Kategoriler
Tüm Yazılar Türkçe

Orada Bir Ãœlke Var, Uzakta…

“Müslümanlar neden birlik ve beraberlik baÄŸları kuramıyor?” diye sürekli hayıflanmadan önce belki de ilk cevaplamamız gereken soru “Müslüman ülkeleri ne kadar tanıyor ve onlarla ne kadar ilgileniyoruz?” sorusudur…

Geçtiğimiz hafta bu konuyla ilgili olarak sosyal medya üzerinden bir anket çalışması yapmıştık. Anket sorumuz “Dünyada en fazla Müslüman nüfusu barındıran ülke hangisidir?” şeklinde basit bir soruydu.

Ankete katılan yaklaşık 1.000 kiÅŸinin yarısından fazlası doÄŸru cevabı iÅŸaretledi ancak (anketi, binlerce takipçisi olan “dini içerikli” sayfalarda yaptığımızı ve Google’dan kopye çekenlerin de olabileceÄŸini hesaba katarsak;) bilmeyenlerin ya da yanlış bilenlerin sayısı da azımsanmayacak kadar fazlaydı… 

Konuyla ilgilenenler için açıklayalım; dünyanın en kalabalık Müslüman ülkesi ve aynı zamanda dünyanın (nüfus yoÄŸunluÄŸu bakımından) en büyük dördüncü ülkesi, yaklaşık 250 milyonluk nufusuyla Endonezya’dır. GüneydoÄŸu Asya’da yer alan ve yaklaşık 17 bin adadan oluÅŸan ülke, büyük nüfusuna raÄŸmen el deÄŸmemiÅŸ doÄŸa alanlarıyla dünyanın en büyük ikinci biyoçeÅŸitliliÄŸine ev sahipliÄŸi yapmaktadır. Maalesef zengin doÄŸal kaynaklarına raÄŸmen günümüz Endonezya’sında fakirlik çok yaygındır.

Resmi kayıtlarda Endonezya halkının % 87’si Müslüman olarak gözükmektedir. Ancak bu oran Ä°slamiyeti gereÄŸi gibi anlayıp yaÅŸayabilenlerin oranı deÄŸildir. Gerek sömürge döneminde, gerekse bağımsızlık sonrasında izlenen misyonerlik faaliyetleri neticesinde cahilleÅŸtirme, yozlaÅŸtırma ve halkı Ä°slam’dan uzaklaÅŸtırma politikaları hala devam etmektedir. Ne ilginçtir ki, bugün ülkenin en büyük eyaleti Yogyakarta’da 17 adet kilise ve 5 adet kilise üniversitesi (bizdeki vakıf üniversitesi gibi) kurumlar bulunmaktadır.

Ancak İslamiyeti gereği gibi yaşamaya çalışanların sayısı da az değildir. Özellikle son yıllarda dinî şuurlanma daha da hız kazanmış ve camiler cemaatlerle dolup taşmaya başlamıştır. Bunun yanı sıra halkı yeniden İslamî kimliğine kavuşturma ve aynı zamanda sosyal dayanışmayı sağlama amacı taşıyan çalışmalar ve organizasyonlar da giderek artmaktadır.

Bu organizasyonlar içerisinde Mahmud Es’ad CoÅŸan Vakfı‘nın önemli bir yeri var.  Türkiye’de yetiÅŸmiÅŸ ender ilim adamlarından ve kanaat önderlerinden merhum Prof. Dr. Mahmud Es’ad CoÅŸan, bu ülkeyle yakinen ilgileniyor; konuÅŸmalarında, yazılarında, sohbetlerinde sık sık bu konuyu dile getiriyordu. “Endenozya’ya gidin, oradaki kardeÅŸlerinizle tanışın, kaynaşın, ticari iliÅŸkiler oluÅŸturun, gerekirse oradan evlenip dostluÄŸunuzu geliÅŸtirip onlarla akrabalıklar kurun. Onların size maddi ve manevi olarak ihtiyaçları var… diyerek kendisini sevenlerin de yakinen ilgilenmesini tavsiye ediyordu.  

