Tesettür Ve Örtünme Menüsü*

 

  1. İslam ile ilgili bir emri yaparken veya bir yasağı terkederken önemli olan Allah’ın rızasını en önde tutmaktır. Her şeyden önce bütün amellerimizde olduğu gibi, bu tesettür konusunda da Allah’ın rızasını ön plana almamız gerekmektedir. Niyetimiz, Allah’ın rızasını kazanmak olmalıdır ve Allah Teala ne buyurdu ise zorlamaya gerek kalmadan, doğrudan doğruya kendi içimizden gelerek, teslim olarak uymak durumundayız. Biz tesettürümüzü/örtünmemizi kadın-erkek olarak  yeniden Allah’ın muradı doğrultusunda gözden geçirmek durumundayız.
  2. Tesettür’ sadece başörtüsü değil, erkek ve kadınların giyinişlerinde İslam’ın emrine göre dikkat etmeleri gereken bütün işlemlerin genel adı olarak ‘örtünme’dir.
  3. “Örtünmek, tesettür Kur`an’da yoktur, tesettür konusu ta hicri 2. asırdan bu yana hep problem olagelmiştir.” gibi sözler, Allah’a iftiradır, Peygamberimize iftiradır. Allah’ın ayetlerini az bir bahaya satmaktan başka bir şey değildir.
  4. Örtünmek’ sonradan olan, geliştirilen bir şey değil fıtrî, insanın yaratılışından gelen bir duygudur. İnsan –kadın olsun erkek olsun- insan olarak örtünmek ister. En ilkel insan topluluklalarında bile örtünme vardır ve kadın-erkek farklı farklı örtünmektedir.
  5. Örtünmek fıtri olduğundan inanan insan istese de, istemese de örtünür; aynen yemek yemek gibi zaruri bir iş olduğundan, bizim burada söyleyeceğimiz şeyler “kim ne kadar örtünmelidir ve ne şekilde örtünmelidir?” olacaktır.
  6. Örtünmek, ‘tesettür’ simgedir,  İslam’ın alametlerindendir.
  7. Avret” dolayısıyla Türkçe ifadesiyle “avrat” her zaman için örtülmesi gereken muhterem, saygıdeğer, muhafazaya değer anlamını taşır.
  8. Örtünmeyi en dar çerçeveden en geniş çerçeveye doğru sıralarsak: 1. Karı-koca arasında avret yeri, 2. Kadının kadına karşı avret yeri, 3. Erkeğin erkeğe karşı avret yeri, 4. Erkeğin kadınlara karşı avret yeri, 5. Kadının mahremi olan ve olmayan erkeklere karşı avret yeri.
  9. Karı-koca arasında avret yeri yoktur. Onların birbirine karşı örtünmeleri dini mecburiyetten değil, edeptendir.
  10. Kadının kadına, erkeğin erkeğe, erkeğin kadına karşı avretleri, mecburen örtmeleri gereken yerleri göbekten diz kapağına kadar olan yerlerdir.
  11. Kadının erkeklere karşı avret yerine gelince, bu da iki kısımdır: 1. Kadına mahrem olan, yani evlenmesi ebediyen haram olan erkeklere karşı avretleri, göğüsten diz kapağına kadar olan yerleridir. Bu hüküm, herhangi bir fitne olmadığı zaman için böyledir. Kadın böyle giyindiği takdirde yakın erkeklerden dahi bir fitneyle karşı karşıya kalacaksa, o zaman onların yanında böyle açılması, hatta aynı evde baş başa bulunması dahi caiz olmaz. 2. Kadına haram olmayan, nâ-mahrem olan, yani aralarında normal olarak evlenme yasağı bulunmayan erkekler.
  12. Kadının yabancı, yani evlenme yasağı bulunmayan erkeklere karşı avret yerleri, yüz ve elleri hariç vücutlarının her tarafıdır. Ayakların avret olması konusunda değişik görüşler olmakla birlikte kadının ayaklarını da avret yerine dahil eden görüşler ağırlıktadır.
  13. Kadının mahrem, yani evlenmesi haram olan erkekler için göğüsten diz kapağına kadarki avret yeri aynı şekilde toplumumuzda hukuken bulunmayan cariyeler için de geçerlidir. Cariyelerin sadece mahremi olan erkeklere karşı değil, bütün erkeklere karşı avret yeri göğüsten diz kapağına kadarki yerleridir. Dolayısıyla cariye, İslam toplumunda baş açık ya da kolları açık veya diz kapağından aşağısı açık gezdiği zaman günah işlemiş olmaz, o şekilde onu gören erkekler de günaha girmiş olmazlar.
  14. Avret yerlerini bu şekilde özetledikten sonra, avret yerlerini örtecek elbiseye gelince, İslam’da gerek erkek  gerek kadının örtünmesi için belli bir kıyafet şekli emredilmemiştir. Ancak, kıyafet için ilkeler/kaideler koymuştur ve “bu ilkeleri kendisinde bulunduran her türlü kıyafeti giyebilirsiniz.” demiştir. O takdirde bu ilkeleri/kaideleri kendisinde bulundurmak şartıyla on çeşit, elli çeşit dahi elbise üretilse, hepsi de İslamî olur.
