Kategoriler
Tüm Yazılar Türkçe

Tek İlahî Din İSLÂM’dır

Tek Ä°DEAL YOL da.
Ä°slâm, Allah’ın yarattığı insanoÄŸluna ilk insan ve ilk peygamber Adem aleyhisselam’dan son peygamber Muhammed aleyhisselam’a ve bunların arasında gelmiÅŸ geçmiÅŸ bütün peygamberlere gönderdiÄŸi ve kıyamete kadar gelecek bütün insanlar için geçerli olan yegane ve tek dinin adıdır. “Ä°slâmiyyet”, son tevhîd dini olan, peygamberimize indirilen “Ä°slâm Dini”ni ifade eder. Allah’ın Ä°slâm’dan baÅŸka gönderdiÄŸi ve kabul ettiÄŸi baÅŸka bir din yoktur. Ama insanların kendi uydurdukları dinleri ile, kendilerine gönderilen peygamberlerinin aslı Ä°slâm olan dinlerini bozmuÅŸ olanların bozuk dinleri var ki, bu dinler artık ilâhî olmaktan çıkmış, insanların uydurdukları din halini almış, adına da yahudilik ve hıristiyanlık denmiÅŸtir. Yahudilik ve hırsitiyanlık bu halleriyle Allah’ın gönderdiÄŸi din deÄŸildirler. Bu nedenle de Ä°slâm son olarak peygamberimize gelmeden önce, kendilerine peygamberleri vasıtasıyla kitap gönderilmiÅŸ olanlara “ehl-i kitap”, yani  kendilerine Allah tarafından peygamberleri vasıtası ile vahiy indirilmiÅŸ, kitap veya sahife verilmiÅŸ kimselere denilmektedir. Adem aleyhisselam’dan sonra peygamberimize kadar kendilerine kitap veya sahife verilenler de  bu terkibin içine girmiÅŸ olsa da, Kur’an dışındaki ilahî kitaplarda yer almayan bu “ehl-i kitap” tabiriyle sadece yahudi ve hıristiyanlar kastedilmektedir. Kur’an’da geçen bu tabir bazen sadece yahudileri içine alır, bazen sadece hıristiyanları, bazen de her ikisini muhatap alır. Mezhep imamları, hakkında hüküm bulunmayan diÄŸer din mensuplarını da hüküm bakımından ehl-i kitap kapsamanında deÄŸerlendirmiÅŸlerdir.[1] Kur’an’ın bütünü ise, inanç bakımından hangi konumda olursa olsun, indiÄŸi günden itibaren gelmiÅŸ ve kıyamete kadar gelecek bütün insanlığı ve cinleri muhatap alır.
İslâm genel anlamda, Allah’a ve O’ndan gelenlere iman edip kayıtsız şartsız teslim olmaktır. Müslüman ise yüce Allah’ın gönderdiğine ve Resûlü Muhammed’in (sas.) bildirdiğine içtenlikle inanıp teslim olandır. Bütün ilâhî dinler, tevhid ve Allah’a teslimiyet itibariyle aslında İslâm ise de, hepsinin aslî özelliği değişikliğe uğramıştır ve gerçekliği kalmamıştır. Bundan dolayı Hz. Muhammed’in (sas.) getirdiği İslâm, Allahu Teâlâ’nın gönderdiği en son tevhid dinidir. İslâm/iyet, yalnız Allah ile kul arasında bir olay olmayıp sosyal ve hukukî esaslarıyla hem dünya hem de âhiret saadetini temin eden ve kaynağını Kur’an’dan alan ilâhî bir dindir. İslâmiyet, içine aldığı iman, ibadet, ahlâk, muâmelât ve ceza hükümleriyle bir bütündür. İslâm’ın esasları, tamamen Allah tarafından konulmuştur.
Kur’an bütün insanlığı muhatap alır, Kur’an ile insanlığın tek dini İslâm tamamlanmış, hayat tarzı olarak Allah bizim için İslâm’ı seçmiş ve İslâm ilahî din olarak son halini almış5/3, diğer peygamberler bir kavme veya bir beldeye gönderilirken, bir çok peygamber sadece İsrailoğullarına gönderilmişken, peygamberimiz bütün alemlere bir rahmet,21/107 bütün insanlığa şahit,48/8 müjdeci ve  apaçık22/49 uyarıcı bir peygamber34/28 olarak gönderilmiştir. Böylece diğer bütün peygamber ve kitapların geçerlilik süresi dolmuş, aslı ilâhî olsun olmasın bütün dinlerin hükmü kalmamıştır.