Hocaefendi 4 Åžubat 2001’de Avustralya’nın Dubbo kentinde müphem bir trafik kazası sonucu ahirete irtihal eyleyince, onun hizmetlerini devam ettirmek; fikir ve ideallerini hayata geçirmek amacıyla cemaatin ÅŸuan ki lideri M. Nureddin CoÅŸan tarafından, merkezi Avustralya’da bulunan M.E.C. VAKFI kuruldu.

M.E.C. Vakfı kurucusu M. Nureddin Coşan hocaefendi ve merhum babaları

2002 yılında kurulan vakıf;  ihtiyaç sahibi insanlara bir nebze olsun -ilk elden- katkıda bulunmaya, yaşamaya çalıştıkları zor şartlarda yalnız olmadıklarını göstererek onlara moral vermeye ve Müslümanların birbirlerine göstermesi gereken yardımlaşmaya örnek olmaya çalışıyor.

 

Bu faaliyetler içerisinde en önemli yeri, 2006’dan beri her yıl düzenlenen Kurban Organizasyonu alıyor.

Mahmud Es’ad Coşan Vakfı’nın resmi websitesi www.mecvakfi.org ’da yer alan bilgiye göre, son 5 yıldır düzenlenen kurban organizasyonuyla Endonezya’daki yardıma muhtaç, gerçek ihtiyaç sahibi yüzbinlerce aileye yardım eli uzatılıyor. Yardım edilecekleri “kardeş”, yardım şeklini ise “paylaşmak” olarak tanımlayan vakıf, “sağ elin verdiğini sol elin bilmemesi” yönündeki Peygamberî tavsiyeyi benimseyip, “Hiçbir karşılık beklemeden sadece Allah cc. rızası için yardım etmek, paylaşmak ve Allah cc. sevgisini yaymaya çalışmak” ilkesiyle hareket ediyor.

Yerel halkın neredeyse tamamı tarafından tanınan vakfın çalışmaları;  kurban faaliyetlerinin ana merkezi olan Yogyakarta eyaletinin üst düzey yöneticileri, eyalet sultanı ve medya tarafından her yıl ilgiyle takip ediliyor. Organizasyonun büyüklüğü ve yapılan yardımın mahiyeti karşısında memnuniyetlerini ve hayranlıklarını ifade eden Endonezyalılar kurban bağışlarının önemli bölümünün Türkiye’den yapılmış olmasına da ayrıca seviniyorlar.

Bu organizasyon sayesinde dünyanın dört bir köşesine yayılmış, en ücra köşelerde bulunup birbirini “bilme” imkanı olmayan onbinlerce insan arasında dostluk bağları kuruluyor ve kardeşlik duyguları oluşuyor. Böylece “yaklaşmak, yakın olmak” manalarına gelen kurban ibadetinin, anlamına ve amacına uygun olarak yerine getirilmesi suretiyle; hem Allah cc. rızasına yaklaşma
hem de dünyanın diğer ucundaki kardeşlerimizle yakınlaşma imkanı hasıl oluyor. 

Bu anlamlı faaliyete siz de ortak olmak ve sevdiklerinizi de ortak etmek için bu yıl ki organizasyonu kaçırmayın… Detaylı bilgi ve online kurban bağışı için www.mecvakfi.orgu tıklayabilirsiniz.

Bu vesileyle, dünyanın bize en uzak ülkelerinde yaÅŸayanlar dahil, içinde Allah inancı ve sevgisi olan tüm din kardeÅŸlerimizin mübarek Kurban Bayramı’nı en içten dileklerimizle kutlarız.

Idealpath.org
12.10.2011

Kategoriler
Tüm Yazılar Türkçe

En Güzeli, Anlamıyla Beraber En Güzel Okumak…

Kurulduğu 2007 yılından bugüne kadar toplumun Kur’an-ı Kerim’i anlayarak okumasını sağlamak amacıyla çalışmalarını sürdüren KAB Platformu,  30 Mayıs 2010 Pazar sabah namazının ardından Sultan Ahmet Camii’nde Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi.