  15. İslamî kıyafetin 4 ilkesi/şartı vardır. Bu şartları kendisinde bulunduran herhangi bir kıyafet İslamîdir. 1. Kıyafet avret yerlerini örtecek. 2. Elbise vücut çizgilerini belli edecek derecede dar olmayacak. 3. Kıyafet dışardan bakılınca içini gösterek şekilde şeffaf olmayacak. 4. İslam’dan başka bir dinin simgesi olmayacak. Bu şartları taşımayan elbise veya kıyafet ile farz olan örtünme yapılmış olmaz. Bu şartlar hem erkek hem de kadın kıyafetleri için geçerlidir.
  16. Gerek avret yerlerinin tarifine, gerekse islamî kıyafetin ilkelerine baktığımız zaman anlıyoruz ki, tesettür sadece başı örtmek değil, aynı zaman da, bütün vücut hatlarını gösteren “giyinik ama çıplak” diye tarif edilen giyinme de farz olan örtünme yerine geçmez.
  17. Kadınlara has olan bir örtü biçimi olan “Cilbab”, başörtüsünün üstünden örtülen, alnın yarısından burnun yarısına kadarki gözlük yeri diyebileceğimiz kadar yeri açık bırakan, içerden de kadının tuttuğu baştan aşağı doğru da sarkan bir örtünün adıdır. Dolayısıyla başörtüsü ve manto/pardesü, cilbab yerini tutmamaktadır. Cilbab bir emir değil, takva gereğidir. Bu cilbabın değişik yerlerde farklı uygulamaları vardır.
  18. Mevcut tül gelinlikler bize Avrupa`dan gelmedir.  Ama, Avrupa’dan gelmiş bile olsa bizim yukarda bahsettiğimiz örtü ilkelerimize uyuyorsa, onları kullanmak caizdir. Ama caizdir demek mecburidir anlamına gelmez. Dolayısıyla bunu kullanmak zorunda da değiliz. Gelinlik Avrupa’dan gelmiştir ama onların dinlerinin simgesi değildir. Öyleyse önceki üç şart yerine gelmişse gelinliği kullanmak caizdir. Ama caizdir demek mecburidir anlamına gelmez. Kadınlarımız bu yolda bir çaba gösterseler de gelinlik modelini değiştirseler.
  19. Kadının giyeceği dış elbisesi ve başına takacağı örtüsü için tercih edeceği renkler meselesine gelince: Kadının tercih edeceği renkler de dikkat çekmeyen renkler olmalıdır. Koyu renkler daha çok tercih edilmelidir. Çok uzaklardan dikkat çeken renkler, İslamın tavsiye ettiği renkler değildir.
  20. Kadınlar için güzel kokuyla ilgili olarak Resülullah (sav)’ın özel tavsiyesi vardır. Kadın yabancı erkeklerin alabileceği şekilde koku sürünecek olursa, o kadına cennet kokusu haram olacaktır, diye. Öyleyse kadın yabancı erkeklerin dikkatini celbedecek şekilde koku sürünmemelidir. Kadın ev içerisinde beyine karşı istediği kadar koku sürünebilir. Diğer erkekler onun beyi değildir ki onları celbedici kokular sürünsün.
  21. Kadının makyaj yapması caizdir, mecburi değildir. Ancak, yabancı erkeklere karşı makyaj, caiz değildir. Kadın makyaj yapabilir, ama makyajını kendisine, kocasına saklayacaktır. Esas olarak gerek kadın gerek erkek her ikisinin de makyajı abdest suyu ve gece ibadetidir. Gece ibadetinin, seherlerde teheccüdün, insan yüzünü parlatacağı hadislerde geçmektedir. O ibadeti yapan koyu derili biri dahi olsa yüzü sevimlidir ve çok cana yakın gelir insana. Sürmeyi kadınlarda erkeklerde kullanabilir. Kadın için sürme makyaj anlamına geldiğinden yukardaki kadının makyaj şartları sürme için de geçerlidir.
  22. Kadın bileziklerinin sesini dahi başkalarına duyurmayacaktır. Bundan hareketle, kadının topuğuna ses çıkarıcı bir şeyler çaktırması, yolda yürürken de, ta uzaktaki erkeklerin bile dikkatini çekecek sesler çıkarması, ayete aykırı düşmektedir. Dolayısıyla ses çıkarmayan, başkasını rahatsız etmeyen ayakkabılar tercih edilmelidir.