“Şüphe yok ki Allah katında hak din İslâm’dır. Ancak kitap verilen yahudi ve hıristiyanlar, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki ihtiras yüzünden ayrılığa düştüler.3/19 Ey Muhammed! Buna rağmen din işlerinde kimler seninle tartışmaya girişirlerse de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendimi Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlerle, ümmîlere, yani kitabı olmayanlara/müşriklere de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer hakka teslim olup İslâm’a girerlerse, muhakkak doğru yolu bulmuş olurlar. Yok eğer yüz çevirirlerse, artık senin üzerine düşen ancak duyurmaktır.3/20 Allah kendisinden başka hiçbir ilâhın olmadığına şehadet etmiş bildirmiştir. Melekler ve adaletli ilim sahipleri de dosdoğru bu gerçeğe iman ve ikrar ile şehadet ettiler: O’ndan başka ilâh yoktur.3/18 Onlar Allah’ın seçtiği İslâm dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerdekilerin hepsi ister istemez O’na teslim olmuşlardır ve ancak O’na döndürülüp götürüleceklerdir.3/83
Kur’an/İslâm geldikten sonra önceki din/kitap ve İslâm dışı ve karşıtı olarak çıkan bütün ideolojilerin hiçbir geçerliliği kalmamıştır. Çünkü İslâm’dan önceki dinler/kitaplar, birer kavme gelmiştir. Bunlardan elde bulunan Tevrat ve İncil de, hem sonraki asırlarda hatırlarda kalanlardan yazılmış hem de tahrif edilmiştir. Yahudi ve hıristiyanlar, Allah’a oğul isnad ederek şirke/küfre düşmüşler (5/17-18, 72-73; 9/30), yahudiler millî ilâh, hıristiyanlar da üçlü ilâh kabul etmişlerdir. Bundan dolayı da İbrâhimî, yani tevhide inacına dayalı din özelliğini kaybetmişlerdir. Yüce Allah cihanşümûl olarak bütün insanlara tevhid esası üzerine son olarak İslâm dinini/İslâmiyeti ve Kur’an’ı göndermiştir ki aslını aynen korumaktadır. Hıristiyanların, “Dinlerin kaynağı birdir; hangisi olsa Allah’a götürür.” şeklindeki diyalog çağrısında dinleri eşitmiş gibi göstererek, İslâm’ın özelliklerinden ve bilgisinden yoksun genç nesli hıristiyanlaştırmak veya hıristiyanca düşünmelerini sağlama çalışmaları vardır. Din bir tanedir, o da ilk ve son din İslâm’dır. Ancak İslâm’ı tebliğ için hıristiyan, yahudi hatta ateistle, yani her insanla diyalog kurulur.
De ki: “Allah’a, bize indirilen Kur’ân-ı Kerîm’e, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilene; Musa’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rableri tarafından verilenlere inandık. Onlardan hiçbirinin arasında Peygamber olmaları bakımından ayırım yapmayız, hepsi de haktır. Biz yalnız O’na teslim olanlarız.”3/84 Kim artık son  hak din İslâm’dan başka İlâhî veya beşerî  bir din arar onları önemserse asla ondan kabul edilmeyecek ve o, âhirette de hüsrana büyük zarara uğrayanlardan olacaktır.3/85
Âyet-i kerîmedeki İslâm’dan maksat, en son gönderilen, 3/84. âyette geçtiği üzere, önceki ilâhî dinlerin esaslarını kabul eden, aynı zamanda dünya ve âhiret için gereken esasları bildiren, yani hem ibadetlerin, hem sosyal hayatın gereken prensiplerini gösteren sosyal ve evrensel ilâhî bir din ve ilâhî bir hukuk sistemidir. Mahiyeti bozulmuş veya insan ürünü değildir. Buna rağmen bundan başka bir din aranması Allahu Teâlâ yanında geçersizdir. Ancak Allah’ın dinini beğenmeyenler kendilerine uygun gelen bir sınıf (grup ve millet) dini icat etmeye veya İslâm’ı kendilerine uydurmaya çalışırlar; müslüman ancak İslâm’a göre müslüman olur. Bundan dolayı müslümanlar başka bir din/sistem, ideoloji aramaya yönelmezler. Aksi halde Allah’ın onaylamadığı, reddettiği bir şeyi onaylamış ve onu beğenmiş olurlar. Ancak bütün dinlerin üstünde olan İslâm’ı tebliğ için veya dünya işlerine ait meselelerde diğer dinlere mensup insanlar arasında diyalog yani konuşma, anlaşma ve tebliğ olabilir.