“Yaradanımız, insanı ve kainatı niçin yarattığını, insanın vazifesinin ne olduğunu kitaplar göndermek suretiyle tarif etmiş, bu kitaplarını gönderdiği peygamberleri, o tarifleri hayatlarına birebir uygulayarak bir nevi yaşayan kitap olmuşlardır.”[1]

Okuma bilmeyen Nebi’ye ‘OKU’ emriyle inmeye başlayan, çağları indiği günden beri kıyamete kadar kuşatacak olan rabbani soluk, okuyanları ve okuduklarını hayatlarına bir ‘TARZ’ olarak uygulayanları yücelere taşımaya devam ediyor. Kur’an’ı okumadan anlamak, anlamadan yaşamak nasıl mümkün değilse, “Kur’ân-ı Kerîm’in gönderildiği son peygamber Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’den sonra, onun görevlerini, onu model, önder ve lider olarak bütün benliğiyle benimsemiş olan” hakiki doğal liderlerin güncelledikleri mesaja kulak vermeden de  çağı doğru okumak ve anlamakta mümkün değildir.

Sözlerin en güzeli şüphesiz Yaratanımızın sözü, yolların en güzeli de O’nun son elçisi, yaşayan kitap olan Muhammed aleyhisselam’ın yoludur.

Kur’an sadece okunsun diye değil, okunsun, anlaşılsın da amel edilsin diye indirilmiştir. Bu nedenle bu güne kadar güzel ama eksik olan bir uygulama yeni bir anlayış ve bakış açısı ile değiştirildi. Türkiye’de ve belki de dünyada ilk defa “En Güzeli En Güzel Okumak” proğramlarına yenilik getirildi: “En Güzeli, Anlamıyla Beraber En Güzel Okumak.”

Ä°ÅŸte bu düşünce ile Kur’an’ın Anlamıyla BuluÅŸmak Platformu (KAB), “Kur’an-ı Kerim’i okuma, dinleme ve anlama  kültürünü geliÅŸtirmek, güzel okuma üslubunu genç kuÅŸaklara aktarmak, güzel okuyan yetenekleri ortaya çıkarmak, anlamı ile birlikte doÄŸru ve güzel okumayı teÅŸvik etmek ve ayetlerini  gönüllere taşırken, okunan ilahi kelamın içerdiÄŸi mesajları akıl ve düşünce dünyasına aktarmak” amaçları ile Kur’an-ı Kerim’i Ve Mealini Güzel Okuma Yarışması tertip etti.
   
15-40 yaşları arasındaki erkeklerin katılabildiği yarışmada adaylar öncelikle jüri tarafından tespit edilen ve kendilerine yarışmaya başvuruları sırasında verilen 10 adet aşır arasından kura ile çektikleri bir aşırı kıraat ettiler ardından da okudukları aşırın mealini seslendirdiler. Yarışmanın bir diğer özelliği ise, yarışmada aşır ve mealini ezber okuma şartı yoktu.
   
Yarışma için belirlenen aşırlar:
Bakara (2)   : 164 – 167;
Yunus(10)   : 5 – 10;
Kasas (28)   : 83 – 88;
Ankebut(29)  : 41 – 45;
Rum (30)    : 54 – 60;
Fussilet (41)   : 30 – 36;
Teğabun(64)   : 1 – 8.

Bölge finallerinde okunmuş, Türkiye finalinde çıkarılmış aşırlar ise:
Al-İ İmran (3)   : 144 – 148;
Mümin (40)   : 61 – 66;
Hadid (57)   : 12 – 16.
   