  23. Bir başka mesele de “Saç Boyama” meselesi. Bu da zamanımız kadınlarının bir belası. Kadınlar saç boyama konusunda adeta birbirleriyle yarışıyorlar. Bunu kimi zaman diğer kişilere karşı övünme vesilesi de yapıyorlar. Çeşitli amaçlarla saçlarını değişik değişik renklere boyuyorlar. Başkalarına gösteriş olsun diye saç boyama caiz değildir. Çünkü o insanı kibre ve şımarıklığa götürür. Şımarık ve kibirli olan kişi de Allah`ın hududunu tanımaz olur. Yabancı erkeklere göstermemeniz şartıyla istediğiniz renge saçınızı boyayabilirsiniz/boyatabilirsiniz caizdir, mecbur değildir. Boyaların helal olması da şart.
  24. Bir başka mesele de kadının sesi meselesi. Kadının sesini iki kısma ayırıyoruz: 1. Kadının düz konuşması, 2. Kadının nağmeli sesi.
  25. Kadının sesi düz konuşma şeklinde cazdir, dinlenebilir. Kadının düz konuşurken sesini yabancı erkeklerin dinlemesini yasaklayan bir ayet, veya bir hadis de bilmiyoruz. Ancak şu tavsiye var. Erkeklerle konuşurken kırıtmadan, en kısa şekliyle, fazla da laf etmeden, soracağı şeyi en kısa şekliyle sorarak kadının erkeklerle düz konuşmasının bir sakıncası yoktur. Ancak kadının nağmeli sesle erkeklere şarkı, türkü, ilahi, ezan, Kur`an-ı Kerim okuması veya kırıtarak şiir okuması caiz değildir.
  26. Yolculukta Kadın” meselesi: Kadının yola çıkmasına, evinden çıkıp dönünceye kadar can ve mal, özellikle de namus konusunda, emniyet içerisinde ise, tehlike yoksa gidebilir. Herhangi bir tehlike varsa gidemez. Hatta kadının namusu evinden dışarı, sokağa çıktığı zaman tehlikedeyse, evinden çıkması da caiz olmaz. Öyleyse namus fitnesine bağlı olarak kadın, mahremsiz yolculuğa gider yada gidemez.
  27. Kaş Alma” meselesi: Kaş alma ya da “estetik müdahale”, yerine göre caizdir, yerine göre caiz değildir. Kadının normal yaradılışta bir yapısı varsa biraz daha estetikleşmek için müdahale caiz değildir. Ve bu şekilde müdahale edenlere, Allah, lanet etmiştir, Resulullah (sav) lanet etmiştir. Mesela diyelim ki normal bir kaşı var kadının, ya da dişleri normal. Normal olan bu yapıyı biraz daha çekici ve estetik hale getirmek için yapılan müdahele caiz değildir. Bunu yaptığımız takdirde lanete uğrayacağımızı bilelim. Ama bir kadın da diyelim ki hormonal bir bozukluğu varsa, istenmeyen tüyler… vs. şunlar bunlar çıkmışsa bunları normalleştirmesi, dolayısıyla estetik müdahalede bulunması caizdir, hiçbir sakıncası yoktur.
  28. Hasılı tesettürlülerin örtünmelerini yeniden kontrolden geçirmeleri gerekir. Tesettür, örtünme oluyor ama acaba bu örtünme ne kadar İslamî kıyafet anlayışına uygun, bunun gözden geçirilmesi lazım. Bu konuda iki tane ana problem var: DAR GİYİNME ve TEBERRÜC.  Dar giyinme malesef ciddi bir problem. Yukarda da ifade ettiğimiz gibi kıyafet vucüt hatlarını belli etmeyecek şekilde bol olmalı ki İslamî olsun. Mesela omuzdan aşağıya baktığında düz çizgi gibi iniyorsa o boldur. Ama elbise (pardesü vs.) omuzdan aşağıya doğru girintili/çıkıntılı iniyorsa, hele kemer gibi birşey de takıldıysa, hey hanımlar hem kendinizi kandırmayın hem de ALLAH’ı kandırmaya kalkmayın. Çünkü ALLAH kanmaz kendinizi kandırırsınız. TEBERRÜC’e gelince; lütfen Nur suresi 60 ile Ahzab suresi 33. ayetlerin tefsirlerine bi-zahmet bakın. Teberrüc; giyimde, renk seçiminde, konuşma ve yürüme tarzında dikkat çekici davranmak demektir. Hanımlar hem örtünüyor hem de kaş aldırma, dikkat çekici makyaj, dikkat çekici gözlük, dikkat çekici konuşma, yürüme ile ortalıkta dolaşıyorsa bu hanımlar lütfen  “ben tesettürlüyüm” demesinler. Kimsenin giyimine karışmıyorum AMA, bir hanım tesettür iddiasındaysa yukarıdakileri ona hatırlatma mecburiyetim var. Tabii ki erkekler de bu anlayış ve kaideden hariç değildir. Yapışık pantolonların İslam’la ilgisi yoktur, hatırlatıyorum. Selam.

* Bu 28 maddelik çalışma, Prof. Dr. Orhan Çeker’in Mart 2006’da Konya Betül Hanımlar Dostluk Ve Çevre Derneği’nde  konu ile ilgili olarak yapmış olduğu konuşma/konferans esas alınarak Mahmud Salih tarafından hazırlanmıştır.