erkek ve kadına, artık o işte, kendilerine göre (başka) tercih hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resûlü’ne karşı gelir (onlar tarafından verilmiş hükümleri beğenmez)se, kesinlikle o, apaçık bir sapıklıkla sapmış olur.

39. (Peygamberler) öyle kimselerdir ki, Allah’ın gönderdiklerini tebliğ ederler, Allah’dan korkarlar ve O’ndan başka hiçbir kimseden korkmazlar.

41. Ey iman edenler! Allah’ı çok anın (zikredin). 42. O’nu, sabah akşam tesbih edin.

45-46. Ey Peygamber! Muhakkak biz seni, (ümmetin üzerine) bir şâhit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak, hem de Allah’ın izniyle, bir davetçi ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik.

53. Ey iman edenler! Artık Peygamber’in evlerine, siz bir yemeğe çağrılmaksızın, vaktine (de) bakmaksızın, (vakitli vakitsiz) girmeyin. Ancak davet edildiğiniz zaman girin; yemeği yiyince de hemen dağılın, söze dalıp eğleşmeyin. Çünkü bu, Peygamber’e eziyet veriyor, o da siz(e söylemek)ten çekiniyor.

56. Şüphesiz ki Allah ve melekleri Peygamber’e salat eder (onu kutsar/övgü ve iltifatla anar)lar! Ey iman edenler! Siz de ona salât ü selam edin (kutsayın, onun şanını yüceltmeye ve ona tam bir teslimiyete özen gösterin). 57. Hiç şüphesiz Allah’a ve Resûlü’ne eziyet ver(mek istey)enlere, (işte) onlara Allah dünyada ve âhirette lanet etmiş ve onlara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.

69. Ey iman edenler! (Resûl’e karşı tıpkı) Musa’yı (iftira ile) incitenler gibi olmayın.

70-71. Ey iman edenler! ‘Allah’a saygılı olun/emirlerine uyun’ ve doğru söz söyleyin ki, (Allah) işlerinizi düzeltsin ve sizin günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederse, muhakkak ki en büyük bir başarıya/kurtuluşa ermiş olur.

Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’e salavat getirmeyi Allah inanlara emrediyor. Emretmekle kalmıyor, aynı ayet Allah ve meleklerin de peygambere salat ettiklerini bildiriyor. İşte tam bu noktada, Allah’ın, meleklerin yaptıkları ve müminlere yapmaları emredilen SALAT’ın ne anlama geldiğini, müminlerin vermesi gereken selamın ne demek olduğunu doğru anlamamız gerekmektedir.

Salat eden Allah, melekler ve inanlar…

Salat ve selam peygambere…

Selam veren inanlar…, insanlar ve cinler…

Salat ne demek, nasıl getirilir?

Selam nasıl verilir?

Allah’ın, meleklerin ve inanların salat’ı arasında ne fark var?

Diğer peygambelere de salat ve selam etmek gerekir mi?

Bu ve buna benzer soruların cevaplarını, ayetten anlamamız gereken manayı, peygamberimizin ve sahabenin uygulamalarını da gelecek yazımızda yazacağız.

SALLALLAHU ALEYHİ VESELLEM…

Mahmud Salih

24.08.1430/15.08.2009

www.idealyol.com

 NOT: Yukardakı yazılacağı söylenen yazıya http://www.idealyol.com/muminlerin-salat-u-selam-dualari/ adresinden ulaşabilirsiniz. 28.11.2010