İman edip Resûl’ün hak olduğuna şahitlik ettikten ve kendilerine kitaplarında apaçık deliller geldikten sonra küfre sapan bir kavmi, Allah nasıl hidayete eriştirir ve muvaffak kılar?! Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.3/89
Allah, bu Kitab’ı sana, hak ve hakikatin ta kendisi ile dolu ve kendinden evvelkilerin asıllarını tasdik edici olarak indirdi. Bundan önce, insanları doğru yola götürmek için Tevrat’ı ve İncil’i indirmişti ve nihayet Furkân’ı, hak ile batılı ayırt eden Kur’an’ı da indirdi.3/3-4
Allah, İsrâiloğulları’ndan sağlam bir söz almıştı.5/12 Verdikleri kat‘î sözlerini bozmaları sebebiyle onları lanetledi ve kalplerini kaskatı yaptı. Onlar Tevrat’ta gerek Resûl-i Ekrem’e, gerek diğer ahkâma ait kelimeleri, yerlerinden kaldırıp değiştirdiler.4/46 Onlar uyarıldıkları şeylerden nasiplenmeyi de unuttular, terkettiler, hevâlarına tâbi oldular.5/13 Yine Allah, “Biz hıristiyanız.” diyenlerden de peygamberleri aracılığı ile bildirilenlere uymaları için sağlam söz almıştı; onlar da uyarıldıkları şeylerden nasiplenmeyi unutup bıraktılar5/14, böylece ahitlerini ve yaşantılarını bozdular. Her iki grup da kitaplarını tahrif edip kitaplarında müjdelenen son peygamberi de reddettiler. Dinlerini fantazi haline getirdiler.
Bütün bu anlatılanladan sonra, nasıl olur da hala İslâm’ın dışındaki herhangi bir dine “ilâhî” din denebilir? Eğer deniyorsa bunda bir art niyet ve ihanet kokusu sezilmez mi? İbrahim aleyhisselam yahudi ve hristiyan olmadığı halde3/67 nasıl olurda İslâm ve İslâm’ın kendilerine gönderilen şeklini bozarak icad ettikleri insan yapımı yahudilik ve hıristanlığa “İbrahimî dinler” denebilir?
Ey iman edenler! Eğer Kitab verilen hıristiyan ve yahudilerden herhangi bir gruba uyarsanız, onların İslâm’a aykırı hallerini ve yaşayış şekillerini, plan ve programlarını benimseyip kendinizi onlara benzeme ve beğendirme tavrına ve yarışına girerseniz, iyi bilin ki onlar, sizi ve neslinizi imanınızdan ve mânevî değerlerinizden koparıp, birbirinize hasım yapar, sonra küfre/kâfirliğe döndürürler.3/100 Siz, onların batıl ve hükmü kalkmış dinlerine uyuncaya kadar yahudi ve hıristiyanlar sizden asla hoşnut olmayacaktır. Resûlüm! Onlara de ki: “Allah’ın hidayeti olan İslâm doğru yolun ta kendisidir.”2/120
Peygamberimiz Rabbinden kendisine indirileni elçilik görevi gereği tamamen tebliğ etti, bildirdi. Hıristiyan ve yahudilere: “Ey Ehl-i Kitab! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden sizlere de indirilen Kur’an’a inanıp hükümlerini uygulayıncaya kadar din namına doğru hiçbir temel üzerinde değilsiniz.” dedi.5/67-68 Allah, bütün dinlerin üzerinde olduğunu göstermek için, Resûlü’nü, hem hidayet rehberi Kur’an ile hem de son hak din İslâm ile göndermiştir. Buna şâhit olarak da Allah yeter. Muhammed Allah’ın Resûlü’dür. Onunla beraber olan mü’minler, kâfirlere/İslâm karşıtlığı yapanlara karşı çok şiddetli, kendi aralarında ise çok şefkatlidirler.48/28-29
Selam hidayete, doÄŸruya, doÄŸru yola, Ä°DEAL YOL’a tabi olanlara…[2]
Mahmud Salih
27/4/2012