İstanbul Sultan Ahmet Camisinde Sabah namazından sonra başlayan Türkiye Finali Kuran ziyafetine Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen binlerce vatandaş katıldı. 15 Kasım’da düzenlenen il finalleriyle başlayan yarışma süreci, bölge birincilerinin katıldığı Türkiye finaliyle sona erdi.

Çalışmalarına 2009 yılında başlanan Kur’an-ı Kerim’i ve Mealini Güzel Okuma Yarışması’nın il finalleri, 15 Kasım 2009’da aynı anda 41 şehir merkezinde, bölge finalleri ise Şubat-Nisan 2010 tarihleri arasında 7 bölgede gerçekleştirilmişti. Türkiye’nin doğusundan batısına yaklaşık 1.500 adayın iştirakiyle gerçekleştirilen yarışma, 30 Mayıs 2010 Pazar sabah namazının ardından Sultan Ahmet Camii’nde icra edilen Türkiye finali ile sona ermiş oldu. Bu müstesna Kuran ziyafetine Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen binlerce vatandaş katıldı.

Türkiye Finali’ne yarışmacı olarak:
İstanbul Bölge birincisi Musa Coşkun (BİRİNCİ),
Karadeniz Bölge birincisi Trabzon’dan Lokman Aktepe, (İKİNCİ),
Akdeniz Bölge birincisi Adana’dan Hakan Moral (ÜÇÜNCÜ),
Marmara Bölge birincisi İzmit’ten Faruk Çoban,
Ege Bölge birincisi Uşak’tan Yaşar Çuhadar,
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölge birincisi Erzurum’dan Ali Turhan,
İç Anadolu Bölge birincisi Kayseri’den Ferhat Kars katıldılar.

Yarışmanın ödülleri aşağıdaki şekilde belirlenmişti:
İllerde             : Birinci :1.000 TL, İkinci :750 TL, Üçüncü :500 TL
Bölgelerde          : Birincilere Umre
Türkiye Finali      : Birinci :10.000 TL, İkinci :7.500 TL, Üçüncü :5.000 TL   

Ä°stanbul Bölge Birincisi Musa CoÅŸkun’a ödülü, Zinde Sosyal GeliÅŸim DerneÄŸi Yönetim Kurulu BaÅŸkanı Emin Çınar tarafından verildi.

Karadeniz Bölge Birincisi Lokman Aktepe’ye ikincilik ödülü, Prof.Dr. Mehmet Görmez tarafından verildi.

Akdeniz Bölge Birincisi Hakan Moral’e üçüncülük ödülü, Ä°stanbul Müftüsü Mustafa ÇaÄŸrıcı tarafından verildi.

Türkiye Finali Ödülleri,  2005 yılında Ä°stanbul’da kurulan, milli, manevi ve ahlaki deÄŸerlere baÄŸlı insanlar yetiÅŸtirmek ve eÄŸitmek; dostluk, kardeÅŸlik, sevgi ve barış ortamını saÄŸlamak; kültürel deÄŸerleri korumak; ihtiyaç sahiplerine yardımcı olmak; aile yapısını korumak ve geliÅŸtirmek gibi amaçlarla faaliyetlerine devam Mahmud Esad CoÅŸan Vakfı  sponsorluÄŸunda takdim edildi.
   
Kur’an-ı Kerim ile ilgili böyle güzel bir yarışmada bu ödüllerin de üzerinde elbette en büyük ödül “Allah’ın rızası” nı kazanabilmektir. “(İman, ibadet ve hayır) yarışlarında öne geçenler(e gelince): Onlar (âhirette mükâfatta da) önde gidenlerdir.” (56/Vakıa, 10)
   
Yarışma videoları ve fotoğfarları  hakkında detaylı bilgi almak için, organizasyonu düzenleyen Kur’an’ın Anlamıyla Buluşmak (KAB) Platformunun websitesi www.kuranimiz.net adresini ziyaret edebilirsiniz.

Bu konuda emeği geçen herkesi Yaratanımız umduklarından daha fazlasıyla mükafatlandırsın. Amin.

Mahmud Z. Ãœnal