[1] Remzi Kaya, DÄ°A, “Ehl-i Kitap“, Ä°stanbul 1994, 10/517.
[2] Bu yazının hazırlanmasında, Hasan Tahsin Feyizli, Feyzü’l-Furkân Açıklamalı Kur’an Meali’nden ve açıklamalarından istifade edilmiştir. 2. Baskı, Server İletişim 2011.
Kategoriler
Tüm Yazılar Türkçe

Kur’an-ı Kerim’in Anlatımıyla Yahudiler

Kur’an-ı Kerim’de, en çok bahsi geçen topluluk yahudidir. Çünkü o sinsi ve tehlikelidir. Dolayısıyla insanlığın bu tehlikeden haberdar edilmesi gerekmektedir. Özellikle de Kur’an hep onların olumsuzluklarını anlatır. Ä°sterseniz açın bir Kur’an fihristi ve yahudilerin vasıflarına bir göz atın. Daha sonra da zaman buldukça konularla ilgili ayetleri inceleyin.

Ä°ÅŸte size Kur’an-ı Kerim’den, Yahudilerin özellikleriyle ilgili bazı bilgiler:1. Genel özellikleri:

a.Cimridirler:”Onlar cimrilik eder, insanlara da cimriliÄŸi önerir ve Allah’ın kendilerine lütfundan vermiÅŸ olduÄŸunu gizlerler.” (Nisa, 4/37) “Yoksa onların mülkten bir payları mı var? Öyle olsaydı insanlara bir çekirdek zerresi bile vermezlerdi.” (Nisa, 4/53)

b.Yeryüzünde fesat çıkarırlar: “Onlar ayrıca yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çabalarlar. Allah ise bozguncuları sevmez.” (Maide, 5/64)

c.Korkaktırlar: Ãœstelik Allah’tan gereÄŸi gibi sakınmadıkları halde insanlardan çok korkarlar: “Onların kalplerinde sizin saldığınız korku Allah’ınkinden daha ÅŸiddetlidir. Bu onların anlamayan bir topluluk olmalarından dolayıdır. Onlar sizinle toplu halde ancak müstahkem ÅŸehirlerde veya surların arkasından çarpışabilirler. Kendi aralarındaki çekiÅŸmeleri ise pek ÅŸiddetlidir. Sen onları toplu halde sanırsın, oysa kalpleri dağınıktır. Bu onların akıl etmeyen bir topluluk olmalarından dolayıdır.” (HaÅŸr, 59/13-14) (Dikkat edilirse burada mü’minler karşısındaki zayıflıkları ve korkaklıkları özellikle vurgulanmaktadır.)

d.Cennetin yalnızca kendilerine ait olduÄŸu iddiasındadırlar: “Onlar: “Cennete ancak yahudi veya hıristiyan olan girebilecektir” dediler. Bu onların kuruntularıdır. De ki: “EÄŸer doÄŸru söylüyorsanız delilinizi ortaya koyun.” (Bakara, 2/111)

e.Hayata düşkündürler: “Onları insanların hayata en düşkünü göreceksin. Allah’a ortak koÅŸanlardan bile daha tutkundurlar. Her biri bin yıl yaÅŸatılmayı arzular. Oysa uzun süre yaÅŸatılması onu azaptan uzaklaÅŸtırmayacaktır. Allah onların yaptıklarını görmektedir.” (Bakara, 2/96)

f.Sihir yoluna sapmışlardır: “Onlar, o iki melekten bir adamla karısının arasını açmada yararlanacakları ÅŸeyleri öğreniyorlardı. Allah’ın izni olmadan kimseye bir zarar dokunduramazlardı. Onlar aslında kendilerine zarar verecek ve bir yarar saÄŸlamayacak ÅŸeyleri öğreniyorlardı. Onu (sihri) satın alanların bundan dolayı ahirette bir nasib elde edemeyeceklerini biliyorlardı. Nefislerini karşılığında sattıkları ÅŸey ne kötüdür! KeÅŸke bilselerdi!” (Bakara, 2/102)

g.Ä°nsanların mallarını haksız yere gaspeder ve faiz alırlar: “Yine yasaklandıkları halde faiz almalarından ve insanların mallarını haksız yere yemelerinden dolayı (böyle yaptık). İçlerinden inkarcılara acıklı bir azap hazırladık.” (Nisa 161) “Ey iman edenler! Hahamların ve rahiplerin çoÄŸu insanların mallarını haksızlıkla yemekte ve Allah’ın yolundan alıkoymaktadırlar. Altını ve gümüşü biriktirip de onları Allah yolunda harcamayanları acıklı bir azapla müjdele!” (Tevbe, 9/34) (BilindiÄŸi üzere yahudilerin bugün yeryüzünün en zengin tabakasını oluÅŸturmalarının baÅŸta gelen sebepleri, insanların mallarını hile yoluyla ellerinden almak için çeÅŸitli metodlar geliÅŸtirmek, tefecilik yapmak, dünya çapında mafya organizasyonları kurarak bu yolla çeÅŸitli ticari faaliyetlerden komisyon yani haraç almak ve faiz yemektir. Onların insanların mallarını haksız yere yemeleri konusunda ayrıca bkz. Ali Ä°mran, 3/75)

h.Allah’ın fakir, kendilerinin ise zengin oldukları iddiasındadırlar: “Şüphesiz Allah: “Allah fakirdir biz ise zenginiz” diyenlerin sözlerini duymuÅŸtur. Biz onların sözlerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacak ve: “AteÅŸin azabını tadın” diyeceÄŸiz.” (Ali Ä°mran, 3/181)

2.Din ve inanç konusundaki tutumları:

a.Allah’ın ayetlerini inkar ederler: “Onlar Allah’ın gazabını haketmiÅŸlerdir ve kendilerine miskinlik damgası da vurulmuÅŸtur. Onlar bunu Allah’ın ayetlerini inkar ettikleri ve haksız yere peygamberleri öldürdükleri için hak ettiler.” (Ali Ä°mran, 3/112) “Onlar: “Allah bir insana herhangi bir ÅŸey indirmemiÅŸtir” derken Allah’ı hakkıyla deÄŸerlendiremediler.” (En’am, 6/91)

b. Kendilerinin Allah’ın oÄŸulları, dostları ve peygamberin torunları olduklarını söylerler: “Yahudiler ve hıristiyanlar: “Biz Allah’ın oÄŸulları ve sevdikleriyiz” dediler.” (Maide, 5/18)

c. GeçmiÅŸte birçok kez dinlerinden dönmüş, Allah’ın kendilerine vahyettiÄŸi dinden çıkmışlardır: “Ä°man edip sonra inkar eden, sonra yeniden iman edip sonra tekrar inkar eden sonra da inkarlarını artıranlar var ya, Allah onları ne bağışlar, ne de doÄŸru yola yöneltir.” (Nisa, 4/137)

d. Allah’ı cimrilikle itham ederler: “Yahudiler “Allah’ın eli baÄŸlıdır” dediler. Kendi elleri baÄŸlandı ve söylediklerinden dolayı lanetlendiler!” (Maide, 5/64)

e.Münafıktırlar: “Onlar iman edenlerle karşılaÅŸtıklarında “biz de iman ettik” derler. Ama birbirleriyle baÅŸbaÅŸa kaldıklarında, “Allah’ın size açmış olduÄŸu ÅŸeylerden, bunları Rabbinizin katında size karşı bir belge olarak göstersinler diye mi söz ediyorsunuz! Aklınızı kullanmıyor musunuz!” diye konuÅŸurlar.” (Bakara, 2/76)

f.Cebrail (a.s.)’a düşmandırlar. “De ki: “Kim Cibril’e düşman olursa, (bilsin ki) o bunu (Kur’an’ı) Allah’ın izniyle, daha önce gelmiÅŸ olanları doÄŸrulayıcı, iman edenler için de bir hidayet rehberi ve müjde olarak senin kalbine indirdi.” (Bakara, 2/97)

g.Allah’a çocuk isnadında bulunmuÅŸlardır: “Allah oÄŸul edindi” dediler. O bundan yücedir.” (Bakara, 2/116)

Bütün bu özelliklerinin yanısıra, hakikatten sürekli yüz çevirme, kendilerine vahyedilmiÅŸ olan Tevrat’a bile uymama, Allah’ı bırakıp kendi bilginlerini ve ruhbanlarını rab edinme, sırf hasetlerinden ve mevki hırslarından dolayı Kur’an’ı inkar etme gibi özellikleri de bizzat Kur’an-ı Kerim’de tescil edilmiÅŸtir. Yine Kur’an-ı Kerim’de bildirildiÄŸine göre onlar Tevrat’ı tahrif ederek iÅŸlerine gelmeyen ÅŸeyleri çıkarmış ve iÅŸlerine gelen bazı eklemelerde bulunmuÅŸlardır. Allah’ın kendilerine verdiÄŸi nimetlere karşı nankörlük ederek taÅŸkınlıkta bulunmuÅŸ ve aşırı gitmiÅŸlerdir. Onların en önemli özelliklerinden biri de anlaÅŸmalarına baÄŸlı kalmamalarıdır. Bu konuda ise Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Bunlar kendileriyle antlaÅŸma yaptığın (ÅŸu) kimselerdir ki her keresinde antlaÅŸmalarını bozarlar, hiç sakınmazlar.” (Enfal, 8/56)

 Onların Kur’an-ı Kerim’de zikredilen özelliklerinin tamamı bu kadar deÄŸildir tabii ki. Ancak burada sayılan özellikleri onların gerçek kimlikleri hakkında genel bir fikir vermektedir. Onların burada sayılan ve burada saymadığımız ancak Kur’an-ı Kerim’de zikredilen bütün özelliklerinin üzerinde tafsilatlı bir ÅŸekilde durma imkanımız yok. Fakat Mescidi Aksa’yı tehdit eden giriÅŸimleri, ümmet açısından büyük sorunlara yolaçan faaliyetleri hakkında daha isabetli düşünebilmemiz için onların Kur’an-ı Kerim’de ortaya konan kimliklerini tanımamız gereklidir. Çünkü ümmetin kapanamayan bu yarası ÅŸimdi daha bir derinden kanamakta ve tüm mü’minlerin de yüreÄŸini daÄŸlamaktadır.

Ä°ÅŸin gerçeÄŸinde onların Ä°slam karşıtı faaliyetlerinin özü Kur’an-ı Kerim’in Tevbe suresinin 32. ayetinde şöylece dile getirilmektedir: “Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Ama kafirler istemese de Allah nurunu mutlaka tamamlayacaktır.”

Ä°ÅŸte bu ayetten de açıkça anlaşılıyor ki yahudinin asıl amacı, bu dini ortadan kaldırmaktır. Hal böyle olunca, Mescidi Aksa ve Hz. Ömer Camii de Kudüs’te Ä°slam’ı dünyaya haykıran en önemli iki ibadethanedir. Bu mescidler var oldukça, gelecekteki nesiller için Ä°slam’ın mesajı hep taze ve canlı olarak devam edecektir. Siyonist yahudinin amacı ise bu mesajın sesini kesmektir. Hz. Süleyman mabediyle ilgili efsaneler bu amaç uÄŸrunda geliÅŸtirmiÅŸ oldukları idealleri için uydurdukları bir bahaneden ibarettir. Hatta bununla da kalmayıp ÅŸayet emellerini gerçekleÅŸtirirlerse Nil’den, Fırat’a belki Toroslar’a kadar bu ümmetin topraklarına (“vaadedilmiÅŸ topraklar” iddiasıyla) sahip olurlarsa buralarda Ä°slam’ın ÅŸiarı olan mescitleri de yıkıp yok etmekten kaçınmayacaklardır. Zira bugün Mescidi Aksa, yarın Eyüp Sultan, Fatih, Süleymaniye, Sultanahmet…

Nasıl ki haçlılar bugün üzerinde Ä°spanya devletinin kurulduÄŸu Endülüs’ü ele geçirdiklerinde oradaki milyonlarca Müslümana soykırım uygulayıp, Ä°slam’ın alameti olan on binlerce camiyi, mescidi, medreseyi, kütüphaneyi ve çeÅŸmeyi yıkmışlarsa, bugün aynısı Filistin topraklarında uygulanmaktadır.

Hatta daha da yakına gelelim. Daha dün aynı haçlılar “Biz Avrupa’nın göbeÄŸinde Ä°slam’a müsaade etmeyiz” deyip Bosna’ya aynı vahÅŸeti sergilemediler mi? Ve hala yeni yeni toplu mezarlar ortaya çıkarılmıyor mu? Makedonya da aynı tehdit altında deÄŸil mi?

Ancak yahudiler bu emellerine ulaşacak mı? İşte bunu da ayetin devamından anlıyoruz ki; hayır tam aksine, her ne kadar yahudiler ve haçlılar istemese de Allah (c.c.) nurunu tamamlayacaktır. O zaman mazlum ve mustazaflar zalimlerden hesap soracaktır.

Fakat şunu da çok iyi bilmeliyiz ki, bu ilahi vaadler kimseyi gevşekliğe ve vurdumduymazlığa sürüklememelidir. Çünkü herkes izlediği tutumdan, takındığı tavırdan, görevini ne kadar yerine getirip getirmediğinden hesaba sorulacaktır.

Mescidi Aksa bugün Müslümanların üzerinde bir emanettir. Yüce Allah: “Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamberine hıyanet etmeyin ve bile bile size emanet edilen ÅŸeylere hıyanet etmeyin.” (Enfal, 8/27) diye buyuruyor. Ä°man ÅŸuuru içinde olan her Müslümanın bu gerçeÄŸi anlaması ve üzerindeki emanetin önemini kavraması gerekir.

Hasan ZAHÄ